Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/714 E. 2025/9291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/714
Karar No
2025/9291
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2364 E., 2024/1874 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/57 E., 2023/347 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya davalı Kurum tarafından 01.06.2012 tarihinden itibaren 1856 gün SSK, 4575 gün Bağ-Kur olmak üzere toplam 6431 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak 27.01.2016 tarih ve 2016/CD/02 numaralı denetmen raporuna istinaden müvekkiline bağlanan yaşlılık aylığının müvekkilinin ... isimli iş yerinde çalışmasının gerçek bir çalışma olmadığı gerekçesiyle 12.11.2009-25.01.2010 tarihleri arasındaki çalışması iptal edilerek kesildiğini, sonrasında müvekkiline 14.01.2019 tarihi itibariyle hesap edilen toplam 110.681,09 TL fazla ve yersiz ödemenin iptali için ödeme emri gönderildiğini, davalı Kurumun bu işleminin yerinde olmadığını, müvekkilinin belirtilen tarih aralığında ... isimli iş yerinde fiili olarak çalıştığını ve işveren tarafından da sigorta primlerinin yatırıldığını, müvekkilinin fiili olmayan bir çalışmasının bulunmadığını, müvekkiline fazla ve yersiz ödeme yapıldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkiline fazla ve yersiz ödeme yapılmış ise dahi bu yanlışlığın Kurum memurlarının hatalarından kaynaklandığını, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi gereğince Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan ödemelerin geriye dönük olarak en fazla beş yıllık süre için talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ödemelerin zamanaşımına uğradığını, açıklanan nedenlerle davalı Kurum tarafından talep edilen toplam 110.681,09 TL fazla ödemenin iadesine yönelik ödeme emrinin iptaline, müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığının tespitine, haksız yere kesilen aylıkların müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının talep ettiği son 5 yılla ait geri istenen prim ödemelerinin faizinin iptalinin söz konusu olmadığını, bu alacaklarının doğmasının sebebinin Kurum personeli değil, davacının fiili olarak çalışmasının bulunmaması olduğunu, rapor tarihinden sonra ödenen meblağların davacı tarafından çekildiğini, kullanıldığını ve bu zamana kadar da yararlanıldığını bu durumda iyi niyetten bahsedilemeyeceğini, davacının dosyası ve Kurum kayıtlarının incelendiğini, davacının 27.01.2016 tarih ve 2016/CD/02 sayılı denetmen raporuna istinaden ..-60.07 sicil numaralı ... ünvanlı iş yerinde çalışmalarının fiili olmadığının tespit edildiğini ve 12.11.2009 ile 25.01.2010 tarihleri aralığındaki sigortalı çalışmalarının iptal edildiğini, buna istinaden gerekli incelemelerin yapıldığını ve davacının iptal edilen 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a'ya tabi hizmetlerinin geçersiz olması nedeniyle aylık bağlama şartlarını yitirdiğinin anlaşıldığını ve davacının aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini, sigortalıya ödenen yersiz aylıklara ait borç çıkartıldığını, 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin son fıkrası uyarınca alınan hizmetlerin iptal edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 59. maddesinde "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir." Hükmünün amir olduğunu, aksinin de yazılı delil ile ispatının gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin 08.06.2023 tarihli celsesine davacı vekili, davalı vekili ve davacı asilin katıldıkları ve davayı takip etmeyeceklerine dair beyanda bulundukları, bunun üzerine HMK md.150 uyarınca dava dosyasının 08.06.2023 tarihinde işlemden kaldırıldığı ve bu tarihten başlayarak 3 ay içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından HMK md.150/5 gereğince, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davacının ödeme emrinin iptali ve borçlu olmadığının tespitine yönelik talebi ile ilgili ödeme emrine konu borcun 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma kapsamına alındığı görülmekle ilgili yapılandırma kanunu yargılama giderlerine ilişkin ortak hükümler başlıklı 9. maddesi 13. bendinin dikkate alınması gerektiğinin ve davacının diğer talepleri yönünden ise taleplerin niteliği gereği Mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece lehe takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davanın menfi tespit davası olup nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, borçlu olmadığının tespiti ve kesilen aylıkların iadesi ile yeniden aylık bağlanması talebine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/714, K. 2025/9291, T. 02.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-714-e-2025-9291-k-59e2b629e629