Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13203 E. 2024/11265 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13203
Karar No
2024/11265
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/220 E., 2024/158 K. KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yaşlılık aylığına müstahak olduğu, 18.07.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin davalı Kurum tarafından tahsis şartlarını taşımadığından bahisle talebinin reddedildiği, davalı Kurumun fiili hizmet süresini yaş şartından düşmediği, davalı Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla 08.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde sayılan görevlerde bulunan iştirakçilere hizmet müddetlerinin her yılı için maddede gösterilen süreler fiili hizmet sürelerine eklenmekte, 08.09.1999 tarihinden önce göreve girenlerden Geçici 205 inci madde gereği en fazla 8 yıl, 08.09.1999 tarihinden sonra göreve başlayanlar için ise 39 uncu madde gereği en fazla 3 yıl emeklilik için aranan yaş hadlerinden düşüldüğü, 506 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanunla eklenen Ek 39 uncu madde ile Ek 5 inci ve Ek 6 ncı maddeler gereği sigortalılık süresine ilave edilen gün sayılarının beş yıldan çok olmamak üzere 506 sayılı Kanunun mülga 60 ıncı ve Geçici 81 nci maddede belirtilen yaş hadlerinden indirileceği, söz konusu hüküm gereğince, 506 sayılı Kanun'un mülga Ek 5 inci maddesinde tabi çalışması olan sigortalıların 08.09.1999 ve 23.05.2002 tarihine göre sigortalılık süresinin tespitinde, bu tarihlere kadar olan itibari hizmet sürelerinin 3600 gün olup olmadığı dikkate alınmakta, şartın yerine gelmesı halinde itibari hizmet süresinin ¼’ ü alınarak sigortalilik süresine ilave edilip aylığa hak kazanma koşulları belirlenmekte, tahsis talep tarihinde ise bu defa itibari hizmet süresinin tamamı alınarak sigortalılık süresi yeniden hasaplanarak itibira hizmet süresinin en fazla 5 yıla kadar olan bölümü yıl, ay, gün üzerinden hesaplanıp yaş haddinden indirildiği, buna göre, T.C. Emekli Sandığı iştirakçiliği döneminde kazanılan fiili hizmet süresi zamları Emekli Sandiği’ndan emeklilikte ayrıca yaştan da düşülürken sigortalıların 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesi kapsamındaki itibari hizmet süreleri, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu sayılarının 5434 sayılı Kanun'a tabi aylığa hak kazanma koşularında emeklilik için aranan yaştan düşülmesine imkan bulunmadığı, öte taraftan, mülga 2829 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi gereğince Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilmekte olup, 7 nci madde gereğince 4 üncü maddede belirtilen hizmet süreleri toplamına itibari hizmet süreler ile prim ödenmemiş süreler katılmadığı, hizmet dökümünde yapılan incelemede, davacının (4/a), ve (4/c) statülerinden herhnagi birinden aylık almadiği halde 37502.34 işyeri sicil numarasi işlem gören Türk Hava Yolları A.Ş.’deki 2016 yılı 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, ve 2017 yılı 1, 2, 3, 4, 5 inci dönem çalışmalarının (02) (Sosyal Güvenlik Destek Primi) belge türü ile bildirildiği görüşmüş olup, bu hususta gerekli incelemelerin yapılarak bu çalışmaların (01) (Tüm sigorta Kollarına tabi)belge türü olarak degiştirilmesi ve oluşacak prim farkının anılan işyerinden tahsil edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.06.2019 tarihli ve 2018/301 Esas, 2019/221 Karar sayılı kararla; davacının 12.12.2016 tarihinde de aylık tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmakla birlikte işten ayrılma koşulunun yerine getirilmediği, bu durumda davacının işten ayrılma koşulunu da yerine getirerek aylık tahsis talebinde bulunduğu ve dava dilekçesindeki talebine de uygun olarak işten ayrılma ve tahsis talebini de içerecek şekilde tüm tahsis şartlarını yerine getirmiş olduğu 18.07.2018 tarihini takip eden 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olacağının kabulü gerekeceği, 5510 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesi kapsamında 3 aylık süre içinde tahsis talebinin reddi durumunda red tarihini takip eden aybaşından itibaren 3 üç aylık süre içinde cevap verilmediği veya bu süre sonrasında reddedildiği durumlarda ise aylık tahsis tarihinden itibaren 3 ay sonra faiz başlangıç tarihinin tespiti gerektiği, davacının 18.07.2018 tarihli tahsis talebinin 3 aylık sürenin geçmeden 08.08.2018 tarihinde reddedildiği göz önüne alındığında faiz başlangıcı red tarihini takip eden aybaşından itibaren 01.09.2018 tarihi olarak alınması kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının fiili hizmet süresinin yaş haddinden tenzili ve 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, talep edilen ödenmeyen yaşlılık aylıklarının 01.09.2018 tarihinden başlamak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi hususunun tespitine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2018/301 Esas, 2019/221 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlar ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 23.06.2021 tarihli ve 2019/1552 Esas, 2021/1146 Karar sayılı kararla 13.04.1971 doğumlu davacı ...'ın 15.04.1989 - 14.03.2008 tarihleri arasında 4/c kapsamında 18 yıl 11 ay hizmeti (3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı), 4/a kapsamında toplam 2854 gün hizmetinin bulunduğu, davacının 18.07.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddedildiği, 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 15.04.1989 - 23.05.2002 tarihleri arasında (13 yıl 1 ay 8 gün olup bu süreye 23.05.2002 tarihine kadar gerçekleşen 2 yıl 5 ay 2 gün itibari hizmet süresi de eklendiğinde) 15 yıl 6 ay 10 gün olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesine göre davacının yaşlılık aylığı tahsis şartları, 25 yıl sigortalılık süresi, 49 yaş ve 5.300 prim ödeme gün sayısı olduğu, davacının 18.07.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 5434 sayılı yasa kapsamında ( 18 yıl 11 ay fiili hizmeti ile 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı toplamı) 22 yıl 9 ay 15 gün, 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında ise 2854 prim ödeme gün sayısı bulunduğundan yasada öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı belirgin olup bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmadığı, 13.04.1971 doğumlu davacı 18.07.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 47 yıl 3 ay 5 günlük olup Kurum tarafından fili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirilmediğinden yaş şartı nedeni ile talebi reddedildiği, davacının 49 yaş süresinden 3 yıl 10 ay 15 gün günlük fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde 45 yıl 1 ay 15 gün olarak bulunduğu, davacının 13.04.1971 tarihinde doğduğu göz önüne alındığında 24.06.2016 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı, 12.12.2016 tarihinde de aylık tahsis talebinde bulunduğu ancak o tarihte işten ayrılma koşulunu yerine getirmediği, 18.07.2018 olan tahsis talep tarihinde işten ayrılma koşulunu da yerine getirdiğinden takip eden ay başı olan 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı kabul edilerek hüküm kurulması yerinde olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi uyarınca davacının biriken yaşlılık aylıklarının ödenmesine karar verilirken faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde, tahsis talebinin reddedildiği 08.08.2018 tarihini takip eden ay başı dikkate alınarak, Kurumun 01.09.2018 tarihinden itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulması da isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli ve 2019/1552 Esas, 2021/1146 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.12.2021 tarihli ve 2021/9520 Esas, 2021/16759 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. Kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, Mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve yazılı şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak 24.11.2022 tarihli ve 2022/18 Esas, 2022/275 Karar sayılı kararla; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, 08.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup, 5434 sayılı Kanun'un 32 vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/18 Esas, 2022/275 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.02.2023 tarihli ve 2023/2189 Esas, 2023/1501 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının tahsis talep tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmelidir.

Buna göre, 18.07.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.04.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 3 ay 3 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 1 ay 8 gün sigortalılığına ve 5450 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 13.04.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 13.04.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında dikkate alınması ile tahsis yapılırken sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasını ve aylıkların faiziyle kurumdan tahsilini talep etmiş olup, davacının Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.04.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 3 ay 3 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 1 ay 8 gün sigortalılığına ve 5450 günden fazla gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu göz önüne alındığında davacının 51 yaşını doldurduğu 13.04.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresi kadar geri çekildiğinde 47 yaş 1 ay 15 günü doldurduğu 28.05.2018 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı, bu durumda dava dilekçesindeki talebine de uygun olarak 18.07.2018 tarihini takip eden 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince davacının mahrum kaldığı yaşlılık aylıklarının 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden tenzili ve 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gözetilerek davacının mahrum kaldığı yaşlılık aylıklarının 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğine, karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kuruma müracaat şartının yerine getirilmediği, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, davacının tahsis koşullarının mevzuata aykırı belirlendiği, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkindir.

1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13203, K. 2024/11265, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-13203-e-2024-11265-k-c7e7bde0c7d8