Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9578 E. 2024/10005 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9578
Karar No
2024/10005
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/939 E., 2023/913 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/505 E., 2023/184 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde 24.05.2017 tarihinde taşlama tezgâhında çalıştığı esnada iş kazası geçirerek yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 246.508,03TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazasının tamamı ile davacının kusuru ile meydana geldiğini, davacının sıkışmış olan parçayı almak için çalışan makineye elle müdahalede bulunduğunu, öncelikle çalışan makineyi durdurması, yetkililerden yardım istemesi gerektiğini, tam kusurlu olduğunu, çalışanlara iş güvenliği eğitimleri verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi yönünden alınan 24.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı ... Tic. Ltd. Şti. 'nin yerine getirmediği önlemlerin %60 oranında etkili olduğu, kazalı ...'ın ihmali davranışının %40 oranında etkili olduğunun belirtildiği, taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın alınacak önlemlerle önlenebilir nitelikte bir kaza olduğu, olayda kaçınılmazlık faktörünün etkisinin olmadığı, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin mevzuatla öngörülen tedbirleri gereğince almamasının olayda %80 etken olduğu, kazalı ...'ın dikkatsiz ve özensiz davranışının olayda %20 etken olduğunun bildirildiği, taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda alınan 25.07.2022 tarihli heyet bilirkişi raporuna göre davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin mevzuatla öngörülen ve gereğince almadığı tedbirlerin olayın meydana gelmesi üzerindeki etkisinin % 80 olduğuna, kazalı ...'in tedbirsizliğinin olayın meydana gelmesi üzerindeki etkisinin % 20 olduğuna, Mahkemeye sunulan 23.08.2021 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranlarına işverenin kazanın meydana gelmesine sebebiyet mevzuatla öngörülen ve gereğince almadığı tedbirlerinin fazla olması ve kazayı engelleyebilecek asli tedbir olan koruyucu, ışın bariyeri, fotosel vb. koruma donanımların taşlama tezgahında bulunmaması sebebi ile katılmadıklarına dair kanaat bildirildiği, 08.09.2020 tarihli SGK raporunda davacının iş göremezlik oranının %4,20 olduğunun bildirildiği, duruşma salonunda davalı vekilinin hazır bulunduğu ve maluliyete ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı , bu oran üzerinden hesaplama yapıldığı, ibraz edilen ücret hesap pusulaları incelendiğinde sendika aidatı indirimi yapıldığı görüldüğünden, davacının sendika üyesi olduğu ve işyerinde Toplu İş Sözleşmesi uygulaması bulunduğunun anlaşıldığı, davacının olay tarihi olan 24.05.2017 tarihinden itibaren işten ayrıldığı 09.01.2020 tarihine kadar tüm ücret hesap pusulaları dosyaya ibraz edilmemiş ise de, Garanti Bankasının 04.11.2021 tarihli cevap yazısına ekli banka hesap dökümü ile davacının aylık net ücretlerinin tespit edildiği, davacının iş sözleşmesini feshedildiği 09.01.2020 tarihinden önce 2019 yılındaki 12 aylık ücretinin 1 aya isabet eden ortalamasının 2019 yılında yürürlükte bulunan asgari ücretin 1,79 katı olarak tespit edildiği, tespit edilen asgari ücretin 1,79 katı ücret seviyesine son 1 yıllık fazla mesai ortalaması ile sosyal yardımların dahil olduğu, 1,79 katı giydirilmiş aylık net ücret elde edebileceği kabul edilerek hesaplama yapıldığı ve davacının geçici ve sürekli işgücü kaybı nedeniyle, SGK gelirlerinin rücu edilebilecek bölümü ile karşılanmamış maddi tazminat alacağının 246.508,03 TL olduğunun belirlendiği, davacının meydana gelen olay sebebiyle çektiği acı, elem, ızdırabın karşılığı, maluliyet oranı, paranın satın alma gücü dikkate alınmak üzere manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 246.508,03 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 24.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıya ait olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, makinenin acil stop düğmesi olduğunu, bu düğmenin hemen operatörün önünde bulunduğunu, davacının maluliyet oranına itirazlarının değerlendirilmediğini, karara esas alınan hesap raporunun eksik veriler ve kabullerle hazırlandığını, fahiş rakamlar içerdiğini, davacının bakiye ömrünün fazla hesaplandığını, davacının ücretinin de fazla hesaplandığını, hiçbir durumda fazla mesai ücrete ilave edilerek maddi zarar hesabı yapılamayacağını, davacının emeklilik süresinin kısa hesaplandığını, davacının bilinmeyen aktif dönem zararı hesaplanırken %5 yerine %10 artırım ve eksiltme yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplanan zarardan yapılan kusur indirimin yetersiz olduğunu, maddi zarardan sürekli iş göremezlik indirimi yapılmış ise de yetersiz olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilerek hataya düşüldüğünü, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıya ait olduğu, davacının maluliyet oranına itirazı olmasına rağmen değerlendirilmediğini, dosya Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilmeden karar verildiği, hesap raporunun fahiş rakamlar içerdiği, davacının bakiye ömrünün fazla hesaplandığı, TRH 2010 tablosuna göre değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının ücretinin de fazla hesaplandığı, fazla çalışmasının ücrete ilavesinin hatalı olduğu, emeklilik süresinin kısa hesaplandığı, davacının bilinmeyen aktif dönem zararı hesaplanırken % 5 yerine % 10 artırım ve eksiltme yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, hesaplanan zarardan yapılan kusur indiriminin ve sürekli iş göremezlik indiriminin yetersiz olduğu, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini belirterek temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacının dava dilekçesinde taşlama bölümünde tezgah operatörü olarak brüt 6.075,78 TL ücretle çalıştığının beyan edildiği, Ekim ve Kasım 2019 ayları ücret bordrolarının dosyaya ibraz edildiği, 2016 tarihli davacının imzası bulunan iş sözleşmesinde ücretin net 6,67 TL/saat olarak belirtildiği, ücret ödemelerine ilişkin banka hesap ekstresinin dosyaya celbedildiği, emsal ücret araştırması yapıldığı, davacı vekilinin 20.09.2022 tarihli dilekçe ile davacının ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği şekilde olup, bu yönüyle ücret noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan ettiği, 02.02.2023 tarihli hesap raporunda davacının 2019 yılında banka hesabına yatan 12 aylık net ücretin ortalaması olan asgari ücretin 1.79 katı esas alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının çalışma döneminde iş yerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi bulunup bulunmadığını, uygulanmakta ise davacının sendika üyesi olup olmadığını veya sendika üyesi olmamakla birlikte dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanmadığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, davacının işten ayrılmasından önceki son 1 yıla ilişkin ücret ödeme bordroları ile davacının toplu iş sözleşmesi kapsamında çalıştığının anlaşılması halinde tüm toplu iş sözleşmelerini dosyaya celp etmek, davacının bilinen dönemde aldığı gerçek ücretini celp edilen belgelere göre belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının istinaf ve temyiz yoluna başvurmadığını, hükme esas bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini dikkate almak, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9578, K. 2024/10005, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9578-e-2024-10005-k-a33a7e0ec0a8