Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4645 E. 2026/2831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4645
- Karar No
- 2026/2831
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1489 E., 2025/912 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/664 E., 2021/1028 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 458 parsel sayılı taşınmazın abisi ...'e ait iken, abisinin 33 yıl önce davacıyı memleketten çağırdığını ve bu yeri davacıya sözlü olarak devrettiğini, davacının taşınmaza ev yaptığını, davacının abisinin, dava konusu yerin tapusunu devretmeden hapse girdiğini, doğrudan davacıya devrederse problem olur düşüncesi ile davacının abisinin bu yeri 2006 yılında ... isimli kişiye devrettiğini, onun da yeğeni davalı ...’e devrettiğini, abisinin hapisteyken 2016 yılında öldüğünü, abisinin ölümünden sonra yeğeni ...'ın tapuyu kendisine devredeceğini söyleyip masraflar için 50.000,00 TL aldığını, fakat davalı ...'na devrettiğini, ...'nun yeğeninin annesinin şoförü olup böyle bir yeri alacak gücü olmadığını, bu satışı aralarında danışıklı olarak yaptıklarını, bu arsa üzerinde kendisinin evi olduğunu ve satılırsa başka sığınacak bir yerinin olmadığını, davacının abisine güvenip bu yeri aldığını ve üzerine ev yaptığını, bu arsanın ve evin gerçekte kendisine ait olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...’ın halihazırda malik olmadığını, bu nedenle taraf ehliyetinin bulunmadığından açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının tapunun tamamının kendisine verildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müteveffa ...’in gayrimenkulün yarısını kendisine vermeyi vaad ettiğini, gayrimenkul tarla vasfında olduğundan ve 1/2'sinin ifraz işleminin yapılması kanunen mümkün olmadığından amcası olan davacıya devri yapamadığını, davacıdan tapu ve imar barışı işlemleri için 50.000,00 TL değil, 27.000,00 TL aldığını, davalı ...’ın, diğer davalı ...’e güvendiği için taşınmazını davalı ...’e devrettiğini, davanın devamına karar verilmesi halinde davalı ... adına kayıtlı gayrimenkulün tapusunun iptali ile tamamının davacı adına tescili talebinin reddi ile 1/2'sinin davacı adına tesciline ve kalan 1/2'sinin de davalı ... adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasını sadece tanık beyanlarına dayandırması, bu suretle lehine hüküm tesisini sağlamasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle ve hâlen tapuda müvekkili adına kayıtlı olduğu, tapuda malik veya paydaş olmayan ...’in hasım olarak gösterilmesinin tamamen hatalı olduğunu, dava dilekçesinde ifade edildiği ve dava konusu taşınmazın tüm tedavülleri ile birlikte dosyamıza celbi hâlinde anlaşılacağı üzere, dava konusu taşınmazın tapuda kayden önceki malik olan ...'in taşınmazı önce 2006 yılında ... isimli kişiye sattığı, bilahare taşınmazın davalı ...’e geçtiği, davalının 13.02.2015 tarihinde, bedelini ödeyerek satın aldığını, 2006 yılından itibaren 09.09.2019 dava tarihine kadar 14 yıl geçtiği dikkate alındığında, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu taşınmazı üzerindeki bina ile birlikte satın aldığını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle ve esas yönüyle reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesinin yeterli inceleme yapmadığını, 2. Aile büyüğü ve davacının ağabeyi olan müteveffa ...’in, davacının yanında ve birlikte çalışması karşılığında davaya konu yerin tapusunu bilahare tapudan devretmek üzere davacı kardeşine inanca dayalı olarak verdiğini, zilyetliğini de teslim ettiğini, 3. Müteveffa ... bir adli olay nedeniyle cezaevine girmek zorunda kalınca davalardan ve icra takiplerinden kurtulmak amacıyla gayrimenkulü ... isimli bir kişiye yine muvazaalı bir şekilde devrettiğini, ...’in davalı ...'e devrettiğini, ...’in de dava konusu yerin davacı amcasına ait olduğunu bilmesine rağmen muvazaalı bir işlemle taşınmazı diğer davalı ...'na devrettiğini, davalı ...’in dava dilekçesindeki iddialarını kısmen kabul ettiğini, 4. Davalı ...’in cevap dilekçesinde aralarında dava konusu taşınmazın da olduğu bir çok taşınmazını muvazaalı olarak diğer davalı ...'na devrettiğini itiraf ettiğini, davalı ... ile davalı ...'nun birlikte iş yaptıklarını, davalı ...'in dava konusu gayrimenkulü satın alacak mali durumu olmadığını, ... ile ... arasındaki işlemin muvazaalı olduğunu, 5. Çatalca Tapu Sicil Müdürlüğünün mahkemeye gönderdiği tapu kayıtları ve belgeler incelendiğinde davalılar ... ile ... arasında 13.02.2015 tarihinde yapılan satış sözleşmesinin sadece ... ile ... arasında değil ayrıca ... ile tanık ... arasında da yapıldığını, bu satış sözleşmesiyle tanık ...'a yedi adet, davalı ...’e de bir adet gayrimenkul satışı yapıldığını, davalı ... adına yapılan gayrimenkulün satış bedelinin de 48.000,00 TL gösterildiğini, üzerinde 3 katlı bina, depo, ahır ve başkaca müştemilat bulunan bir gayrimenkulün bu kadar düşük ve sembolik bir fiyata satılmasının söz konusu olamayacağını, 6. Tanık ...’ın, davalı ...'ın hukuki sorunları nedeniyle hem kendi üzerine hem de davalı ...'in üzerine tapu yaptığını kendisinin daha sonra üzerindeki yerleri ...'a devrettiğini ancak ...'in devretmediğini neden devretmediğini de bilmediğini, tarafların arasındaki işlemin gerçek bir satış işlemi olmadığını beyan ettiğini, 7. Davacının inançlı işlemle kendisine vaat edilen taşınmaz üzerinde yıllardır ikamet ettiğini, çeşitli muhdesatının bulunduğunu, 8. Davacının öz yeğeni olan davalı ...'in davacıya devretmesi gereken taşınmazı diğer davalıya devrettiği işlemin muvazaalı olması sebebiyle iptal edilmesinde hukuki yararı olup bu iddiasının mahkemece dinlenilmesi ve araştırılmasının gerektiğini, fakat mahkemenin davacının muvazaa iddiasında hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle ret kararı verdiğini, 9. Mahkemenin öncelikle davacının muvazaa iddiasını inceleyip davalılar arasında gerçekleştirilen satış işleminin geçerli olup olmadığını değerlendirmesi, muvazaa iddiasının ispatıyla birlikte ... adına yapılan tescilin yolsuz olduğunun tespitinin ardından davacı ile diğer davalı ... arasındaki inançlı işleme dayalı iddiaların değerlendirilmesi gerektiğini, oysa ki mahkemenin gerekçeli kararını açıklama ve iddiaları değerlendirme sırasına bakılacak olursa inançlı işlem iddiasının ... yönünden değerlendirildiğini, ardından gelen ikinci paragrafta davacı adına taşınmaz devredilmediğinden, bu sebeple hukuki yarardan söz edilemeyeceğinden muvazaalı işlem iddiasına ilişkin değerlendirme yapılmaksızın ret kararı verildiğini, 10. İnançlı işlemin iki kardeş olan davacı ile davalı ...’in murisi ... arasında yapıldığını, her ne kadar taraflar arasında yazılı delil olmasa da gerek inançlı işlem taraflarının kardeş olması ve yaşadıkları muhitte herkesçe aralarındaki inançlı işlemin bilinmesi ve hatta bu işlemin varlığının davalı ... tarafından da ikrar edilmesi karşısında inançlı işlemi yazılı delil olmaksızın ispat kuvvetine haiz delil başlangıcı unsurlarının dosyada bulunduğunu ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.