Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/5224 E. 2024/13957 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5224
- Karar No
- 2024/13957
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3296 E., 2022/458 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/152 E., 2021/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 12 yıldır MS hastası olduğunu, davacının kendi durumunda olan engellilere tanınan haklardan yararlanmak için yürüttüğü süreç sonunda %40 düzeyinde iş gücünü kaybettiğini tespit ettirdiğini, Yomra Kaymakamlığınca %40 çalışma gücü kaybından dolayı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 31. maddesinden yararlanacağı konusunda işlem tesis edildiğini, ancak iki yıl sonra yeniden hastaneye sevkedilmesi gerektiğinin vurgulandığını, davacı hakkında iki yıl sonra yeniden rapor tanzim edildiğini, K.T.Ü ... Hastanesince düzenlenen rapor uyarınca davacının %49 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini, davalı Kurumun bu raporu kabul etmeyerek davacıyı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiğini, ilgili hastanenin davacının %35 oranında iş gücünü kaybettiğini rapor ettiğini, bu sebeple ilgili engelli indiriminden faydalanamayacağı çerçevesinde işlem tesis edildiğini, işlemin haksız olduğunu, uyuşmazlığın konusunun davacının sağlık sorunları ile bu sağlık sorunlarının çalışma gücüne oransal etkisinin ne kadar olduğunu oluşturduğunu, davacıya ilk başta verilen iş göremezlik oranının sonradan azalmasının mümkün olmadığını, müvekkilin maluliyet oranının tespit edilerek 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'ndaki indirimden faydalanacağının ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve reddinin gerektiğini, davada Maliye Bakanlığı'na da husumet yöneltilmesi gerektiğini, 193 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca emeklilik indiriminden faydalanılması için çalışma gücünün en az %40'ının kaybedilmesi gerektiğini, Gelir İdaresi Başkanlığının 25.01.2018 tarih ve 9534 sayılı yazısıyla davacının çalışma gücü kayıp derecesi olmadığına karar verildiğini, buna istinaden kişinin aylığının müvekkil Kurumca kesildiğini, müvekkil Kurumca çalışma gücünü %35 oranında kaybettiği anlaşıldığından ve almakta olduğu aylığı kesilmiş olduğundan başkaca bir işlem yapılmasına gerek olmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini taleple cevapta bulunulmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanun'un geçici 1/2. maddesinde; "17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır." hükmü ile aynı Kanun'un geçici 7/1. maddesinde "(Değişik: 17.04.2008-5754/68 md.) Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." hükmü düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un Malullük ve Engellilik Hükümlerine İlişkin Geçiş Hükümleri başlıklı 5510 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde " 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ilk defa sigortalı olanlardan, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 53. maddesine göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya engeli bulunan ve bu nedenle malullük aylığından yararlanamayan sigortalılar, yaşları ne olursa olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. (Değişik ikinci fıkra: 17.04.2008-5754/71 md.) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 60. maddesinin (c) bendinin (b) alt bendi ve geçici 87. maddesine göre işlem yapılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlananlardan yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının kesilmesi ve tekrar bağlanmasında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümler geçerlidir. Birinci ve ikinci fıkraya göre bağlanan aylıkların aylık bağlama oranı, 5400 gün üzerinden hesaplanan orandan az olamaz. (Ek fıkra: 17.04.2008-5754/71 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, malullük durumlarının tespiti için talepte bulunan ve bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûl olduklarına karar verilenler hakkında 506 ve 2925 sayılı Kanunlardaki diğer şartları da taşımaları halinde anılan Kanunlara göre malullük aylığı bağlanır..." düzenlemesi yer almaktadır. Diğer yandan; 506 sayılı Kanun'un 60/C-b maddesi, “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını” öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak” hususunun saptanması önem arz etmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise 199 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 3239 sayılı Kanun'la değişik 31/2 maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla Maliye Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına idarece karar verilmektedir. Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte Kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da, yasal bir gereklilik olmaktadır. Mahkemece, yukarıda belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılması gerektiğinden, dosya içinde mevcut Adli Tıp Kurumu tarafından verilen sağlık kurulu raporu da dahil olmak üzere, Maliye Bakanlığı bünyesindeki Merkez Sağlık Kurulu’ndan derece tespiti yönünden rapor alınması için tüm dosya kapsamı ilgili Kurula gönderilerek, varsa derece tespiti yapılıp yaşlılık aylığı şartları buna göre değerlendirilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.