Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2201 E. 2023/12710 K. – İş Kazalarında
Konu: İş Kazalarından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2201
- Karar No
- 2023/12710
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazalarından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2063 E., 2022/1849 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/687 E., 2022/72 K. Taraflar arasındaki iş kazalarından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dosyasının dilekçesinde özetle; 02.11.2013 tarihli iş kazasında mvekkilinin sağ elinin pres altında kalması nedeniyle 1.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle davalında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dosyasının dilekçesinde özetle; 15.05.2009 tarihli iş kazasında müvekkilinin sol el serçe parmağının çalıştığı preste zarar görmesi nedeniyle ameliyata rağmen dip bölgesine yakın bir bölgeden ampute edildiğini belirterek 1.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl dava dosyana ilişkin dilekçesinde özetle; davacının 02.06.2005 tarihinden itibaren müvekkili şirkette kalıp ustası olarak çalışmaktayken 02.11.2013 tarihinde, davacının dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu, sağ elinin pres altında kalarak iş kazası geçirdiğini, özel hastanelerde hemen tedavi ve ameliyat imkanının sağlandığını, davacının tüm tedavi, ameliyat ve operasyonları tıbbi masrafları ve tedavi bedellerinin müvekkil şirket tarafından karşılandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı vekili birleşen dava dosyana ilişkin dilekçesinde özetle; davacının kalıp ustası olarak çalışırken 15.05.2009 tarihinde, kendi dikkatsizliği ve çalışma ve iş güvenliği şartlarına ve emniyet kurallarına uymadığından sol elinin pres altında kalması sonucu iş kazası geçirdiğini, davacının özel hastanelerde hemen tedavi ve ameliyat imkanının sağlandığını, iş kazasından sonra müvekkili şirket nezdinde çalışmasına devam edip asıl davada dava konusu edilen 02.11.2013 tarihli iş kazasına maruz kaldığını, davacının dikkatsiz ve tedbirsiz olduğunun iki kez iş kazasına maruz kalmasından anlaşılması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Asıl dava dosyası yönünden yapılan incelemede; 02.11.2013 tarihindeki iş kazasının, davacının dövme pres makinesinin ayarını yaptığı sırada sağ elinin pres kalıpları arasında sıkışarak ezilmesi suretiyle gerçekleştiği, iş göremezlik derecesinin % 50 olarak belirlenip, tarafların itirazı doğrultusunda Yüksek Sağlık Kurulu'ndan alınan raporda bu oranının %52 olarak tespit edildiğini, Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itiraz edilmesi sebebiyle Adli Tıp Kurumundan alınan raporla %52 düzeyindeki oranın doğrulandığını SGK arafından yürütülen tahkikatta davalı şirketin % 90, davacının ise % 10 oranında kusurlu olduğu belirtildiği, uzman heyetten alınan 09.12.2020 ve 19.04.2021 tarihli raporlarda da davalının preste gerekli emniyet donanımlarını bulundurmaması, işçiye yeterli eğitim vermemesi ve iş güvenliğini işçiye bırakması sebepleriyle % 90 oranında, davacı işçinin ise tecrübesine rağmen kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle % 10 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup tahkikat raporu ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülen rapora itibar edildiği dosyaya sunulan bordrolar nazara alınarak davacının sosyal hakları dahil ücretinin net 1.523,46 TL olduğu bu kapsamda 221.023,89 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği, yargılama sırasında karar verilen ve davacı vekilinin beyanı ile de ödendiği anlaşılan net 30.000,00 TL geçici ödemenin mahsup edildiği, bu miktar yönünden yalnızca işleyecek faize ilişkin karar tesis edildiği, kazanın gerçekleşme şekli, tarafların kusur oranları, kaza sebebiyle tedavi gören davacının iyileşme süreci ve maluliyet oranı ile bu süreçte çalışamaması nedeniyle duyduğu üzüntü ile sosyo-ekonomik durumları nazara alınarak davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının davacının zenginleşmesine yol açacağı görülmekle 120.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilirken, Birleşen dava dosyası yönünden yapılan incelemede; 15.05.2009 tarihindeki iş kazasının, işyerinin çapa kısmında pres makinesinde çalışırken elindeki sakatlık sebebiyle maşa tutamadığından pres makinesinde bulunan malzemeyi tutmak istediği sırada sol el serçe parmağını makineye kaptırması suretiyle gerçekleştiğinin anlaşıldığı Sosyal Güvenlik Kurumu'nca yürütülen tahkikat sonucunda olayın iş kazası olduğu kabul edildiği ve davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 4 olarak belirlendiği, tarafların itirazı doğrultusunda Yüksek Sağlık Kurulu'ndan alınan raporda da% 4 oranının doğrulandığı YSK raporuna yasal süre içerisinde itiraz edilmesi sebebiyle Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu alınmış ve 07.08.2019 tarihli raporda davacının maluliyet oranının yüzde 4 olduğu belirtilmiştir. Diğer raporlar ile uyumlu olduğu görülen Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınmıştır. Davacının maluliyet oranı yüzde 10'un altında olduğundan bu kaza yönünden tahkikat yapılmamıştır. Mahkememizce uzman heyetten alınan 09.12.2020 ve 19.04.2021 tarihli raporlarda ise davalının preste gerekli emniyet donanımlarını bulundurmaması, işçiyi bu tezgahta çalıştırması ve yeterli eğitim vermemesi sebepleriyle yüzde 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusuru bulunmadığı belirtilmiş olup dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülen rapora itibar edilmiştir. Dava dilekçesinde davacının ilgili dönemdeki çıplak ücretinin net 1.000,00 TL olduğu iddia edilmiş olup bordrolar ve Kurum kayıtları ile uyumlu iddiaya itibar edilmiş, net 26.140,41 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Yine asıl dosya yönünden açıklanan gerekçelerle net 15.000,00 TL manevi tazminatı davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir." gerekçelerine işaretle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili dilekçesinde; Müvekkilinin asıl ve birleşen davaya konu ettiği iş kazaları nedeniyle, tedavi süreçleri, kusur durumları ve müvekkilinin yaşamış olduğu mağduriyet nedeniyle hükmedilmiş olan manevi tazminat miktarlarının kabulünün mümkün olamayacağını, söz konusu şirketin iş ve işçi güvenliği konusundaki ihmalkarlığı olduğu bu nedenle davalı iş yerinde müvekkili dışında iş kazası geçiren kişilerin de bulunduğunu, iki iş kazasına ilişkin olarak maddi zarar hesaplamasının PMF Yaşam Tablosuna göre hesaplanmasının taraflarınca kabul edilemez olduğunu, Yargıtay'ın görüş değişikliğinin nazara alınarak TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre müvekkilin bakiye yaşam süresi ve akabinde iki iş kazası nedeniyle uğradığı maddi zararın tespitinin yapılarak maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili dilekçesinde; Müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli tedbirleri aldığı, eğitim eğitim ve malzemeleri davacı işçiye vermiş olmasına rağmen davacının tezgahta çalışırken gerekli önlemleri almayıp, kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği ile kazaya sebep olduğunu, bu sebeple müvekkiline atfı kabil kusur olmadığından davanın reddine karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Asıl davaya konu 02.11.2013 tarihli kazada, davacının pres operatörü olarak görev yaptığı ve dövme presinde kalıp ayarı yaptığı sırada sağ elinin preste sıkışması sonucu bilek bölgesinden itibaren ampütasyona eş değer kayıp oluşacak şekilde yaralandığı ve meslekte kazanma gücü kayıp oranının %50 olarak belirlendiği, birleşen davaya konu 06.11.2009 tarihli kazada, pres kalıp makinesine elini kaptırması sonucu sol el 5.parmak ampütasyonu gerçekleştiği ve meslekte kazanma gücü kayıp oranının %4 olarak belirlendiği, her iki kaza için SGK Teftiş Kurulu raporları ile iş kazası tespiti yapıldığı anlaşılmakta olup anılan hususlarda istinaf başvurusuna konu bir itiraz bulunmamaktadır. Davacı vekili istinaf başvurusunda, maddi zarar hesaplamasının PMF Yaşam Tablosu yerine, Yargıtay'ın görüş değişikliği nazara alınarak TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre yapılması gerektiği yönünde itirazda bulunmuştur. Yapılan incelemede, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her iki kaza bakımından bakiye ömür tespitinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre yapıldığı ve bu hususun raporda açıkça belirtildiği anlaşılmakla davacı itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekili manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğu yönünde itirazda bulunmuştur. Davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, olayın oluş şekline ve meydana geldiği tarihe göre, 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre takdir olunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi yönünde karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda kusur oranlarına yönelik itirazda bulunmuştur. Dosya kapsamı ve bilirkişi heyeti rapor ve ek raporda yapılan tespitler itibariyle; davacının doğuştan her iki elinde 2.parmağının distal (uzak) ve sol el 5.parmağının orta ve distal falankslarının (kemiklerinin) ileri derecede rudimenter (gelişmemiş), sağ el 4 ve sol el 3.parmağının orta ve distal kemiklerinin ileri derecede gelişmemiş olduğu ve her iki ayak kemiğinin deforme olduğunun sağlık kurulu raporu ile belirlendiği, 15/05/2009 tarihli kazada, eğitimi ve tecrübesi olmadan ve parmaklarının durumu ve yapısının maşa tutmaya müsait olmayacağı dikkate alınmadan pres makinesinde görevlendirildiği, prese malzeme konması ve alınması işleminin manuel yapıldığının anlaşılmasına göre preste gerekli güvenlik donanımlarının bulunmadığı, presin seri çalışması halinde prese malzeme beslemesinin otomatik yapılması, şekillenen malzemenin presten otomatik alınması ve ayrıca kalıp bölgesinde el/parmak girmemesi için mekanik koruyucuların (tel kafes şeklinde) bulunması, mekanik koruyucu inmeden presin çalıştırılamaması ve pres çalıştırıldığında mekanik koruyucunun otomatik olarak inmesini sağlayacak tedbirlerin alınmadığı anlaşılmaktadır. Davacının, 400 tonluk dövme presinde kalıp ayarı yaptığı sırada presin çalışması sonucu sağ elinin pres kalıp bölgesinde kalması suretiyle yaralandığı 02.11.2013 tarihli kazada ise işverenin öncesinde bir kısım eğitimleri verdiği, risk analizi oluşturduğu anlaşılmakla birlikte, kazanın pres makinesinde kalıp değişimi sırasında meydana gelen olayda, pres tablaları arasına yeterli dayanıklılıkta takoz kullanılmak suretiyle pres çalıştığında kalıpların kapanmasının ve dolayısıyla kazanın önlenmesi mümkün bulunmasına göre güvenlik donanımının yeterli olmadığı, gerekli tedbirlerin alınmadığı, nitekim kaza sonrası hazırlanan risk analizi raporunda "Bütün çalışanlara kalıp bağlanması ve iş güvenliği konusunda tekrar eğitiminin verileceği, tezgah kullanım talimatlarının hazırlanacağı, Tezgah çalışmama ve ayar durumlarında takoz uygulamasına başlanacağı, çalışma talimatlarının gözden geçirileceği, yeni iş başı ve makine değişimi yapıları personele birim amirleri tarafından eğitim verileceği, dövmehane başta olmak üzere fabrika genelinde risk analizinin yenileceği," kararlarının alındığı tespit edilmiştir. Tüm bu tespitler ve iş güvenliği mevzuatı birlikte incelenmek suretiyle hazırlanan bilirkişi heyeti raporlarının dosya kapsamına ve oluşa uygun değerlendirmeler içerdiği kanaatine varıldığından, kabul edilen kusur dağılımında isabetsizlik görülmediğinden davalının aksine itirazlarının reddi gerekmiştir." gerekçeleriyle "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 ve 355. maddeleri gereğince esastan reddine" dair karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; kusur oran ve aidiyetine dair tespitin hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik oranın raporlarda tespit edilen orandan daha yüksek olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, maddi tazminatın hesabında TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili dilekçesinde özetle;kusur oran ve aidiyetine dair tespitin hatalı olduğunu, davacıya verilen kusur oranın az olduğunu, çalışılan iş makinesinin koruyucu ekipmanının bulunduğunu, takoz koymadan çalışmaması nedeniyle davacının tam kusurlu olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alındığını gerekli ekipmanın davacıya teslim edildiğini, sürekli iş göremezlik oranına itirazın karşılanmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazaları neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Kanun hükümleri gözetildiğinde asıl dava bakımından 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98.maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun 2 ve 7.maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 ve 420 inci maddesi hükümleri, birleşen dosya bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddelei delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, " İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davacı vekili ile Davalı vekilinin birleşen dosyadaki maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. İlk Derece Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli kararıyla davacı vekilinin 15.05.2009 tarihli iş kazasından kaynaklı olarak 26.140,41 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat isteminden maddi isteminin tam, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, hüküm altına alınan ve kısmen reddolan, maddi ve manevi tazminat istemlerinin asıl davada dava konusu edilen 02.11.2013 tarihli iş kazasından bağımsız ayrı bir dava olduğu da gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL’lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir. B)Davacı vekili ile Davalı vekilinin asıl dosyadaki maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle dosya kapsamında toplanan delil durumuna ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre; kusur oran ve aidiyetleri, sürekli iş göremezlik oranının tespiti, hesap raporu ile manevi tazminatın takdirinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre ve davacı ve davalı taraf vekillerinin temyiz itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde karşılanmış olması da dikkate alınarak taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ve davalı vekillerinin birleşen dosyada hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, Davacı ve davalı vekillerinin asıl dosyada hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.