Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3945 E. 2024/8796 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3945
- Karar No
- 2024/8796
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/701 E., 2023/162 K. KARAR : Davacılar yönünden esastan ret, davalı ... .. A.Ş. yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/356 E., 2020/440 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ..., ..., ..., ...'ye velayeten ... vekili ve davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı ... .. A.Ş. firması vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; 02.09.2014 tarihinde davalılara ait işyerinde çalışan ... ...'nin iş kazası geçirerek hayatını kaybettiğini, ... ... ...'nin Oksijen-Elektrik Kaynak ve Montaj Ustası olup aylık net 2.300,00 TL maaş ile çalıştığını, davacılardan ...'nin vefat eden ... ...nin eşi, ...'nin annesi, ...'nin babası, diğer davacıların ise kardeşleri olduğunu, davalıların vefat eden ... ...’nin işvereni ve üst işvereni konumunda olduklarından davanın her ikisine de yöneltildiğini, kazanın işverenlerin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almamaları sebebiyle meydana geldiğini, yüzlerce kilo ağırlığındaki yükün makinelerle kaldırılması ve sabitlenmesi gerekirken beden gücüyle yaptırılması sebebiyle kazanın meydana geldiğini iddia ederek davacı eş ... için 334.909,01 TL, maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 79.960,47 TL maddi tazminat ile 80.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 100.00 TL maddi tazminat ile 80.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.09.2014 tarihinde davalılara ait işyerinde çalışan ... ...'nin iş kazası geçirerek hayatını kaybettiğini, ... ... ...'nin Oksijen-Elektrik Kaynak ve Montaj Ustası olup aylık net 2.300,00 TL maaş ile çalıştığını, davacı ...'nin vefat eden ... ...nin kızı olduğunu, davalıların vefat eden ... ...’nin işvereni ve üst işvereni konumunda olduklarından davanın her ikisine de yöneltildiğini, kazanın işverenlerin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almamaları sebebiyle meydana geldiğini, yüzlerce kilo ağırlığındaki yükün makinelerle kaldırılması ve sabitlenmesi gerekirken beden gücüyle yaptırılması sebebiyle kazanın meydana geldiğini iddia ederek 192.439,36 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnşaat vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı ile sözleşmesinin bulunduğunu, kazalıya gerekli eğitimlerin verildiğini, kişisel koruyucu donanımların temin edildiğini, müteveffanın olayda ağır kusurunun bulunduğunu, gerekli özen ve dikkati göstermeyip demir profili tek başına tutmakta ısrar ettiğini, eğer işverenin sorumlu olduğu kanaati var ise bu durumda üst işveren ... İnşaat'ın sorumluluğunun bulunduğunu, davanın ... Otosan ile ... İnşaat'a da ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... İnşaat vekilinin 23.10.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile müteveffanın işvereni ... İnşat arasında herhangi bir sözleşme ve hukuki ilişki bulunmadığını, alt yüklenici ... İnşaat ile ... inşaatın 1. derecede kusurlu olduklarını, müteveffanın tedbirsiz ve dikkatsiz çalışması sebebiyle 2. derece kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda muris kazalı ... ...'nin %15, davalı ... İnşaat'ın %15, davalı ... İnşaat'ın %20 ve dava dışı ... İnşaat'ın %50 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle ''A-) Asıl davada (İstanbul Anadolu 26.İş Mahkemesi 2015/356 E.); 1-Davacıların asıl davada maddi tazminat talebinin kabulü ile Davacı ... için 334.909,01 TL, davacı ... için 79.960,47 TL, davacı ... için 79.960,47 TL maddi tazminat olmak üzere toplamda 494.829,96 TL maddi tazminatın, iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 2- Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; Davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL , davalı ... ... için 15.000,00 TL ve davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 150.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, B-)Birleşen davada (İst Anadolu 13. İş Mahkemesinin 2014-671 E.); 1- Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile Davacı ... ...ye velayeten ... için 192.439,36 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Davacı ... ...ye velayeten ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine," şeklinde asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar ..., ..., ..., ...'ye velayeten ... vekili ile davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin istinaf dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili firmanın, kazanın meydana gelmesinde kusurlu bir davranışının olmadığını, işyerinde, kaza geçiren işçi de dahil olmak üzere tüm çalışanların gerekli eğitimleri almasının sağlandığını, koruyucu ekipmanların kullanılması ve işin yerine getirilebilmesi için vincin ve diğer ekipmanların işyerinde bulundurulmasının sağlandığını, müvekkili şirkete yüklenen %15 oranında kusur oranını hakkaniyet ve adalet esaslarına uygun olmadığı, kazanın meydana geldiği anda iş kazası geçirerek vefat eden davacı tarafın miras bırakanı işçinin, özensiz ve dikkatsiz davrandığının dosyada dinlenen tanık anlatımları ile sabit hale geldiğini, yaşı, mesleki tecrübesi ve işyerinde aldığı eğitimlere rağmen dikkatsiz ve özensiz davranarak kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan kaza geçiren ... işçiye yüklenen (% 15) kusur oranının hukuk ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, iş kazası sonucu vefat eden işçinin gerçek işvereni olan diğer davalı ... İnşaat ve Tesisat Ltd. Şti. ile davalı ana işveren firma arasında doğrudan ya da dolaylı bir hukuki ilişki bulunmadığını, davalı müvekkili firmanın alt yüklenici sıfatı ile hukuki ilişki içine girdiği firmanın dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatının, niteliği ve hukuki tanımı itibarı ile bir maddi tazminat türü olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 53/1-3 bendinde belirtilen ve 55. maddesinde açıklanan destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilmek için ana koşulun; ölenin desteği ile hayatını devam ettirmek olduğu, yaşarken kendisinden destek alınmayan kişinin ölümünden sonra desteğinden yoksun kalındığı gerekçe gösterilerek maddi tazminat talep etmenin mümkün olmadığını, bu tazminatı talep edebilmek için vefat eden kişiden destek alındığının ispatlanmasının gerektiğini, bu desteği ispat etmeden tazminata hak kazanmanın mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda anne ve baba yönünden destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasının hatalı olduğunu, müteveffanın anne babasına maddi destekte bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, davacılardan anne ve babanın ... dışında 4 tane daha çocuğunun olduğunu, diğer çocukların davacı anne ve babaya maddi yönden bir katkılarının olup-olmadığı hususunda dosya içerisinde bir araştırma yapılmadığını ve bu eksikliğin bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş içtihatlarına göre sendikalı olmayan işçi için emsal ücret araştırmasının yapılamayacağını ve desteğin son ücretinin davacılar tarafından ispat edilememesi halinde tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiğini, bilirkişinin, desteğin eşi ... adına yaptığı, kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile emsal ücret üzerinden yapılan tazminat hesabında, matematiksel bir maddi hata yapılmış olup, eş lehine hesaplanan 249.230,97 TL olan tazminat miktarının işlem hatası sonucu bulunduğunun anlaşıldığını ve bu sebeple kabulünün mümkün olmadığını, desteğin kusur oranının tenzilinin yapılması sonrasında kalan tutar olan 249.230,97 TL miktardan, SGK tarafından hak sahibine bağlanan iş kazası geliri ilk PSD.'nin rücuya tabi kısmın (%85) bulunarak, bulunan 88.745,02 TL olan bedelin tenzilinin gerçekleştirilmediği, rücuya tabi olan 88.745,02 TL bedelin tenzilinin gerçekleştirilmesi halinde kalan tazminat miktarın 160.485,95 TL olduğunun görüleceğini, bilirkişi raporunda hak sahibi davacı eş ...'nin evlenme ihtimalini rapor düzenleme tarihini esas olarak belirlediği, ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları uyarınca eşlerin evlenme oranları hesaplanır iken ölüm tarihindeki yaşının esas alınarak oran hesaplama yoluna gidilmesi gerektiğini, AYİM'in yeniden evlenme olasılık tablosunda, desteğin eşinin 21-25 yaş arasında olması halinde, evlenme ihtimali oranının %40 olması gerektiğini belirttiğini, desteğin eşinin, ölüm tarihinde 24 yaşında olması sebebi ile eşin evlenme oranının, AYİM tablosu dikkate alınarak % 40 olarak belirlenmesi gerektiğini, eşin 18 yaşından küçük 1 çocuğu olması sebebi ile %40 -%5 = %35 oranında eşin yeniden evlenme ihtimalinin tenzil edilmesinin gerekmekte olduğunu ileri sürmüştür. Davacılar ..., ..., ..., ...'ye velayeten ...'nin istinaf dilekçesinde özetle; Müteveffanın anne ve babası, yine eşi ve çocuğu için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yetersiz olup, hakkaniyetle bağdaşmadığını, nitekim, müteveffanın yüzlerce kiloluk demir parçası altında ezilerek, çok acı bir kaza ve ağır ihmaller neticesinde vefat ettiği, yaş itibari ile çok genç olup, henüz daha kucağına almayı beklediği bebeğini dahi göremediği, davacının eşinin de bu dönemde hamileliğin etkisiyle büyük bir yıkıma uğradığını, lehlerine hükmedilen vekalet ücretlerinin hem maddi hem de manevi tazminat yönüyle hatalı olarak hesaplandığını, somut olayda hiçbir davacı açısından mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olmadığını, dolayısı ile hem maddi hem de manevi tazminatın; her davacı açısından ayrı bir dava konusu edilebileceği sabit olduğundan her alacak kalemi ve her bir davacı açısından lehlerine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin ileri sürdüğü istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; somut olayda; Dava dışı ... Otomotiv San. A.Ş tarafından ... Otosan'a ait arazi üzerine yapılacak mühendislik merkezi binası ile ilgili betorname ve mimari uygulamalara ilişkin inşaat işleri ile altyapı ve çevre düzenlemesi, mekanik ve elektrik tesisat işlerinin 25.09.2013 tarihli sözleşme ile davalı ... İnşaat San.Tic. A.Ş'ye verildiği, davalı ... İnşaat San.Tic. A.Ş tarafından üstlenilen bu işin çelik işleri imal ve montaj işinin 17.07.2014 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile ihbar olunan ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. 'ye, ihbar olunan tarafından ise yüklenilen işin, davalı ... İnşaat ve Tesisat Ltd. Şti.'ye devredildiği, davacı işçinin yüklenilen bu iş kapsamında davalı ... İnşaat'ın sigortalısı olarak çalıştığı sırada iş kazası geçirerek vefat ettiği dosya kapsamından sabit olup davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi kapsamında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğundan davalı ... İnşaat ve Tesisat Ltd. Şti.'nin alt işveren sıfatıyla, davalı ... İnşaat San. Tic A.Ş'nin ise asıl işveren sıfatıyla uyuşmazlık konusu maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu oldukları açıktır. Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü yerde dik konuma getirdikleri çelik profil panelin kesilmesi işi ile uğraşırken panelin destekten kurtularak üzerine devrilmesi üzerine iş kazası geçirerek vefat ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece üç iş güvenliği uzmanından oluşturulan heyetten alınan 07.12.2015 tarihli kusur raporunda, davalı asıl işveren ... İnşaat'ın %30, davalı alt işveren ... İnşaat'ın %50, müteveffanın %20 oranında kusurlu olduğu yönünden görüş bildirildiği, tarafların itirazı üzerine yargılama aşamasında 10.04.2016, 25.10.2016 ve 13.11.2017 tarihli olmak üzere üç farklı heyetten yeniden kusur raporu alındığı ve alınan bu son üç heyet raporunda, davalı asıl işveren ... İnşaat %15, ihbar olunan ... İnşaat %50, davalı alt işveren ... İnşaat %20, ... %15 oranında kusurlu bulunmuştur. Mahkemece son üç heyet raporunda belirlenen kusur dağılımına itibar edilerek davalı asıl işveren ... İnşaat'ın %15, ihbar olunan ... İnşaat'ın %50, davalı alt işveren ... İnşaat'ın %20, müteveffanın ise %15 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek sonuca gidildiği görülmektedir. Hükme dayanak alınan iş bu bilirkişi raporları olay tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığından kusur raporundaki değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu kanaatine varılmış ve davalı vekilinin bu hususlardaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacılar tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemi ile açılan davada İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 17.12.2015 tarih, 2014/735 Esas, 2015/600 Esas sayılı dosyasında sigortalı işçinin aylık ücretnin net 2.300,00 TL olduğu kabul edilerek sonuca gidildiği, bu kararın 08.02.2016 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda kaza tarihinde aylık ücretin net 2.300,00 TL olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesinde isabetsizlik yoktur. Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarih, 2020/7263 Esas, 2021/8263 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, dul kalan eşin yeniden evlenme ihtimalinin hesap raporunun düzenlendiği tarihteki yaşı gözetilerek değerlendirilmesi gerekir. 05.01.1991 doğumlu olan davacı eş hükme esas alınan ek hesap raporunun düzenlendiği 10.01.2020 tarihinde 29 yaşında olup 18 yaşından küçük bir çocuğu vardır. AYİM tablosuna göre 26-30 yaş arası için evlenme olasılığının %27 olduğu, %27 evlenme olasılığından 18 yaş altı bir çocuk için %5 indirim yapıldığında evlenme ihtimali %22 olduğu halde hükme esas alınan ikinci ek hesap raporunda evlenme ihtimali davalılar lehine olacak şekilde %35 olarak kabul edilmiştir. Davacı tarafın bu hususu istinaf konusu yapmadığı, bu nedenle mevcut kabulün davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda, davacı anne ve baba için müteveffanın muhtemel gelirinden pay ayrılarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.06.2018 gün, 2016/5 E. ve 2018/6 K. sayılı kararında, anne-babanın, çocuğun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu vefat etmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için SGK’dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, çocukların anne-babaya destek olacaklarının karine olarak kabulü gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarının temyiz incelemesi ile görevli bulunan Yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin ve 21. Hukuk Dairesinin kapatılmasını müteakip Yüksek Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin, Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararından sonra oluşan hukuksal duruma ilişkin emsal nitelikteki içtihatlarında, iş kazası sonucu vefat eden işçinin gelir bağlanması için gerekli yasal koşulları taşımayan anne ve/veya babasına müteveffanın muhtemel gelirinden pay ayrılmaması ve herhangi bir hesaplama yapılmaksızın mahkemece TBK’nın 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun ve makul bir maddi tazminat takdir olunması; iş kazası kolundan gelir bağlanması için gerekli yasal koşulları taşıyan anne ve/veya babaya müteveffanın muhtemel gelirinden pay ayrılması ve hak ettiği maddi tazminatın somut ve objektif verilere göre bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiği yönündedir. Bu itibarla, müteveffanın anne ve babasının iş kazası kolundan gelir bağlanması hususunda SGK’ya başvurması ve bunun sonucunda SGK’ya anne ve/veya babanın iş kazası kolundan gelir bağlanması için gerekli yasal koşulları taşıyıp taşımadığının tespiti diğer hak sahiplerinin (eş ve çocuklarının) pay oranlarını ve sonuç olarak hak edecekleri maddi tazminat miktarını da olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir . Bu açıklamalar ışığında, Dairemizce SGK'ya müzekkere yazılarak davacı anne ve babaya gelir bağlanıp bağlanmadığı, tahsis talebinde bulunup bulunmadıkları sorulmuş, kurum tarafından anne-babanın tahsis talebinde bulunmadıkları bildirilmiştir. Davacı anne-baba vekili ise, Dairemizce yapılan 13/12/2022 tarihli duruşmada, yargılama uzayacağı için bu aşamada davacılar anne ve baba yönünden tahsis talebinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir. Davacı anne-baba tahsis başvurusunda bulunmayacaklarını beyan ettiklerinden müteveffanın muhtemel gelirinden pay ayrılması gerekip gerekmediğini tespit etmek mümkün değildir. Bu nedenle istinafa gelen davalı şirket yönünden Dairemizce davacı anne-babanın maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı eş ve çoğun maddi tazminat alacağına yönelik istinaf itirazlarının olmadığı da gözetilerek istinafa gelmeyen diğer davalı şirket yönünden davacı anne-babanın usulü kazanılmış hakkı Dairemizce korunarak hüküm kurulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda bir kısım hesap hataları bulunduğundan Dairemizce yeniden hesap bilirkişi raporu alınmış olup hesap hataları düzeltilmek suretiyle yapılan hesaplamada davacı eşin maddi tazminat alacağının 365.691,16 TL, davacı çocuğun maddi tazminat alacağının 217.791,96 TL olduğu tespit edilmiş ise de anılan davacıların maddi tazminat alacağına yönelik istinaf itirazları olmadığından mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarlarının davalılar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacılar ..., ..., ..., ...'ye velayeten ...'nin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde: Gerek mülga B.K'nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, 02.09.2014 tarihinde yerde dik konuma getirdikleri çelik profil panelin kesilmesi işi ile uğraşırken panelin destekten kurtularak üzerine devrilmesi üzerine iş kazası geçirerek vefat ettiği, iş kazasının gerçekleşmesinde işverenlerin toplamda %85, müteveffanın ise %15 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı anne ve baba için ayrı ayrı 20.000,00 TL, davacı eş için 50.000,00 TL, davacı çocuk için 30.000,00 TL, davacı kardeşler için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. Manevi zarar, hukuka aykırı eylem sonucu kişisel değerlerde meydana gelen eksilmedir. Kişisel değerlerin soyut niteliği nedeniyle, meydana gelen eksilmenin rakamsal karşılığını, parasal değerini ifade etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kişisel değerlere yapılan saldırı neticesi ruhsal dengenin bozulması, yaşama sevincinin eksilmesi kaçınılmaz olduğundan, yasa koyucu belli bir miktar paranın verilmesi suretiyle zarar görenin tatmin edilmesini amaçlamıştır. Kazanın oluşumunda ki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği dikkate alındığında, istinafa gelen davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yerinde olduğu, yine kendilerini aynı vekil ile temsil ettiren davacılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında davacılar ..., ..., ..., ...'ye velayeten ...'nin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine, davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin istinaf başvurusunun ise yukarıda açıklanan yönlerden kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak ve tarafların usulü kazanılmış hakları korunmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında :" Asıl dava yönünden; A-Maddi tazminat talebi yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 1-334.909,01 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, 2-79.960,47 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... İnşaat ve Tesisat Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. yönünden talebin reddine, 3-79.960,47 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...den tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davalı ... İnşaat San. Ve Tic. A.Ş. Yönünden talebin reddine, B-Manevi tazminat talebi yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 1- 50.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- 20.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3- 20.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- 15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5- 15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6-15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 7-15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... 4-Bİrleşen dosya yönünden (İstanbul Anadolu 13.İş Mahkemesi'nin 2014/671 Esas sayılı); A-Maddi tazminat talebi yönünden açılan davanın kabulü ile - 192.439,36 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye velayeten ...'ye verilmesine, B-Manevi tazminat talebi yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile - 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye velayeten ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece iş kazasının oluşumunda kusur oranlarının belirlenmesine yönelik 07.12.2015 tarihli 1.kök heyet bilirkişi raporu aldırıldığı anılan raporda davacılar murisi kazalının % 20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, anılan rapora davacılar vekilince itiraz edilmediği, takip eden 18.02.2016 tarihli celsede davacılar vekilince dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesinin talep edildiği, mahkemece davalılar vekillerinin itirazları üzerine akabinde 10.04.2016 tarihli 2.kök heyet bilirkişi raporu, 31.10.2016 tarihli 3.kök heyet bilirkişi raporu 13.11.2017 tarihli 4.kök heyet bilirkişi raporlarının aldırıldığı anılan raporların mahkemece hükme esas alındığı, iş bu raporlarda ise davacılar murisinin kusurunun bu kez %15 oranında belirlendiği, istinaf mahkemesince aldırılan 22.09.2022 tarihli hesaba ilişkin bilirkişi raporunda da murisin kusurunun %15 oranında olduğu kabulü ile zarar hesabının yapıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan "Usul Ekonomisi" ilkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Aynı kanunun 26.maddesinde düzenlenen "Taleple Bağlılık" ilkesi kapsamında hakimin tarafların talepleri aşılarak karar veremeyeceği düzenleme altına alınmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" Somut olayda davacı vekilinin aldırılan 07.12.2015 tarihli 1. kök heyet bilirkişi raporuna itirazının bulunmadığı gözden kaçırılarak Mahkemece davalılar vekillerinin itirazlarını değerlendirmek suretiyle düzenlenen ve davacılar murisinin kusurunun yukarıda açıklandığı üzere 1.kök rapora göre daha az oranda belirleyen 10.04.2016 tarihli 2.kök rapor, 31.10.2016 tarihli 3.kök rapor, 13.11.2017 tarihli 4.kök raporların hükme dayanak kılınması ve bu suretle temyize gelen davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece yapılacak iş davacılar murisinin iş kazasının oluşumunda % 20 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davalılar ile tazmin sorumluluğu bulunan dava dışı kişilerin, murisin kusurunun dışlanması sonucu bakiye %80 oranındaki kusur oranından müteselsilen ve müştereken sorumlu oldukları gözetilerek (ve iş bu kusur oranının ilgililer arasındaki dağılımının yine ilgililer arasında görülecek rücu davasında tartışılarak aidiyetinin belirlenmesinin mümkün olmasına göre ) belirtilen % 80 oranındaki kusurun hükme dayanak kılınan 22.09.2022 tarihli 2.kök hesap raporuna uygulanması suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi ve davalı ... İnşaat ve Tesisat Ltd.Şti.'nin temyiz talebinin bulunmadığı görüldüğünden iş bu davalı yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeten bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır . KARAR : Açıklanan sebeple; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.