Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9406 E. 2024/11254 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9406
Karar No
2024/11254
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/67 E., 2024/149 K.

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumunda 01.11.1989 tarihinden itibaren girişinin bulunduğu, toplamda 7900 prim gününün mevcut olduğu, doğum tarihinin 05.07.1968 olup fiili hizmet zammının 3 yıl 6 ay olduğu, buna göre SGK giriş tarihinin 1985 yılına çekildiği, yaşlılık aylığına başvuru tarihi olan 10.11.2016 tarihine kadar borcunun da bulunmadığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışmalarından kaynaklanan fiili hizmet zammının toplam alınarak askeri okula giriş tarihi olan 06.09.1990 yılından 15.01.2004 tarihine kadar geçen 13 yıl 4 Ay hizmetinden kaynaklanan 3 yıl 6 ay fiili hizmet zammı süresinin 5510 sayılı Kanun kapsamında getirilen yaş haddinden düşürülerek değerlendirilmesi gerektiği halde, yaş süresinin uzatıldığı, askeri okulda geçen 06.09.1990 - 06.09.1991 okul süresinin hesaplanan fiili hizmet zammında dikkate alınmadığı, Emekli Sandığı'ndan yaşını, primini ve hizmet süresini tamamladığından dolayı derhal emeklilik işlemlerinin yapılması için karar verilmesi gerektiği iddiasıyla 10.11.2016 tarihinden geçerli ve Emekli Sandığı'ndan öncelikle olmak üzere aylığının bağlanması, müracaat tarihinden geçerli olmak üzere aylık maaşlarının, maaş farklarının ve yasal faizlerinin ilgili Kurumca ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğu, dava tarihinden sonraki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 17.02.2022 tarihli ve 2020/304 Esas, 2022/49 Karar sayılı kararla Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 10.12.2021 tarihli yazısında davacı ...'nın 12.01.2004 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı emrinde ast.üst.çavuş olarak görev yapmakta iken resen emekliye sevk edildiği, 5434 sayılı Kanun'un 82 ve 83. maddelerine göre 15 yıl 5 ay toplam hizmetine karşılık tahakkuk ettirilen, 19.211.650 TL toptan ödemenin ilgiliye ödenmediği belirtilmiş olduğundan, davacıya tahsis talep tarihi olan 10.11.2016 tarihini takip eden ay başı olan 01.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davacıya 01.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, bağlanan aylıklara ödeme tarihlerden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2020/304 Esas, 2022/49 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 02.06.2022 tarihli ve 2022/999 - 1307 sayılı kararı ile davacının 01.11.1989 - 11.01.1990 tarihleri arasında 26 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 15.09.1991 - 12.01.2004 tarihleri arasında 4440 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/c bendi kapsamında sigortalı olduğu ve bu sigortalılık süresinin tasfiye edilmediği, 09.02.2007 - 31.10.2011 tarihleri arasında 972 gün 1479 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'un 4/b bendi kapsamında sigortalı olduğu, 15.07.2011 - 10.02.2016 tarihleri arasında ise 1405 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/a bendi kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 3 yıl 1 ay fiili hizmet zammı süresinin olduğu, sigortalılık başlangıç tarihi olan 01.11.1989 tarihi dikkate alınarak 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesi gereğince belirlenen sigortalılık koşulları dikkate alındığında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden düşülmesi ile tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı şartlarının oluştuğu anlaşıldığından mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 02.06.2022 tarihli ve 2022/999 - 1307 sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/8259 Esas, 2022/14697 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanunda yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasanın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 06.07.2023 tarihli ve 2023/48 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararı ile davacının 05.07.1968 doğumlu olduğu, ilk işe giriş tarihinin 01.11.1989 tarihi olduğu, 01.11.1989 - 11.01.1990 tarihleri arasında 26 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 15.09.1991 - 12.01.2004 tarihleri arasında 4440 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/c bendi kapsamında sigortalı olduğu ve bu sigortalılık süresinin tasfiye edilmediği, 09.02.2007 - 31.10.2011 tarihleri arasında 972 gün 1479 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'un 4/b bendi kapsamında sigortalı olduğu, 15.07.2011 - 10.02.2016 tarihleri arasında ise, 1405 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/a bendi kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 3 yıl 1 ay fiili hizmet zammı süresinin olduğu, 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-H hükmü gereğince 25 yıllık sigortalılık süresini, 51 yaşını doldurmaları ve en az 5450 gün sigortalılık priminin ödenmiş olmasının gerektiği, davacının 51 yaşını 05.07.2019 tarihinde tamamlayacağı anlaşıldığından fiili hizmet zammı olan 3 yıl 1 ay, bu tarihten indirildiğinde tahsise hak kazanacağı tarihin 05.06.2016 tarihi olduğu anlaşıldığından tahsis talep tarihi itibariyle davacının yaşlılık aylığı tahsisine ilişkin tüm koşulların gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile tahsis talep tarihi olan 10.11.2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davacıya tahsis talep tarihi olan 10.11.2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, bağlanan aylıklara 01.03.2017 tarihinden başlamak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli ve 2023/48 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.11.2023 tarihli ve 2023/9826 Esas, 2023/11585 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...8.Eldeki davada, davacının, fiili hizmet süresi zammının sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile birlikte, bulunacak yaş haddinden de düşülmesi gerektiğini 10.11.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkin olarak eldeki davasını açtığı, mahkemece davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu kapsamda, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebinin mümkün olmadığı ve bu yönden talebinin reddi gerektiği ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gibi, kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, ayrıca hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir. 9.O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır..." 4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.11.1989 - 11.01.1990 tarihleri arasında 26 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 15.09.1991 - 12.01.2004 tarihleri arasında 4440 gün, 5510 sayılı Kanun'un 4/c kapsamında sigortalı olduğu ve bu sigortalılık süresinin tasfiye edilmediği, 09.02.2007 - 31.10.2011 tarihleri arasında 972 gün, 1479 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'un 4/b bendi kapsamında sigortalı olduğu, 15.07.2011 - 10.02.2016 tarihleri arasında ise 1405 gün, 5510 sayılı Kanun'un 4/a bendi kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 3 yıl 1 ay fiili hizmet zammı süresinin olduğu, 5510 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin B fıkrasının yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihi itibariyle 12 yıl 6 ay 22 gün sigortalılık süresinin bulunduğu, 506 sayılı Kanun'un geçici 81.maddesinin B-h bendi gereğince sigortalılık süresi 12 yıl 6 aydan fazla 14 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 51 yaşını doldurmalarını ve en az 5450 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağından, davacının 05.07.1968 doğumlu olduğu, 51 yaşını 05.07.2019 tarihinde tamamlayacağı anlaşıldığından, 3 yıl 1 aylık fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden düşülmesi mümkün olmadığından davacının davasının kısmen kabulü ile 51 yaşını doldurduğu 05.07.2019 tarihini takip eden ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davacıya 51 yaşını doldurduğu 05.07.2019 tarihini takip eden ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, bağlanan aylıklara 01.11.2019 tarihinden başlamak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz başlatılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulduğu ancak bozma ilamını aşacak şekilde karar verildiği, Mahkemenin yaş haddinden indirme ile sigorta başlangıç tarihinden çekme kavramlarını karıştırdığı, davanın kabulünün gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıya 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanmasının mümkün olmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkindir. 1. Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 2.Somut olayda, uyulan bozma ilamında 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi zammının sigortalının fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği ifade edilmekle birlikte; birleştirilen hizmet süreleri dikkate alınarak 506 sayılı Kanun’un 60. maddesi ve Geçici 81. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlama koşullarının değerlendirilmesinde, sigortalılık süresi açısından, kişinin sigorta başlangıç tarihinden geriye doğru bir süre eklenerek bu tarihin öne çekilmesinin mümkün olmadığı açıkça vurgulanmıştır. Gerçekten de, İlk Derece Mahkemesi, davacının fiili hizmet zammı süresini sigorta başlangıcına eklememiş ve bu tarihi geriye çekmemiştir. Ancak aynı bozma ilamında, söz konusu fiili hizmet süresi zammının, davacının tabi olduğu yaş haddinden indirilmesi gerektiği de belirtilmiştir. Bu nedenle Mahkemece, 01.11.1989 olan sigorta başlangıcı esas alınarak davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B-h bendi kapsamında belirlenen yaş haddinden fiili hizmet zammı süresi indirilmeli ve bu şekilde davacının yaşlılık aylığına hak kazanacağı tarih belirlenmelidir. Oysa, mahkeme bozma kararının içeriği doğru yorumlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9406, K. 2024/11254, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9406-e-2024-11254-k-8291604c2255