Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7653 E. 2024/10913 K.
Konu: Sürekli İş Göremezlik Oranının Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7653
- Karar No
- 2024/10913
- Karar Tarihi
- Konu
- Sürekli İş Göremezlik Oranının Tespiti
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/582 E., 2024/811 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/348 E., 2023/752 K.
Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, davalı ...'ın geçirmiş olduğu iş kazası sonucu iş göremezlik derecesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince "1-Davanın kısmen kabulü ile; Davacının davalı iş yerinde geçirmiş olduğu 17.06.2013 tarihindeki kaza dolayısı ile maluliyetinin %23,2 olduğunun tespitine, " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-davalı ..., müvekkil şirket’te, bakımcı olarak çalıştığını, davalı ..., 17.06.2013 tarihinde saat 13:30 sıralarında Bakımcı olarak görevini ifa ettiği sırada, kademede forklift basarken aparat olarak kullanılan malzemenin kırılması sonucunda yaralandığını,
-Davalının, müvekkili şirkette iş kazası geçirmesi sonucunda Bölge Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nin hesaplamış oldukları maluliyet oranlarının farklı olması sebebi ile oranlar arasındaki çelişkiyi gidermek amacı ile işbu dava taraflarınca açıldığını,
-Davalı ...’ın, İstanbul Bölge Sağlık Kurulu raporunda maluliyetinin %11 olduğu tespit edildiğini, daha sonra açılanan Gebze 8. İş Mahkemesi 2017/167 Esas sayılı dosyasında alınan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporunda %33 maluliyet tespit edildiğini, itirazları sonucunda Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan raporda ise %23.2 oranında maluliyet belirlendiğini, belirlenen bu oran yaşanan iş kazasının koşulları düşünüldüğünde hem çok yüksek hem de üç rapor da birbirinden farklı oranları içerdiğini, son alınan Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporunda sadece tıbbi değerlendirmeler yapıldığını, daha önce alınan 3 rapor arasındaki çelişkinin neyden kaynaklandığı tespit edilmediğini, maluliyet hususunda çelişkileri gidermeyen rapor dikkate alınarak karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacı işveren müvekkilinin SGK tarafından belirlenmiş %11 olan malüliyet oranına itiraz ettiği için huzurdaki davayı açmış olup gelinen noktada malüliyet oranı %11'den %23,2'ye çıktığını, bu durumda aleyhimize ilam, vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, zira davacı işveren aleyhine, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat dosyalarında %11 malüliyet üzerinden hüküm kurulduğunu ve taraflarıca bu malüliyet oranına itiraz edilmediğini, davacı taraf kendisi malüliyet oranına itiraz etmiş ve malüliyet kendi aleyhine arttığını, bu durumda davalı taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, SGK'nın malüliyet oranına ilişkin yaptığı bir tespitten dolayı hangi gerekçe ile aleyhlerine karşı vekalet ücretine hükmedildiği de taraflarıca anlaşılamadığını, karşı vekalet ücretine hükmedilecekse bile diğer davalı SGK aleyhine karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, zira davacı işveren SGK'nın belirlediği malüliyet oranına itiraz etmek suretiyle bu davayı açtığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
3.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Kurum sigortalılarından ...'ın maluliyet incelemesi neticesinde sağlık raporları ve diğer tıbbi belgeler değerlendirilmiş ve Kurum tarafından davacı tarafın maluliyetinin %11 olduğu, YSK tarafından da %33 olduğu tespit edildiğini,
-Müvekkili Kurumun, davacı hakkında tesis ettiği işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığını, ayrıca gerek müvekkili Kurum tarafından tespit edilen sigortalının maluliyet oranı gerekse dosya kapsamındaki Yüksek Sağlık Kurulu raporunda belirtilen maluliyet oranı arasında çelişkiler bulunduğunu, 08.02.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporu da dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelere açıkça aykırılık teşkil ettiğinden hükme esas alınmaması gerektiğini, dolayısıyla dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkileri gidererek hükme esas alınabilecek mahiyette bir rapor tanzim edilmeksizin ihdas edilen yerel mahkeme kararı hatalı olup sayın mahkemenizden yerel mahkemenin eksik ve hatalı incelemeye dayalı işbu hatalı kararının kaldırılmasını talep ettiklerini,
-Yukarıda kısaca arz ve izah ettikleri ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; yerel mahkemece dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkileri gidererek ve kararda sigortalının gerçeğin çok üzerinde çıkan maluliyet oranı yerine gerçek maluliyet oranını tespit eden hükme esas alınabilecek mahiyette bir rapor tanzim edilmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosyada ki kayıt ve belgelerden; Kurum tahkikat raporuna göre olayın iş kazası olduğu, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 07.12.2015 tarihli raporunda davalı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %11, kontrol muayenesi gerekmediği, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 10.10.2017 tarihli raporunda, davalının iş göremezlik oranının %33 olduğu kontrol muayenesi gerekmediği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 04.02.2019 tarihli raporunda davalının E cetveline göre maluliyetinin %23,2 olduğu belirtildiği, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas kurulu raporu arasındaki çelişkiyi giderici Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 20.01.2022 tarihli raporunda %23,2 oranında olduğu belirtildiği, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporunda çelişkinin kaynaklanma nedeninin açıklandığı, davalı sigortalının işbu sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasında hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle diğer davalı Kurumla birlikte davalı olarak bulunma zorunluluğu karşısında yargılama giderlerine müşterek ve müteselsil hükmedildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Kurum vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)294 ve 297 nci maddeleri,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 19, 95 nci maddeleri.
3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Anılan 294 ncü maddenin 4 üncü fıkrası uyarınca zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu tefhim edilebilir, ancak tefhimden itibaren bir ay içinde gerekçeli kararın yazılması gerekir. Yine aynı Kanunun 298 inci maddesinin 2 nci fıkrası açık hükmü uyarınca gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir görevdir.
2.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesine karşılık yargılama giderleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiş gibi hükümler kurulmak suretiyle hükmün kendi içerisinde çelişki oluşturduğu anlaşılmıştır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.