Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15017 E. 2026/3474 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15017
Karar No
2026/3474
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2916 E., 2025/1387 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/118 E., 2023/265 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı firma bünyesinde 27.08.2012 tarihinden itibaren parke ustası olarak çalışmaya başladığını, 31.08.2012 tarihinde iş kazasına maruz kaldığını, davacının davalı işverence Kartal minibüs durağına yakın bir evde parke döşemesi yapmak üzere görevlendirildiğini, çalıştığı esnada elini kesme makinesine kaptırdığını, olaya ilk müdahalenin ev sahibi tarafından yapıldığını, sonrasında çeşitli hastanelerde tedavisinin yapıldığını, parmaklarının kesilmesi nedeniyle elini kullanamadığını, bu nedenle uzun zamandır çalışamadığını, davalı işverenin gerekli önlemleri almadığını, bununla beraber İş Kanunu'nun 77. maddesinin işverene en geç iki iş günü içerisinde iş kazasını yetkili Kuruma bildirme ödevini yükleyen açık hükmü hilafına davalı firma tarafından yetkili mercilere bildirim yapılmadığını, işbu kaza bildirimi yapılmadığından ...'ya yapılan iş kazası tespiti talebinin kabul edilmediğini ileri sürerek, davacının 31.08.2012 tarihinde maruz kaldığı olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2016/682 E. sayılı dosyasıyla, ikame ettiği iş kazasından kaynaklı tazminat davasının derdest olduğunu, anılan davanın yargılaması sırasında dosyaya getirtilen müfettiş raporunda davacının geçirdiği kazanın iş kazası olmadığı kanaatine varıldığını, bu nedenle bilindiği kadarıyla davacı tarafın Kuruma bir müracaatı bulunmadığını, kendisine bir gelir bağlanmasının da söz konusu olmadığını, davacı ile davalı arasında bir iş akdinin hiçbir şekilde ve hiçbir zaman düzenlenmediğini, şirketin parke işi ile iştigal olan çevredeki inşaat işi ile uğraşan esnaflarca tanınan ve hatta bu iş ile ilgili çalışma yapan kişilere mal satan tacirlerden olduğunu, bununla beraber davalı şirketin sattığı malın montajını ve uygulamasını da yapmadığını, davacının parke montaj işi yapan işçi olduğunu, dolayısıyla şirketi tanımasının kaçınılmaz olduğunu, bununla birlikte davacının kaza neticesinde uzuv kaybı yaşadığı tarihte montaj işini yaptığı adrese davalının hiçbir şekilde mal sevkiyatı yapmadığını, bir mal alımı söz konusu olsa dahi davalının sadece bu malı satmaktan ve malda meydana gelmiş veya gelen ayıplardan sorumlu olacağını, şirketin iş akdi ile bağlı olmadığı davacının geçirmiş olduğu kaza ile arasında ne direk ne de dolaylı bir bağı söz konusu olamayacağını, davacının yaşadığı kazadan dolayı hiçbir şekilde kendisine bir kusur ve sorumluluk atfedilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının öncelikle Kuruma başvuru yapması gerektiğini, talebinin reddi halinde işbu davayı açabileceğini belirterek, yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları, Kurum inceleme raporu, hastane kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile davacının davalı işveren nezdinde çalışmakta iken 31.08.2012 tarihinde geçirdiği kazanın 5510 sayılı Yasa'nın 13. maddesi gereğince iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, davacının davalı şirketin çalışanı olmadığını, taraflar arasında hiçbir zaman hizmet akdinin kurulmadığını, bu hususun dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğunu, davacının iddia ettiği kazanın davalı şirketin iş yeri veya kontrolü altında meydana geldiğine dair hiçbir delilin dosya kapsamında bulunmadığını, davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, Kurumca olayın iş kazası olmadığına dair tespit yapıldığını, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurumun yargılama giderleri ve vekalet ücretinde sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir.

C. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazası olduğunun tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15017, K. 2026/3474, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15017-e-2026-3474-k-24906efed3b9