Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7521 E. 2025/308 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7521
- Karar No
- 2025/308
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1109 E., 2023/1801 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/612 E., 2019/481 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının çalışma gücü kaybı oranının tespit edilmesini ve davalı Kuruma başvurduğu tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili; Kurumca yetkilendirilen sağlı hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu davacının çalışma gücü kaybının yeterli oranda olmadığını ve maluliyete hak kazanamadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairece; “...eldeki dava değerlendirildiğinde; davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/08/1994 olmasına göre davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu gözetilerek, anılan mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme ile varılacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Kararda özetle: “...I-HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, II-Davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine, A-Davacı ...'in meslekte çalışma gücünü % 55 oranda kaybettiğinin ve malüliyet başlangıç tarihinin 15/12/2017 tarihi olduğunun tespitine, B-Davacıya 506 sayılı Kanun mülga 60. maddesinin c bendi ile geçici 87. maddesinin 1. fıkrasının c bendinin 2. cümlesi gereğince malüliyet tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının çalışma gücü kaybı oranının tespit edilmesi ve davalı Kuruma başvurduğu tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanun'un geçici 1/2. maddesinde; "17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır." hükmü ile aynı Kanun'un geçici 7/1. maddesinde "(Değişik: 17.04.2008-5754/68 md.) Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." hükmü düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un malullük ve engellilik hükümlerine ilişkin geçiş hükümleri başlıklı 5510 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde " 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ilk defa sigortalı olanlardan, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 53. maddesine göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya engeli bulunan ve bu nedenle malullük aylığından yararlanamayan sigortalılar, yaşları ne olursa olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. (Değişik ikinci fıkra: 17.04.2008-5754/71 md.) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 60. maddesinin (c) bendinin (b) alt bendi ve geçici 87. maddesine göre işlem yapılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlananlardan yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının kesilmesi ve tekrar bağlanmasında bu Kanun'un yürürlük tarihinden önceki hükümler geçerlidir. Birinci ve ikinci fıkraya göre bağlanan aylıkların aylık bağlama oranı, 5400 gün üzerinden hesaplanan orandan az olamaz. (Ek fıkra: 17.04.2008-5754/71 md.) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce, malullük durumlarının tespiti için talepte bulunan ve bu Kanun'un yürürlük tarihinden sonra malûl olduklarına karar verilenler hakkında 506 ve 2925 sayılı Kanunlardaki diğer şartları da taşımaları halinde anılan kanunlara göre malullük aylığı bağlanır..." düzenlemesi yer almaktadır. Diğer yandan; 506 sayılı Kanun'un 60/C-b maddesi, “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını” öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak” hususunun saptanması önem arz etmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise, 199 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 3239 sayılı Kanun'la değişik 31/2 maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla Maliye Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına idarece karar verilmektedir. Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte Kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da, yasal bir gereklilik olmaktadır. Mahkemece yukarıda belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılması gerektiğinden, dosya içinde mevcut Adli Tıp Kurumu tarafından verilen sağlık kurulu raporu da dahil olmak üzere, Maliye Bakanlığı bünyesindeki Merkez Sağlık Kurulundan derece tespiti yönünden rapor alınması için tüm dosya kapsamı ilgili Kurula gönderilerek, varsa derece tespiti yapılıp yaşlılık aylığı şartları buna göre değerlendirilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.