Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7128 E. 2024/10660 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7128
- Karar No
- 2024/10660
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/307 E., 2024/645 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/187 E., 2023/306 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen malullük aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylığının kesildiği tarih itibariyle bağlanması ve menfi tespit davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin diyabet, tansiyon ve akciğer hastalığı gibi sağlık sorunları nedeniyle Devlet Hastanesinden rapor aldığını, ... Devlet Hastanesinin 13.08.2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda, müvekkilinin vücut fonksiyon kaybı oranı %57 oranında tespit edilerek Sosyal Güvenlik Kurumunca aylık bağlanmasına karar verildiğini, aylık almaya devam eden müvekkiline SGK'dan gönderilen talepte Devlet Hastanesinden raporun yenilenmesinin istenmesi üzerine, müvekkilinin ... Devlet Hastanesinde yapılan muayenesi sonucu yine ... Devlet Hastanesince tanzim edilen önceki raporun aksine müvekkilinin engel oranının %24 olarak tespit edildiğini, müvekkilince bahse konu rapora yapılan itiraza binaen İl Sağlık Müdürlüğü tarafından müvekkilinin ayrı bir sağlık kurulu tarafından ikinci bir rapor alabilmesi için ... Devlet Hastanesine sevk edildiğini, sevke binaen müvekkilinin Aydın’a giderek muayene olduğunu, ancak ... Devlet Hastanesince tanzim edilecek rapor henüz taraflarına tebliğ edilmeden ve sonucu belli olmadan SGK'nın 06.03.2017 tarihli ve 89418383 sayılı yazısı ile “İlgide kayıtlı Gelirler İdaresi Başkanlığı yazısına istinaden çalışma gücü kayıp oranınızın %24 olarak tespiti nedeniyle almakta olduğunuz 2/5799083 tahsis numaralı yaşlılık aylığınız 19.02.2017 tarihi itibariyle kesilmiştir.” denilerek müvekkilinin aylığının kesildiğini, bu yazının taraflarına 15.03.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, kurulun rapor yenileme talebine binaen ... Devlet Hastanesince tanzim edilen ikinci rapora karşı müvekkilince İl Sağlık Müdürlüğüne itiraz edildiği ve kabul edilen itiraz çerçevesinde müvekkilinin bu kez ... Devlet Hastanesine sevk edildiği halde, yapılan muayene sonucu tanzim edilecek son rapor beklenmeksizin ve iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden müvekkilinin aylığının kesilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, nitekim bu çerçevede davalı Kuruma ... Devlet Hastanesinin 16.02.2017 tarihli sağlık kurulu raporu ile 27.03.2017 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunduklarını, ancak yaptıkları başvurunun da sonuçsuz kaldığını, başvuruya cevaben gönderilen 31.03.2017 tarihli yazıda, “..Denizli Devlet (Kamu) Hastanesine 30.12.2016 tarih ve 195739 sayılı yazımız ile sevkiniz yapılmış olup söz konusu hastanenin 24.01.2017 tarih 567 numaralı sağlık kurulu raporu Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi tarafından değerlendirilerek 23.03.2017 tarih ve 22704 sayılı yazısı ile SİD oranınızı %24 olarak tespit etmesi nedeniyle almakta olduğunuz yaşlılık aylığı 19.02.2017 tarihi itibariyle kesilmiş olup dilekçeniz ile ilgili yapılacak başkaca bir işlem bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildiğini, müvekkilinin engel oranının %57 olduğunu gösterir iki adet rapora rağmen ... Devlet Hastanesinin 24.01.2017 tarihli raporuna dayanılarak müvekkilinin aylığının kesilmesi kabul edilemeyeceği gibi müvekkilinin engel oranını %24 olarak tespit eden 24.01.2017 tarihli rapora İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın kabul edildiğini, ... Devlet Hastanesine yapılan sevk sonucu bahse konu rapordan sonra tanzim edilen 16.02.2017 tarihli sağlık kurulu raporunda da müvekkilinin sürekli engel oranının yine %57 olarak tespit edildiğini, hal böyleyken davalı Kurumca müvekkiline bağlanan aylığın kesilmesi ve yapılan başvurunun son alınan 16.02.2017 tarihli ... Devlet Hastanesi raporu dikkate alınmaksızın reddi neticesinde bu davanın ikame edildiğini beyanla; müvekkilinin davalı Kurumca kesilen aylığının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte tekrar bağlanarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin, SGK'nın ... sicil numaralı sigortalısı olduğunu, müvekkiline 29.06.2018 tarihli borç bildirim yazısı ile 44.959,80-TL asıl borç ve 13.252,87-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 58.212,67-TL borç tahakkuk ettirildiğinin belirtildiğini, bu yazı üzerine taraflarınca 13.07.2018 tarihinde SGK'ya itiraz edildiğini, Kurumun taleplerini reddettiğini, Kurumca yapılan reddin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, anılan borcun 30.05.2018 tarihli ve 513 sayılı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı yazısına istinaden kesildiği belirtilerek 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine istinaden ödemede bulunulmasının istendiğini, bildirim yazısında bahsi geçen ve tahakkuk ettirilen borcun usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinde ilgilinin kusurlu ve kasıtlı davranışından doğan nedenler yahut Kurumun hatasından doğan sebeplerle yersiz ödenen gelir ve aylıkların geri alınmasından bahsedildiğini, müvekkilinin kasıtlı veya kusurlu davranışı bulunmadığı gibi yapılan ödemeden dolayı Kurumun hatasından da söz edilemeyeceğini, kaldı ki ortada yersiz bir ödemenin de bulunmadığını, müvekkilinin ciddi sağlık sorunları nedeniyle 2012 yılında Denizli Devlet Hastanesinden vücut fonksiyon kaybı oranının %57 oranında olduğuna dair rapor aldığını, rapora istinaden çalışma gücü bulunmayan müvekkiline Kurumca yaşlılık aylığı bağlandığını, ilerleyen tarihlerde raporun yenilenmesi istendiğinde müvekkilinin aynı hastaneden aldığı ikinci raporda ise engel oranının hatalı olarak %24 olarak belirlendiğini, müvekkilinin de bahse konu rapora İl Sağlık Kurulu nezdinde itiraz ettiğini, itiraz üzerine müvekkili Aydın Devlet Hastanesine sevk edilmişse de Aydın’daki rapor beklenmeden Kurumca müvekkilinin yaşlılık aylığının kesildiğini, ne var ki bunun sonrasında ... Devlet Hastanesinin 16.02.2017 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda da ilk raporla özdeş şekilde müvekkilinin kişisel engel oranının %57 olduğunun ve raporun geçerlilik süresinin sürekli olduğunun açıkça belirtildiğini, bu itibarla müvekkilinin kesilen yaşlılık aylığının kesilme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tekrar bağlanarak ödenmesi talebiyle Mahkemenin 2017/214 Esas sayılı dosyasında dava açılmış olup anılan davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin engel oranının %57 olduğunu belirten iki adet rapor olmasına ve engel oranını düşük gösteren rapora İl Sağlık Kurulu nezdinde itiraz edilmiş olmasına rağmen Kurumca yapılan ödemenin yersiz olarak nitelendirilmesinin kabul edilemeyeceğini beyanla; 29.06.2018 varide tarihli ve 6813677 sayılı borç bildirim belgesi ile müvekkiline tahakkuk ettirilen borcun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacı lehine vücut fonksiyon kaybı oranı gözetilerek Sosyal Güvenlik Kurumunca aylık bağlanmasına karar verildiğini, ancak daha sonra yeniden alınan rapor neticesinde davacının vücut fonksiyon kaybının aylık bağlanması için dayanak alınan orandan daha düşük çıktığının tespit edilmesi üzerine aylıktan kesilme yapıldığını, bu davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesini ve beyanlarını kabul etmediklerini, dava konusu işlemin dayanağı, Kurum kayıtları ve davacıya ait devlet hastanelerinden alınmış sağlık raporları olup söz konusu kayıtlar incelendiğinde davacının aylığının kesilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olduğunun ortaya çıkacağını, müvekkili Kurumun işlemlerinin iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığından davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesini ve beyanlarını kabul etmediklerini, her şeyden önce süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurum tarafından verilen cevap neticesinde davacı yanın süresinde davasını açmadığını, 6183 sayılı Kanun'a göre dava açma süresinin borcun tebliğinden itibaren 7 gün olduğunu, Mahkemece bu hususun irdelenerek dava 7 günlük süreden sonra açılmışsa davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, 6100 sayılı HMK'nın 165/1. ve 166/1. maddeleri gereğince Mahkemenin 2017/214 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan davanın sonucunun eldeki davanın sonucunu etkileyeceği anlaşıldığından anılan davanın eldeki dava bakımından bekletici sorun olarak kabul edilmesi veya davaların birleştirilmesi gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerin yersiz ödeme niteliğinde olduğunu, davacı lehine vücut fonksiyon kaybı oranı gözetilerek Sosyal Güvenlik Kurumunca aylık bağlanmasına karar verildiğini, ancak daha sonra yeniden alınan rapor neticesinde davacının vücut fonksiyon kaybının aylık bağlanması için dayanak alınan orandan daha düşük çıktığının tespit edilmesi üzerine aylıktan kesilme yapıldığını, davacı gerekli kanuni şartları taşımadığı için aylığının kesildiğini ve yersiz ödenen aylıklarının tahsili için başvurulduğunu, 01.10.2008 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesi hükmü gereği davacıya ödenen maluliyet aylıkları tutarı yersiz ödeme niteliği kazandığından davacının bu tutarı yasal faiziyle birlikte ödemek durumunda olduğunu, bu sebeple müvekkili Kurumun işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olup iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığını, bu nedenle davanın hem usul hem de esas bakımından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla; davanın öncelikle usulden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sigortalının yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsili taleplerine yönelik asıl davanın ve davacının aylık ödemelerinin yersiz olduğundan bahisle geri alınmasına yönelik olarak re'sen tahakkuk ettirilen borcun iptali talebine yönelik birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararını kabul etmediklerini, Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verildiğini beyanla İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacıya 506 sayılı Kanun'un geçici 87/a maddesine göre %57 oranında ve 3. derecede sakat olması sebebiyle aylık bağlanmış ancak daha sonra yöntemince alınan raporlarla doğrulandığı üzere sakatlık oranının %40'ın altında olduğu tespit edildiğinden aylığı kesilmiştir. Davacının daha sonra %63 sakatlık oranına sahip olduğu belirlenmiş ise de bu durum davacıya yeniden aylık bağlanması hakkı verecektir. Yargıtayın dava dilekçesinin tahsis başvurusu olarak kabulü gerektiğine ilişkin kararları varsa da 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesi karşısında bu içtihatların uygulama yeri olmadığı değerlendirilmiş, bu itibarla ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, kesilen aylığın yeniden bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili, birleşen dava ise menfi tespit davasıdır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 24, 25, 95. maddeleridir. 2. Anayasa'nın 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir: "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 3. Değerlendirme Davaya konu somut olayda; davacıya 506 sayılı Kanun'un geçici 87/a maddesine göre %57 oranında ve 3. derecede sakat olması sebebiyle 01.12.2012 tarihinden itibaren aylık bağlandığı ancak daha sonra yöntemince alınan raporlarla doğrulandığı üzere sakatlık oranının %40'ın altında olduğu tespit edildiğinden 19.02.2017 tarihi itibariyle aylığı kesilmiş olup hükme esas alınan Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 17.08.2023 tarihli ve 2673 sayılı mütalaasında, davacının; 30.03.2013 tarih, 28603 Resmî Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre: I- Kardiyovasküler Sistem-Hipertansiyon (Klas 1) %10, II- Göğüs Hastalıkları-Orta derecede etkilenme %40, III- Endokrin Sistemi-Diabetes Mellitus %20, IV- Nefroloji (mikrolalbinüri): %15, Balthazard formülüne göre %63.28, ... Üniversitesi Hastanesinin rapor tarihi olan 29.06.2018 tarihinden itibaren engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %63 (yüzde altmış üç) olduğu, 2012-2017 yılları arasında engel oranının %40’ın altında olduğu yönünde görüş bildirildiği, buna istinaden Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verildiği anlaşılmakla, birleşen davanın yersiz ödemeye ilişkin borç oluşturulan dönemde davacının aylık şartlarını haiz olmadığı rapordan açıkça anlaşıldığından ret kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Asıl dava yönünden ise davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 17.08.2023 tarihli raporuna istinaden 29.06.2018 tarihinden itibaren engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %63 olduğunun tespit edilmiş olması bakımından bu tarih itibariyle aylık şartlarının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.