Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8884 E. 2026/172 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8884
- Karar No
- 2026/172
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2371 E., 2025/715 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/618 E., 2023/277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.08.2018 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı da iptal edilerek yersiz ödeme talep edildiğini beyanla davacının yaşlılık aylığının iptal edilmesine dair Kurum işleminin iptaline, davacının davalılara ait iş yerlerinde 04.12.2007 – 29.12.20 09... .06.2010 – 28.02.2011 tarihlerinde kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden de kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurumca iptal edilen hizmetlerin geçerli olduğunun tespitine, yaşlılık aylığını kesen Kurum işleminin iptali ve Kurum'ca yersiz ödeme altında tahakkuk ettirilen borçtan sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 1.5510 sayılı Kanun'un 59. maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Bu Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları, 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haizdir” düzenlemesine yer verilmiş, 59/2. maddesinde ise; “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan; sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. 2. Eldeki dosyada, davacının tespit istediği dönemlerde; 04.12.2007-16.02.2008 tarihleri arasında ....sicil numaralı... Tic. Paz. A.Ş. unvanlı iş yerinden, 01.06.2008-28.02.2009 tarihleri arasında .... sicil numaralı ... Teks. Ürün. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinden, 17.08.2009-29.12.2009 tarihleri arasında ....sicil numaral....Tekstil Kuyumculuk Petrol Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinden, 17.08.2009-29.12.2009 tarihleri arasında .... sicil numaralı ....Kumaşçılık Teks. Ür. Paz. San. Tic. Ltd. Şti unvanlı iş yerinden, 01.06.2010-28.02.2011 tarihleri arasında .... sicil numaralı .... unvanlı iş yerinden çalışma bildirimlerinin yapıldığı, davacının 04.12.2007-28.02.2011 tarihleri arasındaki bildirilen çalışmalarının bir kısmının sahte işyerlerinden bildirilmiş olması, bir kısmı için de kontrol ve şüpheli kaydı konulmuş işyerlerinden bildirilmiş olması nedeniyle hizmetlerinin iptal edildiği, davacının Kurum denetimi sonucunda sahte olduğu gerekçesi ile iptal edilen 04.12.2007 – 29.12.20 09... .06.2010 – 28.02.2011 tarihleri aralığında hizmetlerinin geçerliliğinin tespitini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı ... ...’ın, 04.12.2007-29.12.2009 tarihleri arasında aslen ve fiilen ... adına .... Mah. 139 ....İzmir adresinde 4 katlı bina iş yerinde bekçilik yapmak suretiyle çalıştığının tespitine ilişkin araştırma yeterli ise de 01.06.2010 - 28.02.2011 dönemine ilişkin verilen karar eksik araştırmaya dayalıdır. 01.06.2010 - 28.02.2011 döneminde davalılara ait iş yerinden çalışan yeteri kadar bordro tanığı dinlenilmeli, beyanlarının yeterli olmaması halinde davacının bekçilik yaptığı iddia edildiğinden komşu iş yeri tanıkları dinlenilmeli böylece davacının çalışmaları tereddütsüz bir şekilde ortaya konmalıdır. Davacı iki dönem halinde hizmetlerinin tespitini istemiş olup, talep aşılmak sureti ile 17.08.2009 - 29.12.2009 dönemi hakkında karar verilmesi de talebi aşar nitelikte olduğundan bu yönde verilen karar yerinde değildir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.