Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7864 E. 2025/6637 K. – Meslek Hastalığ
Konu: Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7864
- Karar No
- 2025/6637
- Karar Tarihi
- Konu
- Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/260 E., 2024/520 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/325 E., 2023/195 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde pres operatör yardımcısı olarak çalışmakta iken 09.01.2020 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sol orta-yüzük ve serçe parmağını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin sorumlu olduğunu, olay sonrası büyük bir travma yaşadığını belirterek davalıdan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacakların zaman aşımına uğradığını, davalı şirket tarafından verilen ekipmanlara, eğitimlere ve talimatlara uymaması sonucunda kazanın meydana geldiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmak istendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı işverenliğe hizmet akdi ile bağlı olarak pres operatör yardımcısı olarak çalıştığı, 09.01.2020 tarihinde davaya konu kazanın meydana geldiği, Mahkememizce hükme esas alınan 20.01.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; meydana gelen olayın iş kazası olduğu, kazanın oluşumunda işverenin %80, kazalı işçinin %20 oranında kusuru olduğu belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 26.12.2022 tarihli raporuna göre somut olaya konu iş kazası neticesinde davacının % 8,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, aktüerya bilirkişisi Av. ... ... tarafından tanzim edilen 04.09.2023 havale tarihli ek raporun dosya kapsamına ve olayın gelişimine uygun olduğu gibi kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle bu rapora itibar edilmesi gerektiği, 09.01.2020 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu davacının oluşan % 8,2 maluliyet durumuna ve tarafların kusur durumuna göre davacının maddi zararının 559.340,52-TL olduğu..." gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabulü ile 559.340,52-TL maddi tazminatın, 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine" şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkiline atfedilen %20 oranındaki kusurun kabul edilemeyeceğini, davacıya iş güvenliği bilgisi verilmediği gibi belgesi olmadan makinede çalışmaya zorlandığını, davacının her nekadar pres operatör yardımcısı olarak çalışmakta ise de davalı tarafça müvekkile operatör belgesi aldırılmadığını, normalde 2500'lük pres makinesinde çalışır iken olay günü 1.500'lük pres makinesinde çalıştırıldığını, hem tezgaha, hemde makineye baktığını, operatör belgesi olmaması sebebiyle de makineyle ilgili uzman bilgisi de olmadığını, sadece çalışma arkadaşlarının gösterdiği ve çalışma süresince edindiği tecrübe kadar bilgisi olmadığını, asıl operatörün olay anında uyuduğunu, her ne kadar Adli Tıp raporunda 8,2 oranında maluliyet verildi ise de bu oranın da hatalı olduğunu, tüm hayatı boyunca kesik parmakla yaşayacağını, iş bulmasının nerede ise imkansız olduğunu, Sonraki tüm hayatını %8,2 malul olarak geçireceğini, yaşı da dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminat miktarı çok düşük olduğunu öne sürerek istinafa başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin çalışan tüm işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim almasını sağladığını ve gerekli uyarılarda bulunduğunu, denetleme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, işe başlar başlamaz tüm ekipmanların temin edildiğini, müvekkil şirkette çalışmaya başlamadan kendisine oryantasyon eğitimi işe başlama eğitimi, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi talimatları ve eğitimi verildiğini, yapacağı işler karşılığı Mesleki riskler, İş kazaları ve meslek hastalıkları, Alınması gerekli tedbirler ve yasal hak ve sorumluluklar konusunda gerekli iş sağlığı ve güvenliği konusunda iş yeri hekimi aracılığıyla iş yerinde uyulması gereken kurallara ilişkin gerekli eğitim ve bilgilendirmelerin verildiğini, iş yerinde çalışan sahadaki tüm alanlarda gerekli uyarı ve talimatların yazdığını, müvekkil şirket tarafından verilen ekipmanlara eğitimlere talimatlara, uyarılara ve denetimlere rağmen davacının ağır ihmali sebebiyle kazanın meydana geldiğini, kazaya davacının ağır ihmalinin sebep olduğunu, davacının iş yeri yetkililerinin bilgisi ve talimatı dışında çalışma yaptığını, kaza nedeni ile kusurları olduğundan bahsedilemeyeceğini, işyerindeki iş güvenliği eğitim ve talimatları ile çalışmış olduğu makinenin kullanım kurallarına aykırı olarak hareket ettiğini ve işin ifası sırasında çevresindeki iş arkadaşlarının uyarılarına rağmen, kendi eli dava konusu makinedeki dişçilerin arasında iken kendi iradesi ile makineyi çalıştırma düğmesine bastığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının da hukuka ve yasaya uygun olmadığını, maddi tazminatın hesaplanmasında dikkate alınan esasların, maluliyet oranı ile iş görme çağının ve yaşam süresinin hesaplanması olduğunu, 11.01.2023 tarihli Adli Tıp raporuna itirazlarında da belirttikleri gibi Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 44. maddesinde yer alan, tehlikeli olduğu veya hastalığa sebep olacağı bilinen bir hareketi yaptığını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 25. maddesine göre Sigorta Kurumunun maluliyet oranı belirlerken yeterli belge ve raporların incelemesini yaptıktan sonra bu oranı belirlediğini, bu kanun hükmüne göre malul sayılabilmesinin mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın son derece fahiş olduğunu, yerel mahkeme kararında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun esas alındığını, her ne kadar iş bu Adli Tıp raporunun hükme esas almaya elverişli olmadığından dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi talep edilmişse de bu taleplerinin reddedildiğini öne sürerek istinafa başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususun bulunmaması nedeniyle istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararının, maddi vakıa, usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf sebep ve gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacının 09.01.2020 tarihinde pres makinesinde çalışırken, elini makineye kaptırması ve sol orta, yüzük ve serçe parmağının zarar görmesi şeklinde iş kazasının meydana geldiği , ... Kurum Sağlık Kurumu'nun 12.08.2020 tarihli kararına göre davacının 09.01.2020-10.08.2020 tarihleri arasında istirahatli kaldığı, 10.08.2020 tarihinde sürekli iş göremezliğe girdiği ve sürekli iş göremezlik oranının %8,2 olduğu yönünde kanaat bildirildiği, %8.2 oranının dosya kapsamında mevcut Yüksek Sağlık Kurulu ile ATK 3.İhtisas Kurulu raporları ile de teyit edildiği, Mahkemece hesaba dair 31.08.2023 tarihli hesap raporu aldırıldığı anılan raporda davacının maddi zararının 559.340,52 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince 12.09.2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile rapor gibi talebini arttırdığı ve mahkemece davacı lehine 559.340,52 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır. SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, davacının 09.01.2020-10.08.2020 tarihleri arasında istirahatli kalmasına göre bu süre içerisinde davacıya Kurumca ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanan maddi tazminattan yukarıda değinilen TBK 55. madde hükmüne aykırı olarak mahsubunun yapılmaması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davacının maddi zararını davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin Kurumdan sorulması suretiyle tespit ve mahsubu ile belirlemek ve usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.