Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/20663 E. 2026/5445 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/20663
- Karar No
- 2026/5445
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1515 E., 2024/2467 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/332 E., 2024/156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. Mad. Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı asıl işveren .. Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’nin alt işvereni yine davalı ... ... Metal Yapı İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. yanında çalışmakta iken 27.02.2017 tarihinde iş kazası geçirmiş ve çalışma gücünün büyük bir kısmını yitirerek malul kaldığını, müvekkilinin işyerinde çalışmakta iken kopan bir metal parçasının bacağına çarpması sonucu ağır biçimde yaralanmış ve sakat kaldığını, müvekkilinin çalışma gücünün ve sağlığının kaybı ile sonuçlanan iş kazası tamamen davalı işverenin ve istihdam ettiği üçüncü şahısların hatalı tutum ve davranışlarından meydana gelmiş bir iş kazası olup müvekkilime atfı kabil herhangi bir kusur ve ihmal de bulunmadığını, müvekkilinin iş kazasına maruz kalmakla çalışma gücünü büyük ölçüde kaybederek bugün olduğu gibi geleceğe yönelik olarak da maddi zararlara uğradığını, giderilmesi mümkün olmayacak derecede büyük elem ve acı duyarak manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 02.11.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 357.105,32 TL olarak artırmış,başvuru harcı yatırmak suretiyle de 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 26.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 506.579,41 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı ... ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacı vekilince müvekkilinine hiçbir kusur atfedilemeyeceği iddia olunmuş ise de; İş kazası dolayısıyla kimin kusurlu olduğunun tespitinin gerekliliği zaruri olmakla bu kusursuzluk tespitinin direkt olarak davacı ve/veya vekilince belirlenemeyeceğinin açık olduğunu, bu sebepten kusurun kimde olduğunun detaylı bir şekilde araştırılmasını talep ettiklerini, etraflıca bir araştırma yapılarak kusur oranlarının ortaya konması gerekliliğinin yanında, kişinin kendisinin sebebiyet verdiği bir durumdan dolayı fayda elde etmesinin de hukuki açıdan korunacak bir durumu bulunmadığını, huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu iş kazası davacı işçinin iş güvenlik kurallarına riayet etmemesi nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin şirkete mevcut İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı dahilinde izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirket ile diğer davalı ... ... Metal Yapı İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 14.02.2017 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca, müvekkili Şirketin, “elevatör demontaj ve montaj” işlerinin diğer davalı alt yüklenici tarafından görülmesi hususunda anlaşmış olduğunu, davacı işçi ...'in 18.01.2017, 23.01.20 17... .06.2017 tarihlerinde diğer davalı alt işverenin sigortalı işçisi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile metal mamuller montaj işçisi" sıfatıyla diğer davalı alt işverenin farklı lokasyonlarında çalışmaya başladığını, davacının işe başlamadan önce gerekli sağlık kontrollerinden geçirilmiş olup işin güvenli ifa edilmesine ilişkin bütün bilgilendirmelerin müvekkil şirket tarafından işçinin bizzat kendisine yapıldığını, gerekli eğitimlerden geçen davacı işçinin tehlikeleri konusunda bilinçlendirildiğini,kazanın 27.02.2017 tarihinde saat 14:45 sıralarında, davacı işçinin, montaj işi yaparken, görev tanımı çerçevesinde kullanmaya haiz olduğu Carascal ile yük taşıması sırasında yükü yanlış yerleştirmesi nedeniyle zincirde boşluk meydana gelmesi ve taşınan yükün takıldığı yerden kurtularak davacının ayağına düşmesi neticesinde meydana geldiğini, taşıma işinin yükün Carascala doğru yerleştirildiğinden ... olunduktan sonra yapılması gerektiğini, davacı tarafından da gayet iyi bilinmekte iken davacının yükü alelade bir şekilde yerleştirerek taşımaya çalıştığını, en nihayetinde beklenen zararlı netice gerçekleştiğini, davacının bu mantık dışı ve hatalı hareketi sonucu oluşan zarar, tamamen ve ne yazık ki kendi ihmali ve kusurunun bir ürünü olduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dava konusu iş kazasına ilişkin kusur durumunun tespiti amacıyla tevdi edilen bilirkişi heyeti tarafından; davalı işveren ... ...'in %70 oranında kusurunun, davacı işçinin %30 oranında kusurunun bulunduğunun tespiti ile 27.05.2020 tarihli raporun düzenlendiği görülmüştür. Davacı ... hakkında düzenlenen, 07.07.2019 tarihli, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun raporu ile sigortalının maluliyet oranının %23 olduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ve kontrol muayenesi gerekmediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Dava dosyasında talepler doğrultusunda dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kuruluna gönderilerek maluliyet oranı hususunda rapor aldırılmış olup, söz konusu bu raporda da sigortalının e-cetveline göre maluliyetinin %12,3 olduğu tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporu arasında çelişki bulunduğu, YSK kararı ile ATK raporu arasında çelişki bulunduğundan, dosyanın çelişkiyi gidermek için ATK Üst Kuruluna gönderildiği, söz konusu bu raporda da sigortalının e-cetveline göre maluliyetinin %12,3 olduğu tespit edildiği, bu haliyle karara esas alınan maluliyet oranının dosya kapsamına uygun olduğu görülmüştür. Davacının dava dilekçesi, ... ve işyeri kayıtları, Adli Tıp, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı iş yerinde çalışmakta iken 27.02.2017 tarihinde iş kazası geçirdiği, kaza sonrasında "İş Kazası Durum Tespit Tutanağı" düzenlenerek, işverenlikçe 27.02.2017 tarihinde iş kazasına yönelik bildirimde bulunulduğu anlaşılmıştır. Dosyamız kapsamında alınan 27.05.2020 tarihli bilirkişi heyeti kusur raporunda olayın iş kazası olduğu ve iş kazası olayının meydana gelmesinde, davalı işveren ... ...'in %70 oranında kusurunun bulunduğunun belirtildiği, yine dosya kapsamında alınan 08.09.20 22... . İhtisas ve 07/06/2023 tarihli Atk üst kurulu raporunda; ...'in 27.02.2017 tarihinde maruz kaldığı iş kazasıyla illiyetli diz eklemi hareket kısıtlılığı arızası nedeniyle, %12,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını belirtildiği, davacının %12,3 maluliyet oranı üzerinden maddi zararının hesaplattırılması amacıyla alınan 15.01.2024 tarihli ek raporun gerekçeli ve denetime elverişli hesap raporlarında; işverenin %70'lik kusur oranı, davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, ilk PSD ve fiili ödeme de göz önünde bulundurularak, davacının kazanç kaybının 506.579,41 TL olduğunun tespit edildiği, bu maddi zarar tutarının davalıyı zor durumda bırakacak fazlalıkta olmadığından ve kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 54... . maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği, TBK 55. maddesi gereğince "kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile arttırılamaz veya azaltılamaz." hükmü gereğince hesaplanan maddi tazminat miktarından indirim yapılmayarak mahkememizce belirlenen maddi tazminat tutarından hakkaniyet indirimi takdiri yapılmaksızın davacının talep ettiği 506.579,41 TL maddi tazminatın kabulü ile kaza tarihi olan 27.02.2017 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.... somut olayda davacının %12,3 olarak belirlenen maluliyet oranı da dikkate alındığında davacının talep ettiği 120.000,00 manevi tazminatın 25.000,00 TL'sinin kabulü ile kaza tarihi olan 27.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir...." gerekçesiyle, "Davanın kısmen kabulüne, Davacının talep ettiği 506.579,41 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.02.2017 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının talep ettiği 120.000,00 TL manevi tazminatın 25.000,00 TL'sinin kabulü ile; kaza tarihi olan 27.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Mad. Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı ... Mad. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde, asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığı davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle hükme esas alınan maluliyet oranının hatalı olduğunu,bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu kazada hiçbir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; Davalı ... Mad. San. Tic. A.Ş.'ye ait Dilova'da bulunan maden paketleme işletmesinde, ... Mad.A.Ş.'ye ait elevatör montaj ve demontaj işlerini 14.02.2017 tarihli sözleşme ile üstlenen diğer davalı ... ... ....Yapı Tic. Ltd. Şti.'de metal mamuller montaj işçisi olarak çalışan kazalı 27.02.2017 tarihinde caraskal yardımı ile montaj için kaldırılan elemanın aniden caraskal piminin patlaması nedeniyle,caraskaldan kurtularak kazalıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, kaza olayına ilişkin olarak ... tarafından düzenlenen 11.12.2025 tarihli inceleme raporunda işveren ... ....Ltd. Şti.'nin %90, kazalının %10 oranında kusurlu bulunduğu, ... Mad.A.Ş.'ye ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı,dosya kapsamında alınan 25.07.2020 tarihli heyet raporunda işveren ... ...'in %70 oranında, davacı işçinin %30 oranında kusurunun bulunduğunun,davalı ... Mad....A.Ş.'nin ise olayda ise sorumluluğunu doğuracak bir ihmali bulunmadığı gerekçesiyle kusursuz bulunduğu kanaatinin bildirildiği,ancak mahkemece davalı ... Mad.A.Ş.'nin asıl işveren olarak alt işvereni olduğu belirtilen ... ...Ltd.Şti.nin kusurundan müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 48 57... sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Somut olayda, Mahkemece davalı ... Mak. San. Tic. A.Ş. ile ile ihbar olunan ... End. Tes... Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş; davalılar arasındaki sözleşmenin irdelenerek yine kazanın meydana geldiği işin tam olarak hangi iş kapsamında gerçekleştiğinin araştırılması, anılan işle ilgili sigortalılık bildirimlerinin değerlendirilmesi , davalı şirketlerin ... sicil kayıtlarının celbi ile faaliyet konularının belirlenmesi,böylelikle davalı şirketler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile davalı ... Mad.A.Ş.'nin asıl işveren olduğunun kabulü halinde veya asıl işveren olmadığının belirlenmesi halinde ise 3. kişi sıfatıyla da dava konusu iş kazasında sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden oluşa uygun kusur raporu alarak kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra, yeniden hesap raporu alınması halinde, usuli kazanılmış haklara riayet edilmesini de gözeterek sonucuna göre hüküm tesis etmekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı ... Mad. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.