Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13877 E. 2026/5014 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13877
- Karar No
- 2026/5014
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/893 E., 2025/822 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/455 E., 2024/380 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... İnşaat Nakliye Tekstil Turizm İthalat İhracat Ltd. Şti. ve ... İnşaat Taahhüt Turizm Nakliyat Otomotiv İç ve Dış ... Ltd. Şti. Vekili, .. ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; inşaat bekçisi olarak çalışan ...'nin 20.01.2022 tarihli iş kazasında vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Belediye Başkanlığı cevap dilekçesinde özetle; belediyenin ihale makamı olduğunu, davaya konu olay nedeni ile herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, davanın davalı ... yönünden reddine, davacının davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine ,davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; müteveffanın eşi ... için 1.075.701,16 TL, müteveffanın oğlu ... için 23.527,61 TL, müteveffanın oğlu ... için 15.105,45 TL, müteveffanın kızı ... için 53.410,86 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacılar .. ve .. .. yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulüne; müteveffanın eşi ... için 50.000,00 TL, müteveffanın kızı ..., müteveffanın oğlu ..., müteveffanın oğlu ... .. için ayrı ayrı 50.000,00'er TL; müteveffanın oğlu ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00'er TL, müteveffanın kızı ... ve ... için ayrı ayrı 30.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... İnşaat Nakliye Tekstil Turizm İthalat İhracat Ltd. Şti. ve ... İnşaat Taahhüt Turizm Nakliyat Otomotiv İç ve Dış ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle "davanın kısmen kabul kısmen reddine, davanın davalı ... yönünden reddine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; müteveffanın eşi ... için 1.075.701,16 TL, müteveffanın oğlu ... için 23.527,61 TL, müteveffanın oğlu ... için 15.105,45 TL, müteveffanın kızı ... için 53.410,86 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacılar .. ve .. .. yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulüne; müteveffanın eşi ... için 50.000,00 TL; müteveffanın kızı ..., müteveffanın oğlu ..., müteveffanın oğlu ... ... için ayrı ayrı 50.000,00'er TL; müteveffanın oğlu ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00'er TL; müteveffanın kızı ... ve ... için ayrı ayrı 30.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf incelemesi sonucunda ... Belediye Başkanlığı'nın da sorumlu olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, tüm davalıların %60 müteveffanın ise %40 kusurlu olduğu varsayılarak hüküm tesis edilmesinin bozma sebebi olduğu, zira hem belediyenin de sorumluğunun bulunduğuna dair tespitte bulunup hem de müteveffanın %40 oranda kusurlu olduğu varsayılarak hüküm kurulmasının, davacının hak ettiği tazminatların hatalı hesaplanmasına yol açtığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde ; belediyenin ihale makamı olup, davaya konu olay nedeni ile herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, anahtar teslim götürü bedel sözleşmeye konu iş kapsamında idare adına herhangi bir işçi çalıştırılmadığı, ...'nin asıl görev yeri olan bekçi kulubesinde bulunmayıp ve mesai saatleri içerisinde şantiyenin güvenliğinden sorumluyken kendisine yatak getirtmiş olup bunu da görev alanı dışındaki odaya kurduktan sonra aynı odaya uyumak için girdiğini, olayda bütün kusurun müteveffada olduğu, manevi tazminatın fazla olduğunu, 18 yaşından büyük çocuklar yönünden tazminatın kabulünün mümkün olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
... İnşaat Nakliye Tekstil Turizm İthalat İhracat Ltd Şti ve ... İnşaat Taahhüt Turizm Nakliyat Otomotiv İç ve Dış ... Ltd Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını, şantiye alanının asıl sorumluluğunun ... Belediyesine ait olduğunu, ceza davası ile rücu davasının neticesinin huzurdaki davanın sonucunu etkileyeceğini, eldeki dava bakımından bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerekmesine rağmen bu mahkemeler sonuçlanmadan yerel mahkemenin karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın gece bekçiliği görevi gereği uyumaması gerekirken kendisine ayrılan yerden ayrılıp idari kısımda uyuduğunu, BK m.44’e göre sigortalının müterafik kusuru oranında ve ayrıca BK m.43’e göre durumun gereği ve hakkaniyet ölçüsünde indirim yapılması gerektiğini, dosyaya ibraz edilen şifahi beyanlara itibar edilerek düzenlenen aktüerya hesaplamasını kabul etmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, ... ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. 8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 9.Dosya kapsamından; ... Belediyesi ile akdedilen sözleşme kapsamında ... ve ... İnşaat İş ortaklığı tarafından yapılmakta olan semt pazaryeri inşaatında bekçi olarak görev yapan ...'nin pazar yerine ait güvenlik kulübesi içinde gece ısınmak amacıyla, teneke kova içinde yaktığı ateşi içeri alması sonucu ortama yayılan karbonmonoksit gazı nedeniyle zehirlenerek vefat ettiği, kazanın meydana geldiği tarihte hava sıcaklığının -4 derece olduğu, kulübede elektrik tesisatı olmadığı anlaşılmaktadır. ... tarafından olayın iş kazası kabul edildiği, denetim raporunda işveren ... İnşaat ... İnşaat adi ortaklığının %60 oranında ,sigortalının %40 oranında kusurlu olduğunun değerlendirildiği, eldeki dosyada alınan 17.11.2023 tarihli kusur raporunda davalı ... - ... iş ortaklığının müştereken ve müteselsilen %60, davalı ... Belediye Başkanlığının %20, müteveffanın %20 kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, 27.3.2024 tarihli kusur raporunda ise ... İnş.Nak...Ltd.Şti. İle ... İnş....San.Ltd.Şti. İş ortaklığının % 60 kusurlu olduğu, kazazede işçinin %40 kusurlu olduğunun değerlendirildiği görülmüştür. Mersin 1. İş Mahkemesi'nin 2024/53 Esas sayılı dosyasında görülen rücuan tazminat davasında İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunda, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranan işverenin %60 oranında kusurlu olduğu, iş kazası olayının meydana gelmesinde kazalı ...'nin %40 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği; Mersin 8 Asliye Ceza Mahk. 2022/558 E. sayılı dosyasında ... İnşaat- ... İnşaat Adi Ortaklığı'nın temsile yetkili yöneticisi ...'ın asli kusurlu, ölen ...'nin ise tali kusurlu olduğu kabul edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. 10.Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin, pazar yeri kurma faaliyetinin belediyelerin asıl işleri arasında olduğu, davalı ... ile yüklenici arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olmadığı ve Belediyenin asıl işveren sıfatı ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden sorumlu olduğu , davalı ...'nin asıl işveren sıfatı ile sorumlu tutulması gerektiği yönündeki kabul ve tespitleri yerinde bulunmuştur. Ancak, tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi, özellikle müteveffaya atfedilen kusur oranı yönünden çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
11. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını- usuli kazanılmış haklar da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. 12. O halde, davacılar ve temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli Bölge Adliye Mahkemesi kararı sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.