Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13050 E. 2026/3151 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13050
- Karar No
- 2026/3151
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1111 E., 2025/1746 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/31 E., 2024/397 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının davalı Kurumun ... numaralı Bağ-Kur kayıtlısı olduğunu, davacının uzun yıllardan bu yana tarımla uğraştığını adına kayıtlı tarım arazisi bulunmakla, sebze ve meyve ürettiğini davacının 1999- 2000 yıllarında yetiştirmiş olduğu ürünleri Değirmenciler Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncusuna vermiş ve bu ürünlerin alımına istinaden kendisine fatura düzenlenerek Bağ-Kur tevkifat kesintisi yapıldığını, düzenlenen faturalara istinaden davalı Kuruma 20.09.2013 tarihinde tevkifat kesintisi nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığının ilk kesinti tarihinden olmak üzere başlatılması müracaatında bulunduğunu, ancak davalı Kurumun hukuka aykırı gerekçelerle davacının bu talebini reddettiğini ileri sürerek, davacının sigortalılığının davalı Kuruma ibraz edilen faturalara istinaden Bağ-Kur prim tevkifatı kesintisinin ilk yapıldığı tarihten başlatılmasına ve bu tarihten itibaren tescil ve sigortalılığının tespitine, sunulan faturalara ilişkin yapılan kesintilerin davacının primlerinden indirim yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; bahse konu 10/1999 dönemine ilişkin Kuruma gönderilen tevkifat bildirim listesinin ve yapılan kesintilerin Kurumun tevkifat hesabına yatırıldığına dair banka ödeme dekontunun fotokopi olduğunun anlaşıldığını, 12/1999 dönemine ilişkin Kuruma gönderilen yapılan kesintilerin Kurumun tevkifat hesabına yatırıldığına dair banka dekontunun fotokopi olduğunun anlaşıldığını, ayrıca 12/1999 döneminin Kuruma gönderilen kesinti listesi fotokopisi incelendiğinde ilgili listede davacının isminin olmadığının görüldüğünü, 05/2000 dönemine ilişkin tevkifat bildirim listesinin ve yapılan kesintilerin Kurumun tevkifat hesabına yatırıldığına dair banka dekontunun ise Kurum kayıtlarına intikal etmediğinin tespit edildiğini, Kurum hesabına yatırıldığına dair banka ödeme dekontlarının Kuruma gönderilmesi hususunda 27.11.2013 tarih ve 15493441 sayılı yazı ile yazışma yapıldığı ve bu güne kadar herhangi bir cevap alınamadığını ilgili mevzuat gereği davacının açtığı dava yersiz ve hukuka aykırı olup Kurumun yaptığı işlemlerde hata bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacının Kurumca kabul edilen süreler dışında 01.11.1999-31.12.2000 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, aidiyet ve Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava, aidiyet tespiti istemine ilişkin olup bu tür davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Davanın yasal dayanağı ayrıca, 5510 sayılı ...ve ... Kanunu'nun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2,3,6,9 ve 10. maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendidir. 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan ... kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise diğer ... kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9.maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir. Anılan Kanun'un 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu Kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış ... ve birliklerinin ... ... ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun'un 3. maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7. maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9. maddenin 1. fıkrasının 5. bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6. maddenin (ı) bendinde ise Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5. maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-2 30... /319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-7 69... /107 karar sayılı ve 27.06.20 12... /10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için Mahkemece; 1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli, Dönem içinde ... Bankası, ... veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 25.04.20 06... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar. Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ... ..., ... veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli, Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22.maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6.maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.'nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır. 4. Eldeki davada, davacı 1999/10-2000/5. aylarına ait tevkifatlarda yer alan ...'in kendisi olduğunu beyanla aidiyet tespiti talep etmiş olup davalı Kurum tarafından belgelerde alt kimlik bilgilerinin yer almaması nedeniyle kesintilerin kime ait olduğunun tespit edilememesi nedeniyle talebinin kabul edilmemesi üzerine eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. 5. Somut olayda, Mahkemece yapılan araştırma neticesinde nüfus kayıtlarında 33 kişinin davacı ile aynı ad ve soyadı taşıdığı, tevkifat listelerinde ad, soyad ve adres dışında bir bilginin yer almadığı dikkate alınarak Mahkemece nüfus kayıtlarında tespit edilen diğer kişilerden dinlenilmeyen ... , ... , ... , ... , ...... ... TC kimlik numaralı diğer ...'ler de dinlenilmeli, bu altı kişinin ... ya da ...adresiyle ilgileri ve aidiyeti istenilen tevkifatların kendilerine ait olduğuna dair bir iddiaları bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, davalı Kurum kayıtlarında bu kişilerin kaydı olup olmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.