Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/841 E. 2024/14152 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/841
Karar No
2024/14152
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2428 E., 2023/1670 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale İş Mahkemesi SAYISI : 2020/158 E., 2022/297 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, davalıya ait iş yerinde kamyon şoförü olarak çalıştığını, davalı şirketin yetkilisinin Karayolları Trafik Kanunu ile yönetmeliğine ve İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu'na aykırı talimatları nedeniyle 21.09.2017 tarihinde kendisinin kullandığı ... plakalı kamyon ile trafik kazası geçirdiğini belirtmek sureti ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının geçirmiş olduğu kazanın %100 kendi kusurunda kaynaklandığını, davalının mevzuata aykırı bir kararı, emir ve talimatı bulunmadığını, davacının ağır kusuru ile illiyet bağının kesilmiş olduğunu belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin bir kusurunun bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle, yorgun ve uykusuz olduğunu belirtmesine rağmen davalı şirket müdürünün yola çıkması yönündeki emir ve talimatı üzerine davalıya ait ... plakalı kamyon ile yola çıktığını, Gelibolu ilçesi Sütlüce köyü yakınlarında dava konusu kazanın meydana geldiğini, olayın meydana gelmesinde davalı şirket yetkilisinin kusurlu olduğunu ve bu somut gerçekliğe rağmen davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55., 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesi. 3. Değerlendirme 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. madde de işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. madde de ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8.Yine Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 sayılı İLO Sözleşmesinin 5 ve 6. maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatleri belirlenmiş, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dâhil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırk sekiz saati aşamayacağı düzenlenmiştir. 9.Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesinin B bendi gereğince yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenleri ile bu araçları sürenlerden; Araç işletenlerinin; 1) Otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları, 2) Araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, iş yeri yoksa araçlarında muhafaza etmeleri veya ettirmeleri, 3) Trafiğe çıkardıkları taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunu, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yeri kaydettikleri bir defter veya liste düzenleyerek kayıtlarını tutmaları, 4) Yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almaları, 5) Şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda, bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaları, zorunludur. 10. Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatlı dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. 11.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; olayın davalıya ait şirkette kamyon şoförü olarak çalışan davacının 21/09/2017 tarihinde davalı şirkete ait iş yerinden, davalı şirket yetkilisi ... 'ın talimatı ile sevk ve idaresindeki davalı şirkete ait ... Plakalı kamyon ile Tekirdağ ili, Şarköy ilçesine giderken, Gelibolu ilçesi, Sütlüce köyü yakınlarında aracın yoldan çıkması suretiyle maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, kazalının %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan 17.08.2022 tarihli kusur bilirkişi raporunda; kamyonu kullanırken kendisinin sağlık ve güvenliğini koruyarak güvenli çalışma yükümlülüğü bulunan kazalı ...'un ihmal ve kusurunun bulunduğu, 21.09.2017 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazasında, herhangi bir kasıt unsurunun bulunmadığı, meydana gelen trafik kaza niteliğinin 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesine göre aynı zamanda iş kazası olduğu, yeterli sürücü ve mesleki yeterlilik belgelerine sahip olmasına rağmen, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56-1.a ve 84-f,g,j maddelerine aykırı hareket eden, sevk ve idaresinde bulunan kamyonu kullanırken şehirlerarası düz ve eğimsiz yollarda trafik ve yol durumunu gözeterek hareket etmeyen, kendi güvenliğini sağlama konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermeyen kazalı/sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, kazanın oluşumunda alabileceği bir önlem bulunmayan davalı işveren Suvla Şarapları Tarım San. ve Tic. A.Ş.'nin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı kanaatinin bildirildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak hükme esas alınan kusur raporundaki kabul ile kusur oranı tespitlerinin trafik iş kazasının gerçekleşmesine ilişkin oluşa uygun olmadığı, davacı ve tanık anlatımları ile davalı işverence tutulan puantaj kayıtlarına göre davacının kazadan önceki çalışma süreleri, kazazedenin kazanın gerçekleştiği gün kaç saat çalıştığı, ne kadar süre istirahat yapması gerektiği, kazanın gerçekleştiği an itibariyle yorgun olup olmadığı, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, yapılan işin niteliğine göre, iş ile ilgili ve iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddelerine göre işverenin iş yerinde alması gerekli önlemleri alıp almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, tüm bunların olaya etkisinin varlığı gibi hususların ayrıntılı incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yine dosya kapsamındaki belgelere göre İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 22.10.2020 tarih ve 20201700046 sayılı kararında kazalı davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik derecesinin %0, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 19.04.2021 tarih ve 2021/7169 sayılı kararında davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 0, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 16.05.2022 tarih ve 9847 nolu kararında da yine davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %0 olarak tespit edildiği, YSK kararı ile Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinin kararının birbirini teyit ettiği anlaşılmakla davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğramadığı anlaşılmıştır. 12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, aynı olaya ilişkin varsa rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek-verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, kazanın gerçekleştiği günden önce yapılan çalışma saatlerini gözeterek araçta yedek şoför bulunup bulunmadığı, iş kazasının gerçekleştiği olay anına gelinceye kadarki süreçte kazazede sigortalının çalışma, araç kullanma ve dinlenme sürelerine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı, böylelikle olay anında kazazede işçinin yorgun olup olmadığı hususunda da taraflarca gösterilen delillerin de toplanarak dosya kapsamına dahil edilmesi bu şekilde toplanacak delillerle birlikte dosyanın trafik – iş güvenliği alanında uzman A Sınıf İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı 3 kişilik heyete tevdii edilerek tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, trafik iş kazası olayının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının belirlenmesi sağlanıp, çelişki oluşması halinde çelişkilerin de giderilmesi suretiyle mevcut delillerle birlikte değerlendirmek suretiyle kusur oranının kesinleştirilmesinden sonra dosyanın hesap bilirkişisine tevdi ile davacının raporlu olduğu dönemde %100 oranında malul kaldığını değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre maddi zarar hesabı yaptırmak ve buna göre bir karar vermekten ibarettir. 13. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı temyiz edenin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/841, K. 2024/14152, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-841-e-2024-14152-k-8751a1c7b6b1