Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7996 E. 2024/10651 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7996
Karar No
2024/10651
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/482 E., 2024/544 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/97 E., 2023/320 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın fer'i müdahil Kurum vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 12 Ocak 2013 yılından başlayarak 10.10.2018 yılına kadar kesintisiz olarak davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı davaya cevap vermemiştir.

2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacının 12.01.2013 tarihinden 10.10.2018'e kadar eksik ödenmiş sigorta primlerinin olduğu, bu şekilde çalıştırıldığı iddia edilse de, müvekkil Kurum kayıtlarının tetkikinde, davacının işe giriş bildirgesi bulunmuş olmasına rağmen bordrolarda çalışma kayıtlarına rastlanılamadığını, Kurum kayıtlarının esas olup, davacı bunun aksini aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, davacının çalıştığı işyerinde şahsi dosyası var ise getirtilmeli, ayrıca varsa puantaj cetvelleri ve ücret tediye bordroları da getirtilmeli, bordrolarda davacının imzasının bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini, işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesine karşın yasal diğer belgelerin bulunmaması halinde yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince bildirgenin hangi tarihte Kuruma intikal ettiği, intikal ediş tarihine göre beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediği, bildirge Kuruma teslim edildiğinde davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı belirtilmeli, bulunamadığı tarihte sigortalı ile birlikte çalışan kişileri ile aynı çevrede işyeri olan işveren veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurularak çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde yöntemince araştırılarak elde edilen bilgi ve belgelerin tanık anlatımıyla uyuşup uyuşmadığı irdelenip karar verilmesi gerektiğini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek olan tanıklar tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olmalı veya işyerini yakından bilen ve tanıyanlardan seçilmesini, tanık beyanları ile yazılı belgelerin birbirini teyit etmesini, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde görüleceği üzere davacının işbu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 12.01.2013-21.10.2013, 23.10.2013-14.01.2014, 01.01.2015-14.02.2015, 16.05.2018-10.10.2018 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun m.4/1-a kapsamında iş sözleşmesiyle bağlı olarak çalışmış olduğunun tespitine, 15.01.2014-31.12.2014 tarih aralığına ilişkin tespit talebinin reddine, 15.02.2015-31.12.2015, 01.01.2016-31.12.2016, 01.01.2017-31.12.2017, 01.01.2018-15.05.2018 tarih aralığındaki tespit talebi hakkında, talebin konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu, davanın kamu düzenini ilgilendirdiğini, kesin deliller ile ispatı gerektiğini, hak düşürücü süre içerisinde de açılmadığını, davacının hukuki yararı bulunmadığını, tanık beyanları ile hüküm kurulamayacağını, tanık beyanları değerlendirilirken bu beyanların inandırıcılığı üzerinde de durulmadığını beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7996, K. 2024/10651, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7996-e-2024-10651-k-857c603dcfde