Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19440 E. 2026/5956 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/19440
- Karar No
- 2026/5956
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/198 E., 2024/507 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E., 2024/141 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkim ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 19.09.2018 tarihinden itibaren davalı işveren bünyesinde akü imalatı işinde oksit-kurşun eritme bölümünde makine operatörü olarak çalışmaya başladığını, 08.03.2020 tarihinde beyin kanaması ile birlikte felç geçirdiğini, mevcut aşamada eski sağlığına kavuşamadığını, 08.03.2020 tarihinde beyin kanaması ve kısmi felç nedeniyle geçirilen rahatsızlığın işyerindeki akü imalatında kullanılan kurşun solvent ve arseniğe maruz kalması sonucu oluşan meslek hastalığı olduğunu, davacının geçirdiği rahatsızlık üzerine .. Şehir Hastanesine acilen götürüldüğünü, kendisine sol talamik hematom teşhisi konulması üzerine önce .. Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi gördüğünü, kanında yüksek çıkan kurşun değerleri üzerine tedaviye alındığını, 21.10.2020 tarihli düzenlenen rapor ile %69 engelli oranı verildiğini, bunun sebebinin işyeri çalışma şartlarından dolayı kurşun, arsenik, solvent gibi zehirli maddelere maruz kalması olduğunu, meslek hastalığından kaynaklı sağlık kaybı nedeni ile uğradığı zarardan dolayı fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL geçici iş göremezlik dönem zararı, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik dönem zararı, 1.000,00 TL bakıcı ücretinden oluşan 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 20.09.2018 tarihinde çalışmaya başladığını, bir buçuk yıl çalıştığını, geçirmiş olduğu rahatsızlığının meslek hastalığı olarak nitelenemeyeceğini, davacının rahatsızlığının meslek hastalığı olduğuna dair rapor bulunmadığını, .. Meslek Hastalıkları Hastanesi belgelerinde davacının rahatsızlığının mesleki olduğunun tespit edilmediğini, müvekkili şirkette solvent ve arsenik ile çalışma yapılmadığını, akü fabrikası olduğunu, akü imalatında kullanılan maddenin kurşun maddesi olduğunu, işyerinde solvent ve arsenikle çalışma yapılmadığını, şirkette alınan önlemler sayesinde işçilerin uzun yıllar çalıştığını, şu ana kadar meslek hastalığı sebebiyle maluliyet oluşmadığını, davacının yalnızca bir buçuk yıl çalıştığını, bu sürede meslek hastalığının oluşmasının imkansız olduğunu, tamamen kendi bünyesinden ve kişisel sağlık problemlerinden kaynaklı rahatsızlanarak sağlık kuruluşuna başvurduğunu, zamanaşımı, husumet ve derdestlik itirazında bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "...Mahkememizce toplanan tüm deliller ve yapılan yargılama sonucunda; davacı iddiaları, davalı savunmaları, dosya içerisinde toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı işçinin davalı işyerinde çalışırken kurşun intaksikasyonuna bağlı intrakranial hematom, sekonder hipertansiyon ve urge inkontinans aşırı aktif mesane tespit edildi, ayrıca davacının işyerinde çalışmaya başladıktan sonra kanında kurşun düzeyinin yüksek tespit edildiği, davacının kurşun intaksikasyonunun mesleki olduğu ancak kişide tespit edilen diğer arızaların tıbbi illiyet bağı kurulamadığından mesleki olmadığına karar verildiği, hipertansiyonun da çok çeşitli nedenlerle oluştuğundan bunun sadece kurşun intaksikasyonuna bağlı olduğunun söylenemeyeceği ancak davacıdaki kurşun intaksikasyonu meslek hastalığının çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kayıp oranı tespit işlemleri gereğince maluliyetine neden olacak şekilde araz bırakmamış olduğunun ve maluliyetinin %0 olduğunun ATK 2.Üst Kurulu tarafından tespit edildiği, meslek hastalığı başlangıç tarihinin 29.02.2020 tarihi olduğunun kararlaştırıldığı, kişide tespit edilen hipertansiyon zemininde intakranial hematom ile birlikte sağ hemiparezi ve urge inkontinans hastalıkları ile sensörinoral işitme kaybının mesleki olmadığının belirlenmiş olduğu anlaşılmış davacı da meydana gelen kurşun intaksikasyonu meslek hastalığı nedeniyle çalışma güç kaybında herhangi bir sürekli azalma meydana gelmediği davacının geçici iş göremezlik zararının sgkda karşılandığı davacının sürekli bir maddi zararı ispatlanamadığından maddi tazminat talebinin redddine karar vermek gerekmiş, alınan kusur bilirkişi heyet raporu içeriğine göre davacı da meydana gelen kurşun etkilenmesinin meydana gelmesi ve meslek hastalığı olayında davalı işverenin %60, işçinin %40 kusurlu olduğunun belirlendiği, davacı da meydana gelen meslek hastalığı nedeniyle davacı işçinin meslek hastalığı nedeniyle duyduğu elem ve üzüntü, ruhsal dengesinin bozulması, oluşan meslek hastalığındaki işçi ve işverenin kusur oranları, davacı ve davalının ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminat miktarının takdir ederken işverenlerin iş güvenlik tedbirlerini almalarına ve iş yerinde uygulamalarına hassas davranmalarına temin, dava ve meslek hastalığı tarihi itibariyle günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü nazara alınarak, manevi tazminatın zenginleşme vasıtası sayılmaması ve davalı için ayrıca bir zarar ve yıkıma neden olmayacak bir meblağanın belirlenmesi gerektiği gibi kriterler nazara alınarak talep edilen manevi tazminat miktarının davacı için 30.000,00TL olarak kabulüne karar vermek gerekmiş, fazla istem yönünden reddine dair karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulüne, davacının meslek hastalığından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı ücretinden kaynaklı maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının 30.000,00 TL manevi tazminatının meslek hastalığı başlangıç tarihi 29.12.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmişitr. Manevi tazminata ilişkin fazla istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu olayda, davacının zararlandırıcı sigorta olayına maruz kaldığı ve vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu ve sağlam insana göre, maluliyet oranı olmasa dahi üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlali, sinir bozukluğunun da cismani zarar kavramına dahil bulunduğu söz götürmez. Bu halde, tarafların sosyal ekonomik halleri, tarafların kusur durumları gözetildiğinde, Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararı az olduğu gerekçesiyle, davalının ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden esastan reddine davacının manevi tazminat miktarına dair istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, Davanın kısmen kabulüne, 1.Davacının meslek hastalığından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı ücretinden kaynaklı maddi tazminat taleplerinin reddine, 2.Davacının 80.000,00 TL manevi tazminatının meslek hastalığı başlangıç tarihi olan 29.12.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde kararın hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunun davacının sağlık durumu ile uyumlu olmadığını, davacının bu olay sebebiyle felç geçirdiğini, bu aşamada 2/3 oranında sağlık bütünlüğünü kaybettiğini, bir işte çalışmak bir tarafa olay sonrası yürümekte ve konuşmakta dahi çok zorlandığını, bakıcı desteğiyle hayatını idame ettirdiğini, halen iyileşemediğini, .. Şehir Hastanesi'nde 21.10.2020 tarihinde engelli sağlık kurulu raporu düzenlendiğini, bu raporda HT konuşma bozukluğu, tedaviye kısmi yanıt veren şiddetli urge ve stres tanıları ile %69 engelli oranı verildiğini, .. Şehir Hastanesi .. Meslek ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi incelemelerinde teşhis, tedavisi son kurul raporlarında yer aldığı üzere yaşanılan tüm bu ciddi rahatsızlık ve %69 engellilik halinin sebebinin işyeri çalışma şartlarından dolayı kurşun arsenik solvent gibi zehirli maddelere çalışması süresince maruz kalmış olması olduğunu, tüm raporlar bu yöndeyken kararda gerekçeye esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun kendi içerisinde çelişkili, tüm bilimsel verilere aykırı bir rapor olduğunu, SGK Yüksek Kurulunca yapılan değerlendirmede meslekte kazanma gücü kaybı oranı, sürekli iş göremezlik derecesinin %15 olarak belirlenmesine karar verildiğini, 23.06.2021 tarihli dilekçeyle Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itiraz edildiğini, bu itirazları karşılar inceleme, araştırma, sağlık bilgilerinin henüz sonuçlanmadığını, davacının halen tetkiklerine devam edildiğini, 2023 yılı Aralık ayı içerisinde kurum tarafından ... hastanesinden rapor tanzimi beklendiğini, Mahkeme ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporlarının bu hususlar hiç dikkate alınmadan tesis edildiğini, davacının hem meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, hem vücut sağlığı bütünlüğünü yitirdiğini, hem geçici, hem sürekli maluliyet yaşadığını ve halen yaşamakta olduğunu, mesleki hastalıklar hastane raporunda da kurşun zehirlenmesinin hipertansiyonu tetikleyeceğinin rapor edildiğini, tüm hastaneler, üstelik konunun uzmanı doktorların kurşun zehirlenmesinin hipertansiyona sebep vereceğini rapor etmelerine rağmen Adli Tıp Kurumu doktorlarının halen hipertansiyon ile illiyet bağı kuramadıklarından bahsetmelerinin hatalı olduğunu, Mahkemece hatalı raporun hükme esas alındığını, davacının yaşadığı tüm bu ciddi rahatsızlık ve %69 engellilik halinin sebebi, işyeri çalışma şartlarından dolayı kurşun, arsenik, solvent gibi zehirli maddelere çalışması süresince maruz kalmış olması olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, hiçbir şekilde meslek ile bağlantılı olmayan davacı hastalığı nedeniyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının da dava dilekçesinde beyin kanaması ve felç geçirdiğini, aylarca yatağa bağlı yaşadığını, bu nedenle maddi-manevi tazminat talep ettiğini belirttiğini, geçirdiği felç ve beyin kanamasının mesleki olmadığının belirlendiğini, beyin kanaması sonucu felç geçirmenin davacının kendi bünyesinden kaynaklandığını, mesleki olmadığının tespit edildiğini, Adli Tıp Kurulundan iki kez rapor alındığını, hastalıkları ile mesleği arasında bir illiyet olmadığının belirlendiğini, 2023 tarihinde Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu Raporunda da kurşun intoksikasyonuna bağlı intakranial hematom, sekonder hipertansiyon ve urge inkontinans +aşırı aktif mesane tespit edildiği, 19.09.2018 tarihinde ilgili işyerinde çalışmaya başlayan kişinin 10.07.2019 tarihinde kan kurşun düzeyinin 53, 25.10.2019 tarihinde 38 ölçüldüğü, 08.03.2020 tarihinde sağ taraf güçsüzlüğü nedeniyle hastaneye başvurduğu ve intakranial hematom tanısıyla yatırılarak tedavi altına alındığı ve tetkiklerinde kan kurşun düzeyinin 46 ölçüldüğü dikkate alındığında, kurşun intoksikasyonunun mesleki olduğu, ancak kişide tespit edilen hipertansiyon zemininde intakranial hematom ile birlikte sağ hemiparezi ve urge inkontinans hastalıkları arasında tıbbi illiyet bağı kurulamadığından mesleki olmadığı, çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğu, davacının geçirdiği felç ve beyin kanamasının mesleki olmadığının belirlendiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, fahiş olduğunu, müvekkili aleyhine yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davalı vekilinin davacı lehine hükmolunan manevi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Uyuşmazlık, meslek hastalığına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin davacı lehine hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.