Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9852 E. 2024/11249 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9852
- Karar No
- 2024/11249
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2525 E., 2024/756 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/59 E., 2022/212 K.
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem de bu tarihe göre bulunacak yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.02.1969 doğum tarihli ...’ın, 01.03.1987 – 14.05.2006 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı, davacının Türk Hava Yollarında görev yaptığı işbu 19 yıl, 2 ay, 14 güne istinaden yıpranma payı olarak 3 yıl, 11 ay fiili hizmet zammının mevcut olduğu, davacının bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak ... SSK sicil numarası ile özel bir havayolu şirketinde pilot olarak çalışmış olup 4/a kapsamındaki ilk işe giriş tarihinin 10.07.2006 tarihi olduğu, emekli sandığı sicil numarasının 69671000 olduğu, davacının emeklilik tahsis talebinde bulunmak amacıyla SGK’ya başvurarak kamu görevlisi olarak hizmet sürelerinin 4/c ve özel sigortalılık sürelerinin 4/a birleştirilmesini talep ettiği, bunun üzerine Kamu Görevlileri Daire Başkanlığına yazı yazılarak davacının 4/c'ye tabi hizmetlerinin birleştirilmesini talep ettiği, ilgili dairenin 30.01.2015 tarihli yazısında, davacının 4/c kapsamında 19 yıl, 2 ay, 14 günlük hizmet süresi ve 3 yıl, 11 ay fiili hizmet süresi olmak üzere toplamda 23 yıl, 3 ay, 29 günlük hizmet süresinin olduğunun bildirildiği, davacının 09.09.2020 tarihinde emeklilik ve yaşlılık aylığının tahsisi talebiyle davalı Kuruma başvuruda bulunduğu ancak davacının söz konusu talebinin emeklilik için gerekli şartları taşımadığından bahisle 09.09.2020 tarihli yazısı ile reddedildiği, ilgili mevzuat uyarınca, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesine göre fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesinin gerektiği ve sigortalılık başlangıç süresinden de geriye çekilmesi gerektiği, 21.02.1969 tarihinde ... davacının yaş haddinden 3 yıl 11 ay FHZ indirimi yapılarak doğum tarihinin 21.03.1965 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, hizmet başlangıç tarihinin ise 01.03.1987 tarihinden 3 yıl, 11 ay geriye çekilerek 29.03.1983 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, hizmet başlangıç tarihi olarak 29.03.1983 tarihi esas alındığında davacının emeklilik şartının 47 yaş, 25 sigortalılık yılı ve 5225 prim ödeme gün sayısı olduğu, davacının başvuru tarihi itibariyle 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinde öngörülen emekli olabilmek için gerekli şartları yerine getirdiği, emekliliğe hak kazandığı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2017/2423 Esas 02.11.2017 tarihli 2017/8712 Karar sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleşen Ankara 27. İş Mahkemesinin 2016/1018 Esas 24.11.2006 tarihli 2016/612 Karar sayılı kararının, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/16226 Esas 30.05.2017 tarihli 2017/4593 Karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşen İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2016/219 Esas 16.06.2016 tarihli 2016/416 Karar sayılı kararının, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2009/9471 Esas 08.07.2010 tarihli 2010/8235 Karar sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleşen Bakırköy 11. İş Mahkemesinin 2008/1102 Esas 02.06.2009 tarihli 2009/286 Karar sayılı kararının emsal nitelikte olduğu iddiasıyla davacının Türk Hava Kuvvetlerindeki hizmetlerine karşılık gelen 3 yıl, 11 ay (FHZ) fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden itibaren geriye çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde davacının 09.09.2020 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların 09.09.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, sigortalının çalışma gün ve sayısını, kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17 nci maddesi belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu kanıtlar olduğunu dava konusu dönemlerde herhangi bir müfettiş raporu ve denetim tutanağının bulunmadığı, davacı tarafından Kuruma yapılan yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin tahsis istemi üzerine Kurum kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda davacının talep ettiği sürenin yaş haddinden indirilmesi talebine dayanak emeklilik aylığı almak için gerekli koşulları taşımadığının tespit edildiği, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun'un 8 inci maddesi ile hizmet birleştirilmesi yapılması durumunda aylığı bağlayacak kurum hakkında bir düzenleme getirildiği, bu madde uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca hizmet sürelerinin eşit olması halinde eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır” hükmünün geçerli olduğu, davacının emekli aylığı bağlanması ve ödenmesi işlemi ile ilgili yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının dava dilekçesi ile 3 yıl, 11 ay FHZ süresinin hizmet başlangıç tarihinden itibaren geriye çekilmesi ve yaş haddinden indirilerek 09.09.2020 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini ve hak kazanılan aylıkların 09.09.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, ilgili tüm bilgi ve belgelerin dosyaya celp edildiği, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinden davacıya ait belgeler, davacıya ait hizmet döküm cetveli, tahsis dosyasının dosyamız arasına alındığı, sosyal güvenlik alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun dosyamız arasına alındığı, bilirkişi raporunun bilimsel, objektif ve denetimsel hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya kapsamının tetkik edilmesi neticesinde davacının 29.09.1986 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde askeri öğrenci olduğu, 18 yaşını 21.02.1987 tarihinde doldurması sebebiyle 15.03.1987 tarihinde 5434 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığının 69671000 sicil numarasına kayden başladığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığında binbaşı kadrosunda görevine devam etmekte iken 27.04.2006 tarihinde görevinden istifaen ayrıldığı ve 10.07.2006 tarihinde 3401200628390 sigorta sicil numarasına kayden 37502 işyeri sicil numaralı Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı işyerinden 4/a kapsamındaki sigortalılığının başladığı ve devam ettiği, davacının en son 5420 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, 01.03.1987 - 14.09.1990 tarihleri arası Harp Okulu Süresi olduğu, 15.09.1990 - 14.05.2006 tarihleri arası uçuş zammına müstehak olduğu, fiili hizmet zammının 3 yıl 11 ay olduğu, toplam hizmet süresinin 23 yıl, 1 ay, 14 gün olduğu, davacının 3 yıl, 11 ay fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde emekli sayılarak emeklilik ve yaşlılık aylığı tahsisi için davalı Kuruma başvuruda bulunduğu, ilgili Kurum tarafından "İşten Çıkış Bildirgesi Olmadığı için Tahsis Talebiniz Reddolunmuştur. İşten Çıkış Bildirgeniz ile Tekrar Müracaat Ediniz" gerekçesine istinaden talebinin reddedildiğinin bildirildiği, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 15.09.1990 - 14.06.2006 tarihleri arasında 5640 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olan davacının bu hizmetinin 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi kapsamındaki Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay, yedek subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için belirtilen her 360 günlük hizmeti için 90 gün fiili hizmet zammından yararlanması şeklinde olduğundan davacının fiili hizmet zammının 3 yıl, 11 ay'a isabet ettiği, bu doğrultuda davacının 3 yıl, 11 aylık fiili hizmet zammının hem sigortalılık başlangıcını hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanması gerektiği, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 15.03.1987 tarihinden 3 yıl, 11 ay geriye götürülerek 15.04.1983 tarihi olarak tespit edilebileceği, sigortalılık başlangıcının 15.04.1983 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini 2008 yılında doldurmuş olacağı yine 5150 gün prim ödeme gün şartını toplam 13309 prim ödeme gün sayısı bulunmasına göre fazlasıyla tamamlamış olacağı, fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle 47 yaşını doldurduğu 21.03.2012 tarihi itibariyle emeklilik şartlarını tamamlamış olduğu, 5434 sayılı Kanundaki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanundaki itibari hizmetin karşılığı olduğu, buna bağlı olarak 5434 sayılı Kanun fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden de indirilmesi gerektiği, ayrıca 2829 sayılı Kanun gereği 15.09.1990 - 14.05.2006 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri birleştirilen davacının fiili hizmet zammı sürelerinin sürelerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5, 6 ve 39 uncu maddeleri kapsamında itibari hizmet kabul edilerek yaş haddinden indirilmesi gerektiği, yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirmeler yapıldığında; Kurum işleminin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... T.C. Kimlik numaralı davacının Türk Hava Kuvvetleri nezdinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı çalışmalarına istinaden hak kazanmış olduğu 3 yıl 11 ay (1410 gün) fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç ve emeklilik yaş haddinden indirilerek, davacının 47 yaşını doldurduğu 21.03.2012 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF A.İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun davada fer'i müdahil olduğu, davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, fiili çalışmanın ispat edilemediği, eksik inceleme ile karar verildiği, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de tahsis talep tarihinde davacının sigortalılık süresi, prim gün sayısı ve yaş koşulunun mevcut olduğunun Kurum tarafından kabul edildiği ancak işten çıkış bildirgesi bulunmadığından tahsis talebinin reddedildiği dikkate alınmaksızın tahsis talebinin yaş ve sigortalılık süresi koşullarını sağlanmadığından reddedilmiş gibi fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğine karar verilmesinin hatalı olduğu; davacının tahsis talep tarihinin 09.09.2020 olduğu ve öncesinde tahsis talebinde bulunduğuna dair dosyada belge bulunmadığı ve 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için talepte bulunmak gerektiği halde tahsis talebini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi gerekirken "21.03.2012 tarihinden itibaren emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine" karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu; kabule göre de 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı dikkate alınmadan " her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı kurumdan tahsiline" karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 20. İş Mahkemesi'nin 23.06.2022 tarihli, 2021/59 Esas, 2022/212 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne davacıya 09.09.2020 olan tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.10.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.01.2021 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesine özetle; fiili hizmet süresi zammının hizmet süresine eklenmesi gerektiği zira aylık ve ikramiyeyi artırdığı, jet pilotunun daha fazla emekli maaşı alması gerektiği, davacının 21.03.2012 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; çalışmayı ortaya koyan belgeler işe giriş bildirgesi ile birlikte, sözü edilen Kanun'un 79 uncu maddesinde öngörülen ve sigortalının çalışma gün sayısını kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu kanıtlar olduğu, dava konusu dönemlerde herhangi bir müfettiş raporu ve denetim tutanağı da bulunmadığı, davacı tarafından Kuruma yapılan yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin tahsis istemi üzerine Kurum kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda davacının talep ettiği sürenin yaş haddinden indirilmesi talebine dayanak emeklilik aylığı almak için gerekli koşulları taşımadığı tespit edildiği, 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile hizmet birleştirilmesi yapılması durumunda aylığı bağlayacak kurum hakkında düzenleme getirilmiş olup, bu madde uyarınca birleştirilmiş hizmet sürelerinin toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet süresinin eşit olması durumunda ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı, faiz talebinin yerinde olmadığı, işlemlerde bir hata bulunmadığı, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesinin ayrıca vekalet ücretine hükmetmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem de bu tarihe göre bulunacak yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.