Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/14139 E. 2024/12366 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/14139
- Karar No
- 2024/12366
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1386 E., 2023/1718 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz İş Mahkemesi SAYISI : 2020/206 E., 2023/42 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne , karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 28.07.2017 tarihinden 10.01.2020 tarihine kadar davalı işyerinde son net asgari ücretle çalıştığını, işyerinde yemek, servis ve dini bayramlarda 75,00 TL erzak yardımı uygulaması olduğunu, müvekkilinin 21.09.2019 tarihinde CNC makinesinde çalıştığı sırada duvara dayalı olan camların üzerine düşmesi sonucunda sağ kolunu dirsek kısmının ciddi şekilde kesildiğini, iş kazası sonrası ameliyat olan müvekkilinin 1 ay boyunca raporlu kaldığını, iş kazasının işverenin kusurundan kaynaklandığını, iş güvenliği önlemlerini almadığını, işçilere gerekli koruyucu malzeme teçhizatı ve eğitimleri vermediğini beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi zarar ile 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının CNC makinesinin cıvata değişimi sırasında kendi dikkatsizliği sonucunda az yanında ... küçük bir cam parçasına çarparak sağ kolunun dirsek kısmını kestiğini, ciddi bir kesik olmadığını, kaza sonrası hastaneye götürüldüğünü, tüm ihtiyaçlarının eksiksiz karşılandığını, davacının kaza sonrası kaza nedeni ile ve farklı rahatsızlıklarından dolayı rapor aldığını, ameliyat ve raporun iş kazası ile illiyet bağının olmadığını, yapılan iş ile kaza arasında uygun illiyet bağının kurulabildiği hallerde söz konusu olan işverenin sorumluluğunun illiyet bağının kesildiği takdirde ortadan kalkacağını, davaya konu olayda illiyet bağının olmadığını, müvekkilinin gerekli iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini aldığını, eğitimleri verdiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, iş kazasını davacının dikkatsizliğinden kaynaklandığını, davacının yabancı uyruklu Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, karşılıklılık esasının olmadığından adli yardım talebinden yararlandırılmaması gerektiğini beyanla; haksız ve hukuka aykırı davanın tümden reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Dosyada bulunan SGK belgelerinden; davacının maluliyetinin olmaması nedeniyle davacıya yapılan tahsisin ilk peşin sermaye değerinin olmadığı, geçici iş göremezlik döneminde 1.705,59 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı tespit edilmiştir. Maluliyet oranının ve kusur oranının tespiti yapıldıktan sonra SGK'dan davacıya iş kazasından dolayı ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri ile bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri dosyaya celp edildikten sonra dosya aktüerya alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup; bilirkişi tarafından 20.09.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda dosya kapsamına uygun olarak davacının maluliyet oranının %0 olarak esas alındığı, davalı işverenin %80 kusurlu olduğu kabul edilerek maddi tazminat hesabı yapılmış, yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince; iş kazasından ... tazminat davalarında SGK tarafından bağlanan gelirlerin varsa "ilk peşin değerinin" ve varsa geçici iş göremezlik ödeneği miktarından "rücu edilebilecek kısmının" zarar tutarından indirilmesi gerektiği, davacıya PSD tahsisinin yapılmadığı, geçici iş göremezlik döneminde 1705,59 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı tespit edilmekle; işbu tutarın rücu edilebilecek kısmı (ödeme x davalıların kusuru) hesaplanan maddi zarardan tenzil edildiğinde davacının Kurum tarafından karşılanmayan ve işverenin kusuruna karşılık gelen 703,40 TL maddi zararının olduğu tespit edilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirme;... olayın oluş şekli ve zamanı, davacının kusur oranın azlığı ile davacının uğramış olduğu manevi ıstırabın boyutu nazara alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının gerçekleştiği tarih olan 21.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş..." gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Maddi tazminat alacağı olarak 703,40 TL'ye kazanın gerçekleşme tarihi olan 21.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat alacağı olarak 5000,00 TL'ye kazanın gerçekleşme tarihi olan 21.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf sebepleri olarak; davacının maluliyeti için YSK ve ATK'dan alınan raporların davacının gerçek durumunu yansıtmadığını, ATK genel Kurulundan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından yeniden rapor alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının Yüksek Sağlık Kurulu ve ATK raporunda % 0 oranında gösterildiği, bu iki rapor arasında çelişki olmadığından ATK 3. İhtisas Kurulundan ya da yeni bir heyetten rapor alınmamasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılarak davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekili hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüştür.... kusur durumu, maluliyetin olmaması, olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları ve tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olduğu göz önüne alınarak davacı vekilinin istinafı yerinde görülmemiştir...." gerekçesiyle,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde,istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme A)Davacı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde: 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli karar itibari ile kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup talep edilen manevi tazminat istemlerinden davacı için kısmen kabul ve kısmen reddolan tutarın maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde kesinlikten reddine karar verilmiştir.
B) Davacı vekilinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde: 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde temyiz sebepleri ve kapsamına göre, taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazının miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.