Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11871 E. 2026/814 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11871
Karar No
2026/814
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/387 E., 2025/1003 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/321 E., 2023/393 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının yaklaşık yedi yıl önce ailesiyle birlikte Suriye'deki iç savaştan kaçarak ülkemize sığındığını, ülkemizde geçici koruma statüsüyle bulunduğununu, ülkemizde bulunduğu zaman diliminde ailesinin geçimini sağlayabilmek için çeşitli işlerde çalıştığını, olay tarihinde ...'ya ait iş yerinde demir ustası olarak çalıştığını, davalı ...'nın müvekkilinin yanında çalıştığı süre boyunca kanunen yapılması zorunlu ... bildirimini ve sigortasını yaptırmadığı gibi müvekkiline çalışma izni dahi almadığını, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği sırada müvekkilinin sac presleme işi yaptığını, 07.07.2022 tarihinde işvereni ...'nın müvekkiline çalıştığı iş yerinden farklı bir yerde bir süre çalışması yönünde talimat verdiğini, müvekkilinin çalıştığı bu iş yerindeki pres makinelerinin öncesinde çalışmış olduğu pres makinelerinden farklı olduğunu ve müvekkilinin bu tip pres makineleriyle ilgili hem çalışma tecrübesi olmadığını hem de kendisine bununla ilgili herhangi bir eğitim yada bilgi verilmediğini belirterek, müvekkili davacının davalı ...'nın yanında çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurunun söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden pasif dava ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, davanın davalı ... yönünden konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalı ... ve ... San. ve .... Şti. Yönünden kabulüyle davacının 07.07.2022 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacının kendi kusurunun olduğunu, davacının hastaneye ilk gittiğinde verdiği beyan ile dava dilekçesindeki iddiaların farklı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 07.07.2022 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bir olayın iş kazası olduğunu tespitine ilişkin davalarda Kurum ile işveren arasında 6100 sayılı Kanun'un 59. maddesi kapsamında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Bu nedenle 6100 sayılı Kanun'un 60. maddesi uyarınca davanın Kuruma ve işverene karşı birlikte açılması zorunludur. Zorunlu dava arkadaşlığında tek bir dava söz konusudur ve tek bir hüküm ile sonuçlandırılır. Bir başka deyişle zorunlu dava arkadaşları hakkında aynı karar verilir. Zorunlu dava arkadaşlarından birinin davasının kabulüne, diğerininkinin reddine karar verilemez. Eldeki davada Mahkemec;e davalı Kurum ile işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu nazara alınmaksızın davalı Kurumun olayı, yargılama aşamasında düzenlenen 07.09.2023 tarihli ... Raporuna istinaden iş kazası kabul ettiğinden bahisle hakkındaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, işveren hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, Mahkemece davalı Kurum ile işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu dikkate alınarak, sigortalının belirlenen işvereni ve Kurum aleyhine infazı kabil tek bir hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve Kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ... ve ...'nın muhalefetine karşı Başkan V. ..., Üyeler ... ve ...'nun oyları ve oyçokluğuyla, 04.02.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Dava iş kazası tespiti davası olup; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen kararın Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından farklı gerekçe ile bozulmasına karar verilmiş  ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk bozma görüşüne katılınmamıştır. İnceleme konusu davada, davacının davalıya ait iş yerinde geçirdiği kazanın iş kazası sayılmasına gerektiği talep edilmiş olup; davacının Suriye    vatandaşı olduğu ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ülkemizde bulunduğu açık olup; Türk vatandaşı değildir.

Yabancıların Türkiye'de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanuna göre düzenlenmiş iken bu kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 4817 sayılı kanunun amaç başlıklı 1. Maddesinde kanunun amacının;"... yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak    ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek"  olduğu belirtilmiştir. Aynı  kanunun kapsam başlıklı 2. maddesinde ; ".... Türkiye'de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları , bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri" kapsadığı belirlenmiştir. İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4. Maddesinde; "Türkiye'nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiye’de bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği" ifade edilmiştir. 4817 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı yasa gibi yabancıların  Türkiye'de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanununun 6/2. Maddesinde "Bu kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye'de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak" olduğu düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik kamu düzeniyle ilgilidir. Kimlerin sosyal güvenlik hakkından yararlanacağı devletlerin yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kendi milli çıkarları doğrultusunda belirlenir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun gereğince bazı mesleklerin yabancılar tarafından icra edilmelerinin yasaklanması da bu kapsamda yapılan yasal düzenlemelerdendir.

Davacı   Suriye’den ülkemize sığınmıştır. 6458 sayılı Kanunun 91. maddesinde   “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir. (2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” hükmü gereğince sığınmacılarla ilgili olarak çıkarılan   Geçici Koruma Yönetmeliğinin “İş piyasasına erişim hizmetleri” başlıklı 29. maddesinde “Geçici korunanların çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca belirlenir. Geçici koruma kimlik belgesine sahip olanlar, Cumhurbaşkanınca belirlenecek sektörlerde, iş kollarında ve coğrafi alanlarda (il, ilçe veya köylerde) çalışma izni almak için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurabilecekleri” düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyen bu durum karşısında sigortalı sayılacak yabancıların yasal bir çalışmalarının bulunması gerekir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, yabancının   bir işveren yanında çalışabilmesi için,   ilgili makamlardan, somut olayda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından çalışma izninin alınmış olması gerekir.  Bu nedenle davacının Türkiye'de çalışma izninin bulunup bulunmadığı araştırılarak 5510 sayılı Kanun kapsamanda sigortalı olma hakkı olup olmadığı belirlenerek, bu hakkı varsa geçirmiş olduğu kazanın iş kazası sayılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı açık olduğundan verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/11871, K. 2026/814, T. 04.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-11871-e-2026-814-k-0add296e1e17