Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7193 E. 2024/10369 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7193
Karar No
2024/10369
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2493 E., 2021/1667 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/107 E., 2019/474 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asıl dava davacıları ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine,Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davanın dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ın davalıya ait işyerinde çalışırken 21.12.2016 tarihinde iş kazası sonucu yaşamını yitirdiğini, iş kazası nedeniyle Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/2 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, iş kazası nedeniyle her ne kadar savcılık soruşturma dosyası kapsamında işverenin %60, işçinin %40 oranında kusurlu olduğu yönünde bilirkişi raporu alınmış ise de iş sağlığı ve iş güvenliği mevzuatlarına aykırı hareket eden işin görülmesi için gerekli güvenli çalışma koşullarını sağlamayan işverenin tamamen kusurlu olduğunu, davacı ...'ın 1986 doğumlu ev hanımı olduğunu, çocukları ... 2010 ve ... 2015 doğumlu olduğunu ve kendilerine bakan ve destek olan murislerinin maddi desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, yaşadıkları derin üzüntüden dolayı ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

2.Davacı vekili birleşen davanın dilekçesinde özetle; ... ...'ın davacının oğlu olduğunu, 21.12.2016 tarihinde iş kazası sonucu yaşamını yitirdiğini, iş kazası nedeniyle Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/2 Esas sayılı dosyasına dava açıldığını, savcılık soruşturmasında işverenin %60, işçinin %40 oranında kusurlu olduğu yönünde rapor alınsada işverenin gerekli güvenli çalışma koşullarını sağlamadığı için tamamen kusurlu olduğunu, davacının oğlunun henüz 35 yaşında olduğunu, evlat acısı yaşadığını, torunlarının babasız kaldığını, derin bir üzüntü yaşadığını, manen yıprandığını, annenin de tazminat ... bulunduğunu, davacı için 10.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, davalının önceden gerekli yardımı yapacağını söylediğini, ancak bugüne kadar bir girişimde bulunmadığını, müteveffanın ölümü nedeniyle mirasçıları tarafından Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/107 Esas sayılı dosyası üzerinden davalıya karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, bu dava ile illiyet bağı bulunduğundan birleştirme kararı verilmesini dava ve talep etmiştir.

3. Davacı vekili asıl davadaki maddi tazminat istemlerini eş için 132.474.67 TL'ye, çocuk Kevser için 13.791.88 TL'ye, çocuk ... için ise 23.508.79 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen dosyanın cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın oğlu, ...'ın eşi ve diğer davacıların babası olan ... ..., müvekkil şirkete ait işyerinde işçi olarak çalışmakta iken 21.12.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde hayatını kaybettiğini, meydana gelen ölüm olayı ile davacılar kadar olamasa bile işyeri yönetimi ve diğer iş arkadaşlarının da derin üzüntü yaşadığını, müvekkil şirket yönetiminin, maddi ve manevi olarak müteveffanın ailesi yanında olduğunu, uzlaşma görüşmeleri devam ederken böyle bir davanın açılması uygun olmadığını, arabuluculuk kurumu ile de bu dava neticelendirilebileceğini, işyerinde iş güvenliği mevzuatına göre yapılması gereken bütün işlemler ve alınması gereken önlemlerin yerine getirildiğini, işyeri güvenliği ve denetiminde faaliyet gösterdiğini, işçilerin işgüvenliği konusunda bilgilendirildiğini, gerekli uyarıların yapıldığını, gerekli koruyucu malzemelerin teslim edilerek kullanmaları konusunda uyarı ve bilgilendirmelerin yapıldığını, sıkışmanın yaşandığı mermer bloğunu kazanın bir süre öncesinde ... işçinin kendisinin hiçbir emir ve talimat olmaksızın ve oraya koyduğu kamera görüntüleri ile anlaşıldığını, bloğun oraya konulmasını gerektiren hiçbir emir ve talimat olmaksızın ve oraya koyduğu kamera görüntüleri ile anlaşıldığını, bloğun oraya konmasını gerektiren hiçbir makul sebebin olmadığını, Silifke 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/2 E. sayılı dava dosyası ile yargılamaya başlandığını, iş bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, olayın SGK açısından da iş kazası olarak kabulü nedeniyle SGK tarafından davacılara gelir bağlandığını ve SGK'nın davacıların halefi durumuna geçtiğini, bu nedenle davacıların maddi tazminat taleplerinin yersiz olduğunu, taraf kusurlarının da tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini, davacıların alacak boyutlarını kat kat aşacak şekilde şirketin bütün mal varlığı ve alacakları üzerine tedbir konulması talebinin hukuka uygun olmadığını, açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; somut olayda; davacıların murisi kazalı ... 21.12.2016 tarihinde, davalı şirkete ait iş yerinde çalıştığı esnada kaza geçirerek hayatını kaybetmiştir. Buna göre ... sigortalının vefat etmesine sebep yaşadığı işbu olay gerek Kurum tarafından düzenlenen gerekse Mahkememizce alınan raporlara göre iş kazası mahiyetindedir. Yaşanılan kazadan ötürü SGK tarafından düzenlenen raporda kazalı işçinin %30, davalı şirketin %70 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyada mevcut 07.01.2018 tarihli kusura ilişkin bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirket %70, kazalı sigortalı ise %30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Aynı olaya ilişkin açılan rücuen tazminat davasında da kusur oranları aynı şekilde tespit edilmiştir. Dosyada mevcut 27.05.2019 tarihli PMF 1931 yaşam tablosuna göre hazırlanan hesap raporuna göre; ... sigortalının 25 yıl aktif ve 9 yıl pasif süresi bulunduğu ve bundan kaynaklı olarak hak sahibi ...'ın 35 yıllık, Miraç Yıldırım'ın 17 yıl, ...'ın 16 yıl destekten yoksun kalacağı tespit edilmiştir. Somut olayda davacının meydana gelen kaza sonucu kazalı sigortalının vefat ettiği, davalı şirketin %70, kazalı sigortalının %30 oranında kusurlu oldukları, hesap bilirkişisi raporuna göre yapılan hesaplamada destekten yoksun kalma zararının SGK tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacı ...'ın 132.474,67 TL, ...'ın 13.791,88 TL, ...'ın 23.508,79 TL olduğu tespit edilmiştir. Tüm bilimsel veriler ve içtihatlar gözönüne alınarak tarafların ekonomik sosyal durumları, olayın oluşu, tarafların toplum içinde iştigal ettiği yer, hukuka aykırılığın meydana geliş şekli bu durumun davacıda yaratacağı elem ve üzüntünün derecesi tarafların kusuru nazara alındığında istenen manevi tazminat somut olayın kusur, ekonomik sosyal durum gibi verilerine göre makul görülmüş, duyulan manevi acının dindirilmesi için asıl davada; davacı ... için 30.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, birleşen davada davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan işkazası tarihi olan 21.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacıları ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl dava davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerini tekrar ettiklerini, işçinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, işverenin mevzuata uygun iş güvenliği önlemlerini almadığını, uzaktan kumanda kullanılması gerekirken manuel kumanda kullandırıldığını ve manuel kumanda kullanımı sırasında makineden uzak yeterli ve güvenli alan yaratılarak kullanım sağlanmadığını, vince çok yakın olan manuel kablolu kumandanın kullandırıldığını, ayrıca manuel kumandanında tuşlarının tam olarak çalışmadığını, istifleme yapılan alanın kapasitenin üstünde olduğunu, iş yapılırken güvenli boş olan bulunmadığını, gece mermer taşlarının indirilmesi yasakken vinç ehliyeti olmayan maktule iş yaptırıldığını, işverenin tüm iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin aldığını ve işçinin bu önlemlere uymadığı için kazanın meydana geldiğini söylemesinin mümkün olmadığını, tam aksine yukarıda anlatıldığı şekilde iş verenin tamamen iş güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle kazanın meydana geldiğinin açık olduğunu, SGK'ya yapılan ödemelerin maddi tazminattan indirilmemesinin gerektiğini, manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, işçinin genç yaşta vefat ettiğini, eşinin de genç yaşta olup çocuklarının çok küçük olduğunu, bu nedenle manevi tazminat bedelinin düşük olduğunu belirterek Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki hususları tekrar ettiklerini, uzlaşma teklif edilmediği gibi arabuluculuk talebininde dikkate alınmadığını, bilirkişilerce kusur belirlemesinin hatalı yapıldığını, kusur belirlemesinde müvekkiline yönelik olarak idari yaptırım gerektiren hususların kusur olarak gösterildiğini, ... işçinin kendisine kullanması için verilmiş kaskı talimatlandırılmış olmasına rağmen takmadığını, işçinin kask takmış olsaydı muhtemelen ölümün meydana gelmeyeceğini, iş kazasının meydana gelmesinde ... işçinin aşırı tedbirsiz davranması ve kask takmamış olması hususlarına sadece %30 kusur belirlenmesinin olaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu ve bilirkişinin yaptığı hesaplamaların güncel olmadığını belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava, ana dosyada ... ...'ın davalı işverene ait iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucu vefatı nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi, birleşen dosyada ise davacının uğradığı manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı raporunda, davaya konu olayda davalı şirketinin %70 oranında, davacının %30 oranında kusurlu olduğunun ve olayın iş kazası olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında iş güvenliği uzmanlarından alınan 07.01.2018 tarihli raporda; davacının %30 oranında, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, dosyasında alınan kusur raporlarının birbirini teyit ettiği, dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Bu hususa ilişkin istinaf sebepleri isabetsizdir. Somut olayda, bilirkişi tarafından maddi tazminata ilişkin yapılan hesaplamanın dosya içeriğine ve yerleşik içtihatlara uygun olduğu, ayrıca maddi tazminat hesaplanırken kısmen veya tamamen rücu edilebilen tüm gelirlerin tazminat hesabından indirilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre davalı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oran ve aidiyetlerinin yerinde olmadığını, kaçınılmazlığın değerlendirilmesi gerektiğini, hesap raporunun düzenlenmesinde esas alınan yöntemin hatalı olduğunu, gelirin tamamının tenzili gerektiğini, manevi tazminat miktarının hatalı belirlendiğini mahkeme kararının gerekçe içermediğini bilirkişi raporuna atıfla düzenlenen gerekçenin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalanların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Tazminatı alacağından sorumluluk ve tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir.

3. Değerlendirme a) Davalı vekilinin manevi tazminat hükümlerinin tamamına ve davacılardan ... ve ... lehlerine hükmedilen maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2021 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 78.630,00 TL olup, manevi tazminat hükümlerinin ve davacılardan ... ve ... lehlerine hükmedilen maddi tazminat hükümlerin birbirlerinden ve diğer hükümlerden bağımsız birer dava olarak değerlendirildiğinde, miktarlarının kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, bu hükümleri temyiz eden davalı vekilinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

b) Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna ve özellikle kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesinin yerinde olduğu gibi iş kazasının gerçekleşmesinde kaçınılmazlığın etkisinin de bulunmadığının anlaşılmasına, hesap raporunda benimsenen ilkelerin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, maddi tazminatın hesabında gelir tenzilinin yerinde olmasına göre temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, anılan hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükümleri ile davacılardan ... ve ... lehlerine hükmedilen maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının 6100 sayılı Kanun'un 352/1-b maddesi uyarınca miktardan REDDİNE,

2. Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre reddi ile bu hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının ilgiliden tahsiline,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7193, K. 2024/10369, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7193-e-2024-10369-k-44a85e16da3f