Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/18764 E. 2026/5227 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18764
Karar No
2026/5227
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 11.10.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Söğüt 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/78 E., 2024/433 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 06.01.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; illiyet bağı yokluğu nedeniyle davaya konu olayda müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacının müvekkili işverenin otoritesi dışında ve bilgi ve talimatı olmaksızın müvekkil işyerine girdiğini, müvekkili şirket yetkilisinin işyerine girmeleri yönünden hiçbir direktifi olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "Davanın kısmen kabulü ile 1-2.679,369,68 TL sürekli iş göremezlik zararından kaynaklanan maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak ile davacıya verilmesine, 3- Bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik talebinin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyet raporlarında davalı işverenin çatının güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi, çalışanların baretsiz tehlikeli bölgeye girmesine engel olmaması, çatının zayıf bölümlerini desteklememesi, metal alaşımlı yapı elemanlarından oluşan çatıda ateş yakılarak taşıyıcı elemanların dayanımının azaltılmasına izin vermesi, işçiyi yapılacak işlemler hakkında bilgilendirmemesi, risk değerlendirmesi ve teknik önlemlerin uygulanmaması ve gözetim borcunu yerine getirmemesi gerekçesiyle %70 oranında davalıya, davacı işçinin ise 41 yaşında olması ve tehlikeli durumu bilebilecek yaşta olmasına rağmen bir bölümü çökmüş çatının eğik vaziyetteki kısmının da çökebileceğini öngörmesi gerekirken güvenli bir alanda beklememesi, kendi güvenliğini korumak için gerekli dikkati ve özeni göstermemesi gerekçesiyle %30 oranında davacıya kusur verildiği, verilen kusur oranının oluşa, kabule ve dosya kapsamına uygun olduğu, .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından 23.09.2025 tarihinde "...'e ait iş kazası dosyasının incelenmesi neticesinde ilgiliye 06.01.2015 tarihli iş kazasından dolayı 01.07.2016 tarihinden geçerli olmak üzere, %61,00 sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden gelir bağlandığı, kontrol muayenesinin bulunmadığı görülmüştür" şeklinde cevap verildiği, ... ve Adli Tıp Kurumu raporları, sürekli bakım ihtiyacının olmadığını tespit ettiğinden bu durumun, davacının geçici iş göremezlik döneminde dahi tıbbi olarak sürekli bir bakıcıya ihtiyacı olduğu yönündeki varsayımı çürüttüğü, bakıcı giderinin hükmedilebilmesi için, davacının %100 iş göremezlik süresi içinde dahi, yasal dayanaklarını oluşturan, başkasının sürekli yardımına muhtaç olduğu yönünde kesin bir tıbbi tespitin bulunması gerektiği, mevcut raporlarda ise bu koşulun gerçekleşmediğinin açıkça gösterildiği, geçici iş göremezlik ödeneğinin, çalışılamayan süre için kazanç kaybını gidermeyi amaçladığı; oysa bakıcı giderinin, bedensel bütünlüğün ihlali sonucu ortaya çıkan zorunlu bakım ihtiyacının parasal karşılığı olduğu, rapordaki olumsuz tespitler karşısında, davacının geçici iş göremezlik süresinde dahi sürekli bir bakıma muhtaç olduğu yönündeki iddiasının yasal dayanağa sahip olmadığı, bu nedenlerle, Mahkemenin bakıcı gideri talebinin reddine ilişkin hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin miktarı ve ödeme şekli dikkate alındığında, bu ödemelerin sadece iyilik ve yardım amacıyla (atıfet mahiyetinde) yapıldığı, destekten yoksun kalma tazminatıyla herhangi bir ilgisi ve bağlantısı bulunmadığı, dolayısıyla talep edilen tazminat miktarından düşülmesinin (tenkisinin) mümkün olmadığı, Mahkeme kararında geçici iş göremezlik talebinin reddine ilişkin bir gerekçe bulunmadığı, incelenen ... kaydında kaza sonrası Kuruma prim ödemesi olmadığının görüldüğü, bunun da düzenli olarak maaş ödenmediğini gösterdiği, bilirkişi raporunda tazminat miktarının Kurum tarafından bağlanan ödemelerin kusura isabet eden miktarnın mahsup edilerek 7.660,92 TL olarak hesaplandığı, bu miktara karar verilmemesinin ve gerekçe oluşturulmadan karar verilmesinin isabetli olmadığı, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde birçok önemli faktörün göz önünde bulundurulduğu, olayın oluş şekli, davacının geçirdiği ciddi operasyon, yaşı ve sürekli iş göremezlik derecesi gibi kişisel unsurların değerlendirildiği, ayrıca ülkenin ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücünün dikkate alındığı, tayin edilen manevi tazminat miktarının, mağduriyetin giderilmesinde haksız olanların sorumluluk bilincini sağlayacak, aynı zamanda toplumsal hayata bağlılık ve güven duygusunu artıracak nitelikte olduğu, bu nedenle, manevi tazminat davalarında matematiksel indirimi yapılmaması da nazara alındığında belirlenen tutarın dosya içeriğine ve gerçeğe uygun olduğunun kabul edildiği, 03.10.20 24... sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre karar verilmesi gerekirken önceki Tarifeye göre ücreti vekalet takdirinin yerinde görülmediği gerekçesiyle; 1-Davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Söğüt Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2016/78 Esas ve 2024/433 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, 2- Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 3- 2.687.030,60 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- 100.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Bakıcı gideri tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda müvekkilin iyileşme süresinin 9 ay olduğunun belirtildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre bakıcı giderine ilişkin fatura sunulmasının gerekmediğini, geçici iş göremezlik süresinde kişinin %100 malul sayılacağını ve bakıcı gideri ödemek zorunda kalacağının kabulü gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davacı tarafın bedel artırım dilekçesi sunabilmesi için davayı belirsiz alacak davası olarak açması gerektiğini ancak davanın kısmi dava olarak açıldığını, dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası açıldığına dair bir açıklama bulunmadığını, b. Dava dilekçesinde talep edilen kısım harici miktara zamanaşımı itirazında bulunmalarına rağmen bu itirazlarının kabul edilmediğini, c. Dava açılış tarihinden karar tarihine kadar yaklaşık olarak 9 yıl geçtiğini, davacı tarafın bu sürede iyileşmemiş olmasının ve maluliyet oranının azalmamasının mümkün olmadığını, maluliyet oranının %58 olarak kabul edilmesinin çok yüksek tazminat oranlarına hükmedilmesine sebebiyet verdiğini, d.Her ne kadar dava dilekçesinde müvekkil şirket yetkilisi ile birlikte davacının iş yerine gittiği söylense de dinlenen tanık beyanlarında görüleceği üzere şirket yetkilisinin kaza anında iş yerinde olmadığının ortaya çıktığını, iddia edildiği gibi talimatla davacının iş yerine gitmediğini, bu durumun kusur oranı belirlenirken göz ardı edildiğini, sonucunda yüksek kusur oranının müvekkil şirkete yüklendiğini, e. Müvekkil şirket tarafından kazadan sonra davacıya belli bir miktar maddi ödeme yapıldığının hem davalı hem de davacı tanıklarının beyanlarıyla ispatlandığını, müvekkil şirketin işleri bozuluncaya kadar kazadan sonra her ay maaşını ödemeye devam ettiğini, ayrıca kazadan hemen sonra o döneme göre yüksek meblağ tutarında ödeme yaptığını, yapılan bu ödemelerin enflasyon oranına göre değeri hesaplanıp yasal faiz işletilip tazminattan mahsup edilmesi gerekirken bu işlemin yapılmadığını, f. Manevi tazminat kararı yönünden talep miktarının olduğu gibi kabul edildiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayıp yaşanan elem ve kaygıyı gidermesi amacıyla hükmedilen bir tazminat türü olduğunu, yasal faiziyle birlikte 2 katına çıkacak olan bu tazminatın hakkaniyetsiz olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgilililerinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18764, K. 2026/5227, T. 11.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-18764-e-2026-5227-k-98585753a41f