Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7254 E. 2024/10373 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7254
Karar No
2024/10373
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1436 E., 2022/1485 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/426 E., 2022/16 K. Taraflar arasında iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının protez giderlerinin tahsili istemine ilişkin dava neticesinde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup, tayin olunan 11.04.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ...'in geldiği, davalılar adlarına gelen olmadığı görüldükten davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra aynı gün yapılan incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle noksan hususlar ikmal edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin tünel inşaatında çalışırken 09.09.2014 tarihinde iş kazasına maruz kaldığını sol kolu ve sol bacağı koptuğunu, tünel çavuşu olan müvekkilinin, tünelde kazı yaptırmak için tünele girdiğini, işverenliğin emri ile hem kazıcı hem de yükleyici aynı anda yanyana çalıştığını, esasen bu yanlış olduğunu, önce kazıcı çalışmalı, sonra yükleyici çalışma yapması gerektiğini, alan çok dardır ve 2 iş makinesinin aynı anda yanyana çalışması çok tehlikeli olduğunu, bu durum işverenlere bildirilmişse de işin çabuk bitmesi için bu şekilde çalışmaya işçiler icbar edildiğini, işbu dava konusu kaza da aynen bu şekilde çalışılırken meydana geldiğini, paletli ekskavatör operatörü ... bütün, talimat olmaksızın geri geri gitmiş ve müvekkili sağ paletin altına aldığını, dahası işçi ... bütün kazayı fark etmediğini etraftan gelen bağrışmalar üzerine fark edip ekskavatörü öne sürdüğünü, kazaya maruz kalan müvekkil derhal Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir ve sol kolu ile sol bacağı kesildiğini, kesilen kol ve bacak için protez gideri olarak İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin 2016/117 esas sayılı dosyasında davalılar ... Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve ... Koz Maden İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden fazlaya ilişkin talep ... saklı kalmak üzere 20.000,00 TL protez bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi, bu dava ile birleşen İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2016/849 Esas sayılı dosyasında da ... İnşaat Asfalt ve Ticaret Ltd Şti., ... Yol İnşaat Asfalt Taahhüt ve Ticaret A.Ş. ve ...'nden aynı miktarda protez bedelinin faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. 2. İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin 2015/136 Esas sayılı ana dosyasında 20.04.2021 tarihinde verilen ara karar ile yukarıda belirtilen birleşen dava dosyalarındaki protez giderine ilişkin talepler nedeniyle davanın tefriki ile aynı mahkemenin 2021/426 esası üzerinden yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. II. CEVAP 1.Davalıların tefrik edilen bu dava dilekçelerine cevaplarına ilişkin dosya içerisinde bir kayıt bulunamamıştır. 2.Asıl davaya ilişkin cevaplarında ise özetle; a)Davalı Güneşyol şirketi vekili cevap dilekçesi ile husumet yönünden itirazlarının olduğunu, kazanın gerçekleşmesinde kusur ve ihmallerinin olmadığını, işin diğer davalılardan anahtar teslim suretiyle alındığını belirterek hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. Beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. b)Davalı ... İnşaat Şirketi vekili cevap dilekçesi ile husumet yönünden itirazlarının olduğunu, kazanın gerçekleşmesinde kusur ve ihmallerinin olmadığını, işin diğer davalılardan anahtar teslim suretiyle alındığını belirterek hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. Beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. c) Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile proje işini yapan firmanın davalı ... şirketi olduğunu, davalı şirketin ... şirketinin hissedarlarından biri olduğunu, davacı ile aralarında iş ilişkisi olmadığını, diğer adi ortaklıktan alınan ihale ile taşeron davalı ... şirketi nezdinde çalışırken kaza gerçekleştiğini, kazada davalını kusurunun olmadığını, iş güvenliği eğitiminin ve koruyucu ekipmanların verildiğini belirterek hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yargıtay 21. hukuk Dairesi 09.04.2019 tarih 2018/4141 esas 2019/2763 karar sayılı ilamında "..iş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'u; iş kazası nedeniyle işverenin sigortalısına karşı, işe Kurumca el koyuncaya kadar sağlık yardımlarını yapma ve vizite kağıdı düzenleme dışında bir yükümlülüğünü hükme bağlamamıştır. Aksine, iş kazasının oluşumundan itibaren her türlü sağlık yardımları ile Kurum'un sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Sözü edilen Kanun'un iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolunun getiriliş amaç ve nedeni; sigortalıların belirtilen türde bir zararla karşılaşmaları halinde, onları doğrudan koruma altına alma ve kendilerine yardım yapacak Kuruluşu belirlemektir. Bu duruma göre, bir iş kazası nedeniyle, sigortalının başvuracağı mercii kendisini bu yönden güvenceye alan, Kurum ve onların sağlık kuruluşlarıdır. İşveren, bu tür zararlandırıcı olayların meydana gelmesi durumlarında; artık sigortalısına karşı muhatap olmaktan çıkar, kurum doğrudan devreye girer. Esasen işveren de belirtilen sigorta kolu nedeniyle Kanun'un belirlediği orandan prim ödemek ve ayrıca koşulları varsa, Kurum'un yaptığı harcamaları Kuruma geri vermekle sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, gerek sigortalı ve gerekse işveren, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar. Belirtilen nedenlerle, protez giderlerinden davalı işveren sorumlu değildir, bu talep Kuruma yöneltilmelidir..." şeklinde içtihadı ve benzer diğer yerleşik içtihatları, gerek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63, 65,67/1, 69/a, 76/1 maddeleri gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 12, 13, 14, 15 maddeleri gereğince iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren yapılacak iyileştirme, tedavi giderlerinden oluşan sağlık harcamalarının tamamı için işçinin ve bu giderler işveren tarafından yapılmış ise işverenin başvuracağı hasmın SGK olduğu, davacı işçinin davalı işverenden protez gideri istemesinin mümkün olmadığı, anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Her ne kadar kısa kararda dosyanın mahkememizin 2015/136 Esas sayılı dosyasından tefrik edildiği belirtildikten sonra sadece birleşen İstanbul Anadolu 8 İş Mahkemesi'nin dosyası belirtilmiş ise de ayrıca İstanbul Anadolu 15 İş Mahkemesi'nin dosyasının da mahkememiz 2015/136 esas sayılı dosyası ile birleştiğinin açık olduğu, ayrıca İstanbul Anadolu 15 İş Mahkemesi'nin 2016/117 esas sayılı dosyasının kararda belirtilmemiş olmasının ileride telafisi zor duruma mahal vermemesi, usul ekonomisi gözetilerek gerekçeli kararda infazda tereddüt hasıl olmaması açısından bu husus resen düzeltilmiştir." gerekçeleriyle "Davacının protez giderlerine ilişkin mahkememizin 2015/136 esas sayılı dosyasından tefrik edilen ve yine tefrik edilen mahkememizin 2015/136 esas sayılı dosyası ile birleşen İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2016/849 esas sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 15 İş Mahkemesinin 2016/117 esas sayılı dosyası yönünden davalılar aleyhine açılan davanın reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların kusurlu olması nedeniyle protez giderlerinden sorumlu olduğunu, Mahkemenin protez giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğu, Mahkemece davacının talep ettiği ve ihtiyaç duyduğu protez çeşidi ve maliyeti araştırılmadan, SGK'ya bu proteze ilişkin maliyetin karşılanıp karşılanmayacağı sorulmadan, zarar verenin zararı gidermekle yükümlü olduğu hususu gözetilmeden verilen kararın eksik araştırma ve inceleme ürünü olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere iş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'u; iş kazası nedeniyle işverenin sigortalısına karşı, işe Kurumca el koyuncaya kadar sağlık yardımlarını yapma ve vizite kağıdı düzenleme dışında bir yükümlülüğünü hükme bağlamamıştır. Aksine, iş kazasının oluşumundan itibaren her türlü sağlık yardımları ile Kurumun sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Bu duruma göre, bir iş kazası nedeniyle, sigortalının başvuracağı mercii kendisini bu yönden güvenceye alan, Kurum ve onların sağlık kuruluşlarıdır. İşveren, bu tür zararlandırıcı olayların meydana gelmesi durumlarında; artık sigortalısına karşı muhatap olmaktan çıkar, Kurum doğrudan devreye girer. Bu nedenle, gerek sigortalı ve gerekse işveren, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar. Belirtilen nedenlerle, protez giderlerinden davalı işveren sorumlu değildir, bu talep Kurum'a yöneltilmelidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63, 65, 67/1, 69/a, 76/1 maddeleri gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 12, 13, 14, 15 maddeleri gereğince iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren yapılacak iyileştirme, tedavi giderlerinden oluşan sağlık harcamalarının tamamı için işçinin ve bu giderler işveren tarafından yapılmış ise işverenin başvuracağı hasmın SGK olduğu da nazara alındığında davalılar protez giderinin tahsili talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmamıştır" gerekçeleriyle "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. bendi uyarınca esastan reddine" dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; SGK tarafından temin edilen protezlerin hareketsiz ve işlevsiz protezler olduğunu, SGK’nın farklı ve daha gelişmiş olan protezler için SUT bazında ödeme yaptığını, bu ödemenin protez bedelinin küçük bir kısmını kapsadığını, bu ödemenin 10 yılda bir kez yapıldığını bazı protez türlerinin ise (myo elektrik kontrollü omuz dezartükülasyon kol protezini ise SGK’nın karşılamadığını) bu nedenle protez giderinin kurumca karşılanacağı kabul edilerek ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, öte yandan Kurumun katkı payının %10 ve %20 olacağı gözetilerek tamamının karşılanmayacağının açık olduğunu, zarara davalılar sebep olduğundan karşılamak mesuliyetinin de onlara düştüğünü, protez gideri yönünden uzman doktordan rapor alınmadan ve davacıya en uygun protez bedeli tespit edilip SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia eden sigortalının protez gideri istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü madde delaletiyle uygulama imkanı bulan 49, 50, 51, 52, 54, 55, ve 56 ıncı maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 12, 18,19 ve 95 inci maddesi, 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 4857 sayılı İş Kanunu 2 ve 77 nci maddeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarih ve 2018/9-584 E- 2018/1332 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1982 Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi uyarınca, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Ayrıca Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 2.Bu bağlamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde adil yargılanma ... ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup, gerek Anayasa’da gerekse AİHS’ndeki düzenlemelere karşılık gelmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27’nci maddesinde hukuki dinlenilme ... düzenlenmiştir. 3.HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". 4.Hukuki dinlenilme ... çoğunlukla "iddia ve savunma ..." olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma ... kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. 5.Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. 6.Bunlardan ilki “bilgilenme ...” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. 7.Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat ...”dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHS’ne göre, Mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır. Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dâhil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. 8.Hukuki dinlenilme hakkının üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de karar gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK’nın gerekçesi m. 32). Yargılama bakımından, sadece bir tarafın dinlenip diğerinin dinlenmemesi, tek yönlü karar verilmesi demektir. Yargılamada yer alan taraflar yargılamanın objesi değil, süjesidir. Hukukî dinlenilme ... doğru karar verilmesinin garantisidir; bu nedenle, haksızlığa karşı koyabilme imkânı tanır. Bu hak, hukuk devletinin, insan onurunun korunması ve eşitlik ilkesinin, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. 9.Somut olayda; davacı ve yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemlerinin bulunduğu anlaşılan İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin 2015/136 Esas sayılı asıl dava dosyası ile birleştirilerek yargılamasına devam olunan protez giderine ilişkin; İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2016/849 esas sayılı dosyasında ... İnşaat Asfalt ve Ticaret Ltd. Şti., ... Yol İnşaat Asfalt Taahhüt ve Ticaret A.Ş. ve ... davalı gösterilmek, yine İstanbul Anadolu 15 İş Mahkemesinin 2016/117 esas sayılı dosyasında ise ... Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve ... Koz Maden İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'leri davalı olarak gösterilmek suretiyle protez gideri talebinde bulunulduğu, dosya kapsamında birleşen bu dava dosyalarının dava dilekçelerinin davalılara usulüne uygun tebliğ edildiği ve davalıların bu davalara ilişkin cevap dilekçesi sunduğuna dair kayıtların bulunmadığı, 20.04.2021 tarihli tefrik kararı üzerine bağımsız bir dava olarak devam eden birleşen davalar yönünden de davalıların tamamına usulüne uygun tebliğ yapılmadan davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 10. O halde Mahkemece yapılacak iş, öncelikle (İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin 2015/136 Esas sayılı) asıl dava dosyası kapsamında iş bu tefrik edilen protez gideri istemlerini içeren dava dilekçelerinin davalılara usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini, tebliğ edilmiş ise tebligat parçalarını dosyaya dahil etmek, tebliğ edilmemiş ise bu dava dilekçelerini usulüne uygun olarak dava dilekçelerinde davalı olarak gösterilen davalılara tebliğ ederek taraf teşkilini sağlamak, tarafların usulüne uygun şekilde yargılamadan haberdar olması sağlanıp taraf delilleri toplandıktan sonra davanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usule aykırı olmuştur. 11.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın özellikle taraf teşkili sağlanıp davalı tarafa savunma ... verilmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 12.O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, bu aşamada bozma sebebine göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin hüküm usulden bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, 4. Dairemizce icra edilen duruşmada davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince hesap edilen 28.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7254, K. 2024/10373, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7254-e-2024-10373-k-c9375fcda0a8