Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/570 E. 2023/4388 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklı Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/570
Karar No
2023/4388
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklı Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/128 E., 2022/2080 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/723 E., 2020/264 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesi ile; kazalı sigortalının 11.10.2013 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek kazalı için 100,00 TL maddi, 100,00 TL hastane ve tedavi gideri, 100,00 TL diğer giderler, 100.000,00 TL manevi tazminatın, eşi için 100,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın, çocukları için 10.000,00 er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili yargılama sırasında 30.09.2019 tarihli dilekçe ile kazalı için maddi tazminat talebini toplam 132.856,11 TL'ye, tedavi giderini toplam 537,50 TL ye çıkarmıştır. II. CEVAP 1.Davalı Kommersan Mermer Matbaa vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kommersan A.Ş.'nin, dava konusu iş kazası nedeniyle kusurunun olmadığını, davalı Kommersan A.Ş., işyerinde iş kazasının meydana gelmemesi için üzerine düşen gerekli ve yeterli tüm önlemleri aldıklarını, iş yerinde bir iş güvenliği birimi oluşturulduğunu, çalışanların sürekli olarak iş güvenliği eğitimlerine tabi tutulduğunu, çalışanlara çalıştıkları birimin gerektirdiği tüm iş güvenliği aletleri imza karşılığında teslim edildiğini ve bu aletlerin kullanımlarının sürekli olarak denetlendiğini, davalı Kommersan A.Ş.'nin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olduğundan Kommersan A.Ş.'ye kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, kaza, kazazede işçinin kendisine herhangi bir emir ve talimat verilmediği halde, park halindeki kamyonun fren sistemine hava dolması için araca binmeden, aracın kontağı çevirerek çalıştırması sonucunda meydana geldiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; geçim sıkıntısı çektiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1-Davanın kısmen kabulü ile, Davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, 132.865,11 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, 537,50 TL tedavi giderinin 100,00 TL Sine dava tarihi olan 25.12.2017 tarihi, bakiyesine ıslah tarihi olan 30.09.2019 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, Davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, 100,00 TL kazanç kaybı bedelinin olay tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, Davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, Davacı Melisa Yeter için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, Fazla istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yaşanılan bu kaza dolayısıyla büyük bir elem, ıstırap ve psikolojik problemler çekmiş olup, yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı, bu acıları bir nebze olsun dindirebilecek nitelikte olmadığını, müvekkilinin sürekli olarak hayatı boyunca yaşayacağı %50 oranında daimi iş gücü kaybına binaen yerel mahkemece 132.865,11-TL maddi tazminata hükmedilmesinin oldukça düşük olduğunu, davalı şirketin karar tarihinde vekille temsil edilmediğinden yerel mahkemenin davalı şirket lehine vermiş olduğu vekalet ücreti kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili ... lehine maddi tazminat yönünden ek dava açma haklarının engellenmemesi adına hüküm kısmına "fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla" şerhinin eklenmesini talep ettiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir. 2.Davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusuru olmadığını, müvekkili işverenin, işçilere işyerinde karşılaşılabilecek riskler ve alınması gerekli önlemler konusunda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verdiğini, teknolojik olarak alınması gereken önlemleri aldığını ve gerekli teçhizatı sağlayarak üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, kazanın, kazazede işçinin kendisine herhangi bir emir ve talimat verilmediği halde, park halindeki kamyonun fren sistemine hava dolması için araca binmeden, aracın kontağı çevirerek çalıştırması sonucu meydana geldiğini, davacı işçinin tedbirsiz davranışta bulunduğunu, güvenli çalışma kurallarına uymadığını, davacı taraflar lehine fahiş boyutta maddi tazminat bedeli belirlendiğini, davacının dava konusu iş kazası nedeniyle beyan ettiği %50 maluliyet oranın kabulü mümkün olmamakla yerel mahkemece maluliyet oranının kesin bir şekilde belirlenmesi hususunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hatalı hüküm kurulduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğunu, yakınları ve ailesinin dava hakkı olmadığı halde yerel mahkemece davacı kazazede işçinin eşi ve her bir çocuğu için de manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın Güneş Sigorta A.Ş.'ye ihbar etme zorunluluğunun hasıl olduğunu bildirerek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre 6098 sayılı T.B.K.’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği öngörülmüş olup, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediği halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmesi gerektiği, takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların açıkça gösterildiği, bunların her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği, hakim bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olayın oluş biçimi gibi özellikleri göz önünde tutması ve hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğini de dikkate alması gerektiği, bu ilkeler, dosya kapsamı, delil durumu ile hükmedilen manevi tazminat miktarı yerinde olup, kusur durumu, paranın satın alma gücü, kaza tarihi, %50'lik maluliyet oranı da değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik itirazların yerinde olmadığı, davacılar vekilinin iş gücü kaybı sebebiyle hesap ve takdir edilen maddi tazminata yönelik itirazının somut olmadığı, davalı şirketin son duruşmaya kadar kendisini vekille temsil ettiği ve red sebebiyle davalı yararına vekalet ücreti takdir ve tayininin isabetli olduğu, davacının ek dava açma hakkını kullanması için yargı kararına ihtiyaç olmadığı, yargılama boyunca davalı tarafından usulüne uygun ihbar talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle; Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekili ile davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekilince yapılan istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin müvekkili ...'in uğramış olduğu %50 daimi iş gücü kaybı nedeniyle takdir etmiş olduğu maddi tazminat miktarı ile davacı müvekkilleri lehine takdir ettiği manevi tazminat miktarlarının oldukça düşük olduğunu, acılarını karşılamak için oldukça yetersiz olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 ncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 ncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 inci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 inci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 inci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 5. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 6. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 7. Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. 8. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalı ...'in, Kommersan Mermer Maden İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. çalışanı olduğu, 11.10.2013 tarihinde işyerinde mermer tozlarının taşınması işinde kullanılan ... plakalı kamyonu aynı işyerinde şoför olarak çalışmakta olan ...'ın işyerinin çamur dökme sahası kenarına hafif eğimli yola park ettiği, ...'in park halindeki kamyonun (hava takviyeli frene sahip) fren sistemine hava doldurmak maksadıyla kamyonun yanına gittiği, kapısı kilitli olmayan ve kontağı üzerinde bulunan kamyonun kapısını açtığı, kamyona binmeden dışardan aracın kontağını çevirmesi ile birlikte (marşa bastığı) 1. vitesteki kamyonun öne doğru aniden hareket ettiği, ...'in aracı durdurmaya çalıştığı ancak kamyonun açık olan kapısının işyeri yemekhanesinin duvarına çarptığı ve ...'in kamyonun kapısı ile şasesi arasında sıkışması sonucu yaralandığı, bu olay nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme Raporu'nda; olayın iş kazası olduğunun, davalı işveren Kommersan Mermer Maden İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş.’nin % 25 oranında kusurlu olduğunun, davalı ...’ın % 25 oranında kusurlu olduğunun, kazazede ...'in %50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece aldırılan 13.03.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde kazalının %75, davalı işveren Kommersan Mermer Maden İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş.’nin % 20, davalı ...’ın % 5 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, dava konusu olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücu dava dosyasının, Muğla İş Mahkemesi'nin 2022/69 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü, işbu rücu dosyasının derdest olduğu, böylelikle eldeki dosya ile çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. 9. Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. 10.Davanın bu yönüyle yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nu oluşturmaktadır. Kanun'un 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. 11.Adalet Komisyonu'nun 55 inci madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri, teknik arıza ve tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” 12.Somut olayda, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, hükme esas hesap bilirkişi raporunda, davacı için kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından tenzil edilmemesi suretiyle TBK’nun 55 inci maddesine aykırı olacak şekilde yapılan hesabın hükme esas alınması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 13.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetlerden farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak farklı bir bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 01.03.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak ve kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından tenzil etmek suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek davacının talepleri doğrultusunda karar vermekten ibarettir. 14. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 15. O halde, davacılar ve davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davacılar ve davalı Kommersan Mermer Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/570, K. 2023/4388, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-570-e-2023-4388-k-1668f6ec1540