Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5023 E. 2026/2500 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5023
- Karar No
- 2026/2500
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/670 Esas, 2025/997 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/54 E., 2021/460 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince duruşmasız davalı vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ise kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'da bulunan müvekkili şirketin güneş panelleri üreticisi olduğunu, davalı şirketin bir proje kapsamında kullanmak üzere güneş panelleri satın almak için müvekkili şirkete yazılı ve sözlü bildirimde bulunduğunu, siparişin hızlı onaylanması kaydıyla talep doğrultusunda en geç Eylül 2015 sonu - Ekim 2015 başı gibi davalıya teslim edilebileceğinin davalıya bildirildiğini, bu kapsamda davalı şirket yetkilisine 18.08.2015 tarihli sipariş formu gönderildiğini, davalı tarafından ürün modelleri, bedelleri ve teslim tarihine itiraz edilmeden sadece varış noktasının ... olarak değiştirilmesinin talep edildiğini, bu talep doğrultusunda 25.08.2015 tarihli alım siparişinin imzalanarak davalıya gönderildiğini, davalının da siparişi imzalayarak göndermesiyle birlikte deniz aşırı satış sözleşmesinin kurulduğunu, bu sözleşme kapsamında davalının ürünleri ... 3.179.904,00 USD karşılığında satın ve teslim almayı kabul ettiğini, teslim tarihine uyulması yönündeki ısrarlı talepler karşısında 28 konteynerden oluşan ürünlerin sevkine başlandığını, ... getirildiğini, ürünlerin ...nda hazır olmasına rağmen davalının ürünleri teslim almaktan kaçındığını, yüksek tutarda liman ardiye ve demuraj ücretlerinin doğduğunu, ürünlerin 45 günlük sürede çekilmemesi ve bu nedenle millileşmesi riski karşısında, konşimento alıcısı ... A.Ş. olarak revize edilerek davalı tarafından teslim alınmasına dek antrepoda depolanmasına karar verildiğini, davalının ürünleri gecikmeli de olsa teslim alacağını, ürün bedelinin akreditif açılarak ödeneceği yönündeki beyanları neticesinde oluşan masrafların kendileri tarafından karşılandığını, akreditif açılması beklenirken davalının ürün bedellerini vadeli çek ile ödemeyi teklif ettiğini, teklifin kabul edilmediğini, davalının 23.03.2016 tarihli e-posta mesajı ile siparişi tek taraflı iptal ettiğini, piyasa koşullarının değişmesi nedeniyle 2.769.062,00 USD karşılığında üçüncü kişilere parça parça satılabildiğini, bu durumdan kaynaklı 410.842,00 USD zarar edildiğini, bu zararların davalı şirketçe tazminin gerektiğini belirterek yapılan masraflar için şimdilik 10.000,00 USD ve kazanç kaybı kaynaklı zarar için şimdilik 10.000,00 USD olmak üzere toplam 20.000,00 USD'nin 31.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sipariş formunun yalnızca ürünlerin ayırtılması için imzalandığını, 25.08.2015 tarihli sipariş formunun her iki taraf için de gerçek bir alım-satım iradesini yansıtmadığını, sipariş formunda ürünlerin toplam fiyatının %5'inin ödenmemesi durumunda ürünlerin nakledilemeyeceğinin yazdığını, 27.08.2015 tarihinde satın alma işlerini yürütmekle yetkili ... tarafından davacı firma yetkilisine gönderilen e-posta ile söz konusu ürünler için satın alma iradesinin gerçekleştiği tarihte gümrük evrak hazırlama talimatı gönderileceğinin ve davalı şirket onayı olmadan ürünlerin kesinlikle gönderilmemesi gerektiğinin net bir şekilde belirtildiğini, ürünlerin gümrük hazırlama talimatı ve sevk için onay verilmeden, %5 avans ödemesi yapılmadan hiçbir onay ve bilgileri olmaksızın 31.08.2015 tarihinde yola çıkarıldığını, durumu nakliyeci firma tarafından gönderilen varış ihbarı ile 30.09.2015 tarihinde ürünlerin ...'na gelmesinden 3 gün önce öğrendiklerini, ürünlerin ... A.Ş. adına antrepoya alınabilmesi için feragatname gönderildiğini, tüm masrafların davacı şirkete ait olduğuna dair yazılı beyanlara karşı söz konusu masraflar için dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından 90 günlük bir akreditif talebinde bulunulmuş ise de çek ile ödeme teklifi yapıldığını, ancak kabul edilmediğini, ürünleri satın alan şirketin tek yetkilisinin davacının kendisi olduğunu, reel bir zarardan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin uğradığını iddia ettiği zararı değil kendi bünyesinde bulunan bir başka şirketin uğradığı zararı tazmin etmeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından gönderilen 25.08.2015 tarihli e-postanın kabul beyanı niteliğinde olduğu, varış limanı konusunda davalının değişiklik talebine davacı tarafından da itiraz edilmediğinden 25/08/2015 tarihinde sözleşmenin kurulduğu, davalı yetkililerinin 19.10.2015 tarihli e-posta ile ilk siparişin iptal edilerek Şubat ayına yeni sipariş açma istekleri de, satım akdinin kurulduğu görüşünü desteklediği, ancak taraflar arasındaki e-posta yazışmaları eşyaların taşınması ve teslimi konusunda, davalının ön ödemesi ve malların sevkiyatı talebi olmaksızın, davacı tarafça sözleşmeye aykırı şekilde taşıması yapılan eşyaların davalı tarafça teslim alınmasının talep edildiği, bu kapsamda esasen davacı yetkilileri de sorumluluğun kendilerinde bulunduğunu e-posta mesajları ile kabul ettiği, eşyaların davalı için uygun olacak zamanda teslimine kadar oluşacak masrafları üstlenerek eşyaların depoya alınmasını sağladıkları, taraflar arasındaki yazışmalar ile davacı vekilinin sunduğu beyanlar kapsamında, davalı tarafça eşyaların ileri tarihte alınacağı kanaati ile, davacı şirket tarafından zararın azaltılması amacıyla eşyaların gümrükten çekilerek depoya alındığı ve bu süre zarfında oluşacak masrafların üstlenildiği, davalı ile ödeme yöntemi üzerinde yazışmaların devam ettiği, ancak davalı yetkilisi tarafından gönderilen 23.03.2016 tarihli ileti ile kısaca müşterilerinin daha ucuza başka bir modül alma yoluna gittikleri bu sebeple siparişi iptal ettikleri beyanı üzerine taraflar arasındaki ilişkinin sonlandığı, davacı şirket tarafından eşyaların dava dışı şirketlere satıldığı, muhasip bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde; dava dışı firmalar tarafından masraflara katlanan ... Güneş Eneıjisi A.Ş adına toplam 346.303,69 USD'lik fatura tanzim edildiği ve söz konusu firmaların muavin kayıtlarında faturaların firmaların takip edildiği hesaba alacak kaydedildiği, harcamalara katlandığı belirtilen dava dışı şirket ... Güneş Enerjisi A.Ş tarafından davacı şirket adına harcamalara ilişkin 31.12.20 16... 5 seri nolu 357.477,74 USD karşılığı 1.258.035,66 TL bedelli yansıtma faturası tanzim edildiği, davacının davalı şirketin ürün alımının tek taraflı feshi nedeniyle, üçüncü kişilere daha düşük fiyata satmak zorunda kalınmasından dolayı uğradığı beyan edilen zarara ilişkin incelemede ise; davalı şirket tarafından sipariş verilen ürünlerin bedeli 3.179.904,00 USD olup, dava dışı ... Güneş Enerjisi A.Ş tarafından davaya konu ürünler için ... Enerji Proje Ltd. Şti. ve ... Enerji Proje Ltd. Şti.'ne 2.769.062,40 USD karşılığı 7.960.618,90 TLye fatura edildiği, taraflar arasında kurulan satım sözleşmesi şartlarına göre, davalı şirket tarafından ön ödeme yapılmadan ve davalının talimatı olmadan eşyaların daha erken bir tarihte teslime hazır edilmesi hususunda sorumluluğun davacı şirkette olduğu, bu durumun davacı iletileri ile de doğrulandığı, davacının yapılan masrafları davalıdan talep edemeyeceği, davacı ile davalı arasında süregelen yazışmalar kapsamında davalı şirket tarafından eşyaların alınacağına dair inanç oluşturulduğu, davacı tarafça eşyaların alınacağı kanaati ile masraflara katlanıldığı düşünüldüğünde ise, davalı yetkilisinin siparişi iptal ettiklerine dair 23.03.2016 tarihli e posta ile sözleşmenin davalı tarafça sonlandırıldığı, buna göre davacının eşyaları daha düşük bedelden satmak zorunda kaldığı,satım bedelleri arasındaki farktan sorumluluğun davalı şirket üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, satış sözleşmesinin ihlali nedeniyle oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davada 20.000,00 USD karşılığı 75.748,00 TL talep edilmiş kabul edilen miktar 10.000,00 USD karşılığı 37.874,00 TL olup davalı tarafından temyiz edilen meblağ dava tarihi olan 01.02.2017 karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.