Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/5785 E. 2024/10670 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5785
- Karar No
- 2024/10670
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2541 E., 2023/776 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/85 E., 2021/460 K. Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle d; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin davalı şirkette şoför olarak çalıştığını, 04.09.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında hayatını kaybettiğini, murisin Turgutlu Şirinköy mevkiindeki inşaat alanına dolgu malzemesi boşalttıktan sonra dönerken virajı alamayarak şarampole yuvarlandığını, olayda davalının kusurlu olduğunu, davalının aracın periyodik bakımını yaptırmadığını, murisin yol güzergahı hakkında bilgilendirilmediğini, mesleğiyle ilgili kura tabi tutulmadığını, ceza dosyasında davalının aslı kusurlu bulunduğunu, davanın derdest olduğunu belirterek her müvekkil için 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazalının motorlu aracı trafikte kullanırken, olayın olduğu “tehlikeli eğimli yolda, aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamış, emniyet kemerini takmamış, motorlu aracı dikkatsiz ve tedbirsiz kullanmış olması sebebiyle, kazanın meydana gelmesinde %100 kusurunun bulunduğu, davalı İşveren ... İnş. Taah. ve Tic. Elektrik Üretim A.Ş.’nin kazanın meydana gelmesinde etkili olmadığı, olay bir iş kazası olsa da işverenin olayda kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda "kazanın meydana geldiği ... plakalı kamyonun periyodik bakımının yapılmamış, vefat eden ...'ya yol güzergahı hakkında bilgi verilmemiş ve mesleğiyle ilgili kursa tabi tutulmamıştır, hatta işe girişi dahi yapılmamıştır." tespiti yapıldığını, kusur raporlarının hukuken bir geçerliliği olmadığını, kusurun Mahkeme hakimince belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın % 100 kusurlu olduğu kabul edilse dahi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 gün, 2011/17-142 E. 2011/411 Karar, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.01.2013 gün, 2012/17-787 E. 2012/92 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; "ölüm nedeniyle doğrudan davacının üzerinde ... destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, davacının olayda zarar gören üçüncü kişi konumunda olduğu, bu nedenle davacı şirketin sorumlu olacağına" ilişkin kararlar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacılar murisinin davalı şirkette şoför olarak çalıştığı, 04.09.2013 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonla virajı alamayarak şarampole yuvarlandığı, olay sonucu vefat ettiği, dosyada alınan kusur raporlarına, ek rapora ve SGK müfettişi tarafından düzenlenen rapora göre davacılar murisinin "tehlikeli eğimli yolda aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması, emniyet kemerini takmaması, motorlu aracı dikkatsiz ve tedbirsiz kullanması" nedeniyle olayda %100 oranında kusurlu bulunduğunun belirtildiği, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/583 E. sayılı dosyasında sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, bu değerlendirmelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kazanın davacılar murisinin %100 kusuru ile gerçekleşmesi nedeniyle illiyet bağının kesildiği, davalının davaya konu tazminatlardan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır. Gerekçeli kararda dava dilekçesi başlığı altında özet yapılmışsa da içeriğinin bilirkişi raporu şeklinde olduğu, davacıların taleplerini içermediği; yine dosyada davalı tarafından sunulmuş cevap dilekçesi olmadığı halde cevap dilekçesi başlığı altında bilirkişi raporu şeklinde özetlendiği görülmüş, bu hususlar esasa etkili olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç olarak, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz istemlerinde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki benzer sebepleri beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı (...) ... İnş. Taah. ve Tic. Elektrk. Üretim A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava derdest iken davalı şirket hakkında 27.12.2018 tarihinde iflas kararı verildiği halde 30.03.2021 tarihinde davanın reddine ve iş bu kararın iflas idare memurlarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle gerek İlk Derece Mahkemesi kararı gerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasa'ya aykırı olup İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin bu hukuka aykırılığı re'sen gözetmemesi sebebiyle davalı tarafa ve/veya iflas idaresine davaya karşı cevap sunma, delillerini gösterme, gereken itirazları yapma ... tanınmadan karar verildiğini, tebligatlar usulüne uygun yapılmadığından davalı zamanaşımı def'ini de öne süremediğini, mevcut bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli olmayıp dosya tekemmül etmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemi davasında taraf teşkili noktasındadır. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri ile "Taraf ve Dava Ehliyeti" açısından aynı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri "Dava şartları ve incelemesi" açısından aynı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeleridir. 3. Değerlendirme Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarih ve 2018/9-584 E.- 2018/1332 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1982 Anayasasının “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi uyarınca, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Ayrıca Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. Bu bağlamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde adil yargılanma ... ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup, gerek Anayasa’da gerekse AİHS’ndeki düzenlemelere karşılık gelmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27 nci maddesinde hukuki dinlenilme ... düzenlenmiştir. HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". Hukuki dinlenilme ... çoğunlukla "iddia ve savunma ..." olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma ... kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunlardan ilki “bilgilenme ...” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat ...”dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6 ncı maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHS’ne göre, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır. Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dâhil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. Hukuki dinlenilme hakkının üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de karar gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK’nın gerekçesi m. 32). Yargılama bakımından, sadece bir tarafın dinlenip diğerinin dinlenmemesi, tek yönlü karar verilmesi demektir. Yargılamada yer alan taraflar yargılamanın objesi değil, süjesidir. Hukukî dinlenilme ... doğru karar verilmesinin garantisidir; bu nedenle, haksızlığa karşı koyabilme imkânı tanır. Bu hak, hukuk devletinin, insan onurunun korunması ve eşitlik ilkesinin, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu açıklamalarla beraber somut olaya uygulanması açısından iflas hükümleri üzerinde durmak da faydalı olacaktır. Bilindiği üzere İflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK. Md.218) usulü benimsenmişse de bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) ait olması nedeniyle, iflas müdürlüğünce yetkilendirilmiş kimsenin davadan haberdar kılınması gerekmektedir. Somut olayda, davalı ... İnşaat firmasının İlk Derece Mahkemesi yargılaması esnasında Ankara 13. ... Ticaret Mahkemesinin 2015/237 Esas sayılı kararı ile 27.12.2018 tarihinden geçerli olmak üzere iflasın açılmasına karar verildiği iş bu temyize konu dosyada ise 30.03.2021 tarihinde davanın reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının iflas idaresi yerine şirket merkezine tebliğ edildiği, iflas karar kapsamında da Ankara 21. İcra Müdürlüğünün 2018/42 sayılı dosyasında iflas dosyasının açık olduğu anlaşılmaktadır. Anılan davalı şirketin iflasının açılması ile bu şirketi temsil yetkisinin mevcut dosyada olduğu gibi iflas idare memurlarına geçeceği gözetilerek, davalı şirketi temsile yetkili iflas idare memurlarının davadan usulüne uygun haberdar kılınmak itirazları var ise değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmeden ... şirketi temsile yetkili iflas idare memurları yerine şirket merkezine yapılan tebliğler yeterli görülerek yargılama yapılması ve istinaf incelemesinin de yazılı şekilde sonuçlandırılması da hatalı olmuştur. İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, HMK'nın 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen yukarıda işaret olunan hususlar ile davalılardan (...) ... İnşaat firması İflas İdaresi memuru vekilinin bu yönü amaçlayan itirazları dikkate alınarak sair temyiz itirazları ile davacılar vekilinin bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.