Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1905 E. 2025/11499 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1905
- Karar No
- 2025/11499
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1963 E., 2024/2284 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/43 E., 2024/404 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.04.2015 tarihinde iş kazası geçirerek ağır şekilde yaralandığını, iş kazası sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebi ile İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinde davalılar .... Limited Şirketi, ... Limited Şirketi ve ... aleyhine tazminat davası açıldığı, T.C. İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2016/660 E., 2022/585 K. sayılı ve 08.04.2022 tarihli kararı ile 336.082,85 TL maddi tazminatın ve 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine hükmedildiği, anılan kararın ilamlı icra takibine konu edilmişse de davalıların kararı süresi içerisinde istinaf ettiği ve sonuç olarak davanın 7 yılı aşkın süredir devam ettiği, müvekkilinin gerçekte uğramış olduğu zararın, tazminat alacağına işletilen faizi aştığı, ülkedeki enflasyonist ortam vs. sebeplerle hak etmiş olduğu tazminat alacağının eridiği, çalışamaması nedeniyle zor duruma düştüğü, taşınmazlarını satmak zorunda kaldığı gerekçesiyle TBK 122/1 uyarınca temerrüt faizini aşan zararının davalılar tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL'lik munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı .... İnşaat vekili cevap dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edildiği, kararın kısmen bozulduğunu, davacının iddiasının aksine tazminat miktarının olayın olduğu tarihteki asgari ücretten değil de 2022 tarihindeki asgari ücretten hesaplandığı, olay tarihinden faiz işletildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tazminat davasında verilen kararın davacı tarafından icraya konulduğu, dosyasına teminat mektubu konulmak suretiyle icranın geri bırakılması kararı alındığı, İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkili tarafından istinaf edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebi ile İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi 2016/660 Esas 2022/585 Karar sayılı dava dosyası ile tazminat davası açıldığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararı tarafların istinaf ettiği, kararın İstanbul 30. İcra Dairesinin 2022/16678 E. sayılı dosyası ile icraya konulduğu, davacı vekilinin, İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi dosyası kapsamında davacının iş kazasından kaynaklı alacağına ilişkin aşkın zarar talep ettiği, Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun, enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu, bu bağlamda davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil, dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon v.s.) dayandığı, munzam zararının gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, sadece, yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu hususlarının alacaklıyı faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmayacağı, somut olayda iddia edilen munzam zararın duruma özgü somut vakıalarla ileri sürülüp ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; munzam zararın ekonomik bir talep olup mülkiyet hakkı ile sıkı sıkıya ilişkili olduğu, Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu ihlal kararlarından da anlaşılacağı üzere, munzam zararın ispatını bu denli katı şekilde aramanın mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olacağı, kararları bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince katı şekilde ispat şartının aranmasının hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin iş kazası geçirdiği 2015 tarihinden bu yana döviz kurlarında %900 oranında artış meydana geldiği, aradan geçen 7 yılda enflasyonun %329,95 artış gösterdiği, kaza tarihi olan 2015 yılında asgari ücret ile yaklaşık 10 gram altın alınmakta iken dava tarihinde asgari ücret ile ancak 5 gram altın alınabildiği, çalışamaz duruma gelen, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak zorunda olan müvekkilinin, kendisi ile aynı evde yaşayan, bekar oğlunun üzerine almış olduğu aracını ve taşınmazlarını satmak zorunda kaldığı, İlk Derece Mahkemesince bu deliller değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka ve yasaya uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kazalı sigortalının munzam zarar istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.