Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3440 E. 2024/8793 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3440
- Karar No
- 2024/8793
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1752 E., 2022/1737 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/238 E., 2020/54 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ... İnşaat şirketinin asıl ve işveren konumunda bulunduğu altyapı inşaatında kaynak ustası olarak çalıştığı sırada 23.01.2017 tarihinde üzerine toprak kütlesi düşmesi neticesi ile göçük altında kaldığını, bu olay sonrası vücudunda kırıklar oluştuğunu, kırıkların büyük kısmının omurgada olması sebebi ile hayati riskinin ortaya çıktığını, iş kazasının meydana gelmesinde kusurun davalı işverenlerde olduğunu belirterek 496.651,24 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın ve 500,00 TL tedavi giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddini, iş yerinde iş ve işçi güvenliğine dair tüm tedbirlerin alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı ... İnşaat-... şirketinin % 70, diğer davalı ... İnş .A.Ş.'nin % 30 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının ise % 35,2 olduğu kabulünden hareketle; " davanın kısmen kabulü ile; a–) 496.651,24 TL maddi tazminatın 23.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b–) 15.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine, c-)140,00 TL tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf sebepleri olarak özetle; Davacının %35,2 maluliyeti sağlık kurulu kararı ile tespit edildiğini hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz kaldığını talepleri gibi 50.000- TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak manevi tazminatı taleplerini tamamının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnş. vekili istinaf sebepleri olarak özetle; Davacının kendilerinin işçisi olmaması nedeniyle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını, meydana gelen iş kazasında kusurun davacıda olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve hesap raporunun hatalı olduğunu ve faize hükmedilmesinin yanlış olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"... dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'un asıl işveren davalı ...'in alt işveren olmakla işçilik alacaklarından müteselsil sorumludur. Bu nedenle davalı vekilinin husumete yönelik istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, iş kazasında davacının kusursuz, davalı ... inşaatın %30 diğer davalı ...'in %70 oranında kusurlu oldukları ve davacının sürekli maluliyet oranının %35,2 olduğu kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince kazanın oluşumunda davalının kusurunun bulunmadığı tüm kusurun davacı işçide olduğu alınan kusur raporlarının yeterli olmadığı ileri sürülmüştür. Dosya kapsamında kusura yönelik alınan bilirkişi raporu incelendiğinde davacının kusursuz davalı ... inşaatın %30 diğer davalı ...'in %70 oranında kusurlu oldukları yönünde belirlemeler yapıldığı somut olay değerlendirilirken olayın gelişimi tarafların iş güvenliği mevzuatı karşısındaki yükümlülükleri alınması gerekli önlemlerin neler oldukları hangi eylemleri ile taraflarına kusur izafe edildiğinin denetime elverişli şekilde tespit edilmiş olduğu, söz konusu tespitlerin SGK tarafından yapılan tahkikat raporundaki tespitlerle uyumlu olduğu görülmekle davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili, hesap raporunun hatalı olduğunu davacı ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. Taraf iddia ve savunmaları, davacının yaptığı iş ve ünvanı, işyerinin özellikleri, ve emsal ücret araştırma müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacı ücretinin net 3.950,00 - TL olarak tespit edilmesin hatalı olduğu anlaşılmış buna göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve diğer emsal araştırma müzekkereleri ortalamasına göre belirlenen 20.06.2022 tarihli ek raporda belirtildiği gibi davacı ücretinin net 3.195,63- TL olarak belirlenmesinin dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğu bu ücret kabulüne göre yapılan 20.06.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesi gerektiği, bu yöndeki davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyet ilkelerine göre yüksek olduğunu, davacı vekili ise düşük olduğunu ileri sürmüştür. Türk Borçlar Kanunu 56 ncı madde hükmü gereğince, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakim bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş görmezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği gibi, yine 22.06.1996 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut uyuşmazlıkta, davacının söz konusu olay nedeni ile duyduğu manevi ızdırap, tedavi aşamasında yaşadığı bedensel acılar, ruhsal sıkıntılar nedeni ile Mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi doğru olsa da, tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, ekonomik durumları, olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları dikkate alındığında Mahkemece bu ilkeler göz önünde bulundurularak takdir edilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu ve hükmedilen manevi tazminat miktarının arttırılması gerektiği kanaati ile davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu, davalı vekilinin manevi tazminatın fahiş olduğu yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı lehine 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilerek manevi tazminat talebi yönünden Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Davalı vekilince davacının dilekçesinde ileri sürmediği ve sonradan ıslah yoluyla talep ettiği faiz istemi neticesinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Dava dilekçesi incelendiğinde davanın maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası olduğu talep edilen maddi ve manevi tazminat yönünden faiz talep edilmediği, daha sonra müddebihin belirlenmesi ve faiz talebi yönünden davanın ıslah edildiği ve faiz miktarlarının harçlarının de hesaplanarak yatırıldığı görülmüştür. Haksız eylemden doğan tazminat ve bunun faiz borcu herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden doğar ve istenebilir hale gelir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde faiz talep etmemekle birlikte 17.09.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle dava konusu tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi karşısında Mahkemece dava konusu işçilik alacaklarına kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise yerinde olduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu ve dosyada delillerin toplanmış olmasına göre karardaki hata ve eksikliğin Mahkemesine gönderilmeksizin dosya üzerinden Dairemizce değerlendirilebileceği sonucuna varıldığından, davacının tespit edilen ücrete göre maddi tazminata hükmedilmesine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının arttırılması gerektiği kanaati ile davacıya 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilerek maddi ve manevi tazminat talebi yönünden Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi şeklinde hüküm kurulması, taleplerin kabul veya red durumuna göre harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yeniden hesaplanarak hükümde gösterilmesinin doğru olacağına dair kanaate varıldığından..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında :"davanın kısmen kabul, kısmen reddine, A–) 377.708,69 TL maddi tazminatın 23.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b–)50.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, c-)140,00 TL tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... firması vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 2.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2 nci maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir. 5.Gerekçe - hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir. 6.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince karar ilamının gerekçesinde davalı ... firması vekilinin istinaf sebeplerinin kısmen uygun görüldüğü, itirazları doğrultusunda 20.06.2022 tarihli ek hesap raporu aldırıldığı, anılan hesap raporunda ise davacının maddi zararının İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 17.06.2019 tarihli kök hesap raporunda hesaplanan maddi zarar miktarı olan 496.651,24 TL'den daha az hesaplandığı ve alınan 20.06.2022 tarihli hesap raporu doğrultusunda davacının maddi zararının 377.708,69 TL olarak belirlendiği ve anılan raporun İstinaf Mahkemesince dosya kapsamına uygun görülerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması suretiyle davacı lehine 377.708,69 TL maddi tazminata hükmolunduğu ancak ne var ki karar ilamının hüküm fıkrasında davalı ... firmasının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinin yazıldığı anlaşılmakla bu suretle de; hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı ve bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur. 7.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 8. O halde, davacı vekili ile davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekili ve davalı ... nşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekilinin temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.