Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4865 E. 2024/1883 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4865
Karar No
2024/1883
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/166 E., 2018/853 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul-Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, bozma sonrası birleştirilen tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı birleşen davada davacı ... vekili, asıl ve birleşen davada davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, Hazine vekili, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar vekili, davalı ...'in arsa malikleri olan müvekkillerine vekaleten diğer davalılar ile 22.08.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat ve 31.07.2006 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlediğini, davalılar İsmail ve ...'un yüklenici ve satın alan olduklarını, davalı ...'un, taşınmazları çok düşük bedelle muvazaalı olarak diğer davalılara sattığını, müvekkillerinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, sözleşmesinin feshini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2018/167 Esas sayılı dosyada (bozma sonrası 2012/394 ile birleştirilen asıl dava dosyası ile birlikte 2012/394 Esas sayılı dosyadan tefrik edilerek ayrı esasa birleştirilip kaydedilen) davacı vekili; davalıların murisine ait olan ..., ... ... Ada 2 parsel sayılı taşınmazın Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucu orman sınırları içine alındığını, daha sonra 6931 sayılı Orman Kanunu uyarınca 2-B parselleri oluşturularak davalılar adına kaydedildiğini 31.07.2006 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve 22.08.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca taşınmazın müvekkili tarafından satın alındığını, ancak 26.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı kanunun 6 ve 7. maddeleri gereği kök tapu malikleri veya haleflerine bedelsiz iadesi öngörüldüğünü, eski mirasçılar ile yapılan sözleşmeler uyarınca müvekkilinin akdi halef olduğunun tartışmasız olduğunu ileri sürerek ..., ... ... Ada 2 parsel sayılı taşınmazın 8600,9/ 25170 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tescili, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı ..., 28.07.2001 tarihinden beri davacıların taşınmazları ile ilgili işlemleri vekil olarak yaptığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ..., vekil olan kişi ile herhangi bir çıkar ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalılar; sözleşmelerin iptali için derdest dava olduğunu, sözleşmelerin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.04.2014tarih, 2013/212 Esas, 2014/198 Karar sayılı kararıyla; davacı yan, davalı ...'un vekalet akdi hükümlerine aykırı davranmak sureti ile vekil eden davacıları, taşınmazı çok düşük bir bedelle muvazaalı bir şekilde davalılara satarak zarara uğrattığı iddia edilmişse de, iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatlılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 23. Hukuk Dairesi 2015/10066 Esas, 2016/3522 Karar sayılı kararı ile paylı malın tamamını ilgilendiren taraflar arasındaki 22.08.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat ve 31.07.2006 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde davacılar dışında malik ...'nun da imzasının bulunduğu, davada tüm paydaşları ilgilendiren fesih istemi bulunduğuna göre dava dışı ...'nun da davada taraf olması zorunlu olduğu, dosya kapsamından, davacılar ile davalılar arasında birden fazla taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğinin anlaşıldığı; iş bu dava konusu sözleşmelerin konusunu teşkil eden taşınmazların da konu edildiği diğer sözleşmelerin feshi için iş bu davanın tarafları arasında dosya arasında bulunan Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/394 Esas (birleşen 2012/840) ve davacılar beyanına göre 2010/239 Esas sayılı davaların açıldığının anlaşıldığı, anılan dosyaların getirtilip, tüm sözleşmeler incelenerek, hangi taşınmazlarla ilgili hangi sözleşmelerin feshinin talep edildiğinin tespiti ile gerektiğinde davaların birleştirilmesi hususu da gözetilerek bir hüküm kurulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozma sonrası 2016/272 Esas sayılı dosya (eski Esas 2013/212), mahkemenin 2012/394 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş daha sonra 2018/167 (eski Esas 2014/469) Esas sayılı dosya ile birlikte tefrik edilerek 2018/166 Esas sayı ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ıslak imzalı kararı ile davacılardan vekalet alan ... ve ...’ın vekalet görevini kötüye kullanarak asıl davada davalı ile başka kişilere satış vaadi sözleşmesi yaptıkları, taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında aşırı fark olduğu, azil namelere rağmen bu satışın yapılmış olması ve tarafların önceden birbirini tanımaları, taşınmazın imar durumuna göre ifa imkanı olmadığı, satılan alanların egemenliğinin geçmediği ve zamanaşımı süresinin de geçtiği, asıl davacıların vekalet görevinin kötüye kulanılması şeklinde yapılan sözleşmelerle bağlı bulunmadıkları gerekçesi ile asıl davada sözleşmenin ... ada 1 parselle sınırlı olmak üzere 22.08.2006 ve 31.07.2006 tarihli sözleşmelerin iptaline, birleşen davada ise 3018 ada 1 parselle sınırlı olmak üzere reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde birleşen davada davacı ... vekili, asıl ve birleşen davada davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, ... vekili, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ve ... vekili; asıl davada tüm talepler hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili; sadece birleşme kararının tebliğ edildiğin, dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilmediğini, müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. Orman Genel Müdürlüğü vekili; asıl davada sözleşmenin iptaline karar verilmesine ve bu dava ile müvekkili kurumun alakası olmamasına rağmen aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Asıl davada davalı, birleşen davada davalı ... vekili; kararın anlaşılmaz, çelişkili ve hatalı olduğunu, talepleri ile ilgili verilen kararın taleple uyumsuz olduğunu, sözleşmelerin azil namelerden önce yapıldığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispatlanamadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeni ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali, birleşen dava ise tapu iptal tescil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas, 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur” Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır. 2. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, UYAP sisteminde ve dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; mahkemenin 2018/166 Esas, 2018/154 Karar sayılı UYAP sisteminde kayıtlı ve elektronik imza ile imzalanmış gerekçeli kararda ayrıntılı gerekçe yazılmadan hüküm bölümüne geçilerek karar oluşturulduğu halde dosya arasında bulunan hâkim tarafından ıslak imzalı olan ve UYAP sisteminde ek karar evrakı başlığı altında yer alan gerekçeli kararda ise hükmün gerekçe kısmının ayrıntılı olarak yazıldığı anlaşılmış olup bu hali ile UYAP sisteminde kayıtlı karar ile ıslak imzalı karar arasında çelişki oluşturulması bozmayı gerektirmiştir. 3. Kabule göre de; ıslak imzalı karar gerekçesinde vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispat ediliği ve sözleşmelerin iptal edilmesi gerektiği kabul edilmiş olup, ... ada 1 parselle sınırlı olmak üzere iptaline dair hüküm kurulmuş ise de iptali talep edilen 22.08.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat ve 31.07.2006 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine konu diğer taşınmazlara ilişkin talebin neden reddedildiğine dair gerekçede bir açıklama bulunmadığı gibi bu şekilde kurulan hükmün infazı da mümkün değildir. 4. Birleşen davada ise yine davacının talebi ..., ... ... Ada 2 parsel sayılı taşınmazın 8600,9/25170 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesi mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesi olduğu halde gerekçede bir açıklama yapılmaksızın talep bulunmayan ... Ada 1 Parsel ile sınırlı olmak üzere reddine karar verilmiş olup, asıl talep konusu ile ilgili hiç karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir. 5. Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının re'sen BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine. 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4865, K. 2024/1883, T. 30.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-4865-e-2024-1883-k-26c638511df7