Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9803 E. 2023/11998 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9803
Karar No
2023/11998
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/123 E., 2023/558 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen dava dışı 3 sigortalı hakkında yapılan tespit nedeniyle davalı Kurumca davacı hakkında yapılan 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik iptali ile birlikte 4447 sayılı Kanun'un geçici 7 nci ve geçici 10 uncu maddesindeki teşviklerden yasaklanmasına dair kurum işlemlerinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; SGK Başkanlığı Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Yunusemre Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından salınan 03.08.2017 tarih, 28076614-206.09 E.4091221 sayılı idari para cezasının ve bunu onayan 15.05.2018 tarih, 2018/176 sayılı komisyon kararı sebebiyle müvekkili şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ı fıkrası gereğince 1 yıl süreyle (2017 Eylül-2018 Eylül arasında) %5 kanun indiriminden ve 4447 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince uygulanan teşvik indiriminden bir yıl süreyle ve 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde bir yıl süreyle bu fıkralarla sağlanan destek unsurlarından yararlandırmama yönündeki işlemin, dava konusu işlemin tesisine sebep olan personellere ilişkin gerek işe giriş bildirgesi, gerek işten ayrılış bildirgesi ve aylık prim ve hizmet bildirgelerinin davalı Kuruma zamanında gönderilmiş olduğundan ve bir usulsüzlük bulunmadığından dolayı dava konusu yaptırımın uygulanmasını sağlayacak yasal şartlar oluşmadığından iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün Müdürlüklerine göndermiş olduğu 20.02.2017 tarih 843855 sayılı yazısıyla, ... ve ...'ın sigortasız çalıştırıldığının tespit edildiğini, 2017/09 sayılı Kurum genelgesinde, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da resmi Kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ya da prime esas kazançlarını eksik bildirdiği ve bildirdiği sigortalıları fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenlerin, 6661 sayılı asgari ücret desteğinden yararlanamayacağı gibi, yararlandığı destek tutarı olması halinde yararlandırılan tutarların gecikme zammı ile birlikte tahsil edileceğini, bu nedenle fiili tespitin 06.02.2017 tarihinde olmasından dolayı 2017/01 - 2017/12 dönemleri yararlandırılan destek tutarları ve 2017/18 sayılı Kurum genelgesine göre; çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işyerlerinin ilk tespitte tespit tarihini takip eden aybaşından itibaren bir aylık süreyle yararlandığı teşvikler yasaklanır hükmüne istinaden, işverenin 2017/03. döneminde faydalanmış olduğu teşvikler, ayrıca 5510 Sayılı Kanunun 81.maddesinde öngörülen 5 puanlık destek, 6111 sayılı asgari ücret desteği ve 687 sayılı KHK ile getirilen teşviklerden yersiz yararlandığını ve yararlanılan tutarların gecikme zammı ile birlikte tahsil edildiğini, Kurumlarınca yürütülen işlemlerin yasalara uygun olduğunu, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verdiği kararı ile; "...Davaya konu somut olayda kurum işlemi, ... Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 20.02.2017 tarihli yazısına dayanılarak tesis olunmuştur. Ancak ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 28.09.2017 ve 04.08.2017 tarihli yazıları ile ... ile ...'na ait işe giriş ve çıkış tarihlerinin bildirildiği, bildirilen tarihlerin kurum kayıtları ile uyumlu olduğu, bu kişilerin işten ayrıldıktan sonra çalıştıklarına yönelik dosyada bir delil bulunmadığı, bu itibarla da kurumun re'sen tescil işleminin dayanağının kalmadığı anlaşılmış, bu sebeple İdare mahkemesine açılan idari para cezasının iptaline yönelik davanın sonucunun beklenmesine gerek duyulmamıştır. Dosyada aldırılan 25.04.2019 havale tarihli bilirkişi raporu, işyerine ait kayıtlar ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin ı fıkrası gereğince bir yıl süre ile %5 Kanun indiriminden ve 4447 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince uygulanan teşvik indiriminden bir yıl süre ile yine 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi gereğince bir yıl süre ile bu fıkralarla sağlanan destek unsurlarından yararlandırılmaması yönündeki Kurum işleminin iptaline yönelik olarak davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin ı fıkrası gereğince bir yıl süre ile %5 Kanun indiriminden ve 4447 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince uygulanan teşvik indiriminden bir yıl süre ile yine 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi gereğince bir yıl süre ile bu fıkralarla sağlanan destek unsurlarından yararlandırılmaması yönündeki Kurum işleminin iptaline dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararı ile "...istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce; "...4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. O halde mahkemece, Ek 17 nci maddenin gelmesi ve 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya başvuru üzerine işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.." gereklerine işaret edilerek verilen kararın bozulmasına dair karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Davaya konu somut olayda kurum işlemi, ... Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 20.02.2017 tarihli yazısına dayanılarak tesis olunmuştur. Ancak ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 28.09.2017 ve 04.08.2017 tarihli yazıları ile ... ile ...'na ait işe giriş ve çıkış tarihlerinin bildirildiği, bildirilen tarihlerin kurum kayıtları ile uyumlu olduğu, bu kişilerin işten ayrıldıktan sonra çalıştıklarına yönelik dosyada bir delil bulunmadığı, bu itibarla da kurumun re'sen tescil işleminin dayanağının kalmadığı anlaşılmış, bu sebeple İdare mahkemesine açılan idari para cezasının iptaline yönelik davanın sonucunun beklenmesine gerek duyulmamıştır. Dosyada aldırılan 25.04.2019 havale tarihli bilirkişi raporu, işyerine ait kayıtlar ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin ı fıkrası gereğince bir yıl süre ile %5 Kanun indiriminden ve 4447 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince uygulanan teşvik indiriminden bir yıl süre ile yine 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi gereğince bir yıl süre ile bu fıkralarla sağlanan destek unsurlarından yararlandırılmaması yönündeki Kurum işleminin iptaline davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin ı fıkrası gereğince bir yıl süre ile %5 Kanun indiriminden ve 4447 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince uygulanan teşvik indiriminden bir yıl süre ile yine 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi gereğince bir yıl süre ile bu fıkralarla sağlanan destek unsurlarından yararlandırılmaması yönündeki Kurum işleminin iptaline dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: esasen kendisince yapılan işlemlerin yerinde olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirket hakkında dava dışı 3 sigortalı nedeniyle yapılan tespite dayalı olarak, davalı Kurumca davacı hakkında yapılan 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik iptali ile birlikte 4447 sayılı Kanun'un geçici 7 nci ve geçici 10 uncu maddesindeki teşviklerden yasaklanmasına dair kurum işlemlerinin iptali gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendi ile, ek 17 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Öncelikle belirtilmelidir ki, davaya konu uyuşmazlığın dava dışı sigortalıların çalışmalarının varlığı noktasında toplandığı dikkate alındığında, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının veya hak sahiplerinin de davada taraf olmasında hukuki yararının olduğu anlaşıldığından, davanın sadece ... Başkanlığı hakkında yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2011 günlü 2011/21-632 E;, 2011/784 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava sonucunda verilecek karar, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının da hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince söz konusu sigortalının hak sahiplerinin davaya HMK 124 üncü madde uyarınca katılımının sağlanması (davanın teşmil edilmesi) için süre verilmesi, anılan sigortalıların gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, belirtilen eksiklik giderilmeden ve pasif ehliyet yönü halledilmeden yargılamanın sürdürülmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). 3.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 4.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 5.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, eldeki davada da dava konusu ile ilgili olarak davacının ek 17 nci madde ile getirilen imkandan faydalandırma talebinin araştırılması ve sonucuna göre kurumca işlem yapılıp yapılmadığının sorulması ile davalı kurumca davacı hakkında anılan madde hükümlerince işlem yapılmış ise dava konusunun devam edip etmediğinin, yapılmamış ise de, asıl teşvik madde hükümleri şartlarının davacı bakımından gerçekleşip gerçekleşmediği hususu ile davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinden faydalandırılma şartlarının varlığının araştırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9803, K. 2023/11998, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9803-e-2023-11998-k-20fac8700fa0