Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13845 E. 2024/4932 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13845
- Karar No
- 2024/4932
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1751 E., 2023/2998 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/104 E., 2023/100 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 09.04.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmet alım sözleşmesi kapsamında yüklenici ... Efekent Adi Ortaklığı çalışanı olduğunu, müvekkili belediye çalışanı olmadığını, sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, müvekkili belediyenin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalılar ... Atık Yön. ve Taş. A.Ş. ve Efekent End. Mak. Ekip Kim. Mad. Çevre Tem. Rest. Ödeme Nak. ve Ser. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; 09.04.2013 tarihli olayda müvekkili şirket açısından eylemle zarar arasındaki illiyet bağının 3. kişi kusuru nedeniyle kesilmiş olduğunu, olayda 06 NMB 25 plaka sayılı araç sürücüsü ...’in alkollü ve aşırı süratli bir şekilde duran çöp kamyonuna çarpması nedeniyle ağır kusurlu olduğunu, bu sebeple de müvekkili iş ortaklığının sorumluluğunun bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, talebin kusurlu sürücü ...’e yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 769,03 TL geçici iş göremezlik zararı, 265.752,25 TL sürekli iş göremezlik zararı, %20 takdiri indirim uygulanan 2.451,60 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 268.972,88 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi 09.04.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.04.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, tazminat hesabı raporuna itiraz edilmesine rağmen Mahkemece dikkate alınmadığını, tazminat hesaplaması yapılırken 2022 yılı asgari ücretinin dikkate alındığını, pasif dönemde belirlenen bu asgari ücretten asgari geçim indirimi ve damga vergisi düşülerek belirlenen asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, 27.01.2022 tarihli gelir vergisi genel tebliğinin 4/7 maddesindeki düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde düzenlenmiş olan agi uygulaması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde agi'nin dikkate alınamayacağının belirtildiğini, tazminat hesabına ilişkin asgari ücret olan 6.471 Türk Lirasından SSK prim istisnası, gelir vergisi istisnası ve damga vergisi istisnasının mahsup edildiğini, ücret tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda esas alınan ücretin 2022 yılı asgari ücreti olduğunu, ancak 2023 yılı Mart ayında karar verildiğinden karar tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınması gerektiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle çok sıkıntılar yaşadığını, çenesinin kırıldığını, üreme organını kaybettiğini, uzun bir süre tedavi gördüğünü bu nedenle takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, kusur bilirkişi raporları gereğince müvekkilinin kusurunun bulunmamasına rağmen tüm tazminatlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, eylemle zarar arasındaki illiyet bağının 3. kişinin tam kusuru ile kesilmesi halinde işverenin sorumlu olamayacağını, alınan kusur bilirkişi raporlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, adli tıp raporunun hukuka aykırı olduğunu, davacının ürolojik şikayetlerinin davaya konu kaza ile illiyet bağının bulunmadığını, davacının yargılamanın başından itibaren organ kaybına ilişkin iddiada bulunmadığını, sonradan ileri sürülen bu iddiayı kabul etmediklerini, maddi ve manevi tazminat miktarları hüküm altına alınırken kusur oranında sorumlulukla ilgili bir belirleme yapılmadığını, kusur oranlarına göre tazminatlardan sorumluluğun hesaplanması gerektiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... Atık Yön. ve Taş. A.Ş. ile Efekent End. Mak...Ltd. şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslah tarihi itibariyle davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, yargılama sırasında düzenlenen kusur raporlarının birbiri ile çelişkili olduğunu ve çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, kazanın çok yüksek promilde alkollü olan ve ehliyeti bulunmayan dava dışı Sefa Üzel'in sevk ve idaresindeki araç ile çok süratli şekilde duran çöp kamyonuna sol taraftan çarparak aracın altına girmesi ve yine park halinde duran bir başka araca vurarak durması sonucu meydana geldiğini, Ankara Batı Sincan Başsavcılığının soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda dava dışı ...'in %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket ve araç sürücüsü ...'in kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini Mahkemece bu raporun dikkate alınması gerektiğini, hukuka aykırı olarak tespit edilen maluliyet oranının hesaplamaya ve hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, 23.01.2020 tarihli duruşmaya kadar davacı tarafından müvekkilinin organ kaybına uğradığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığını, ayrıca davacının 2013 yılında araç dışı kaza geçirmesi nedeniyle üreme organları ile ilgili sorunlar yaşadığını, bu nedenle Hacettepe Üniversitesi hastanesi üroloji bölümünden sağlık kurulu raporu alınması ve bu rapor doğrultusunda maluliyet oranının hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, illiyet bağı bulunmadığından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle kusuru bulunmayan müvekkilinin sürekli iş görememezlik zararından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, ayrıca aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, hükme esas alınan ve dava dışı ... tarafından kaza neticesinde tazminat talepli açılan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası içerisinde düzenlenen Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 25.05.2022 tarihli raporunda; dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki 06 NMB 25 plaka sayılı otomobil ile gece vakti aydınlatma mevcut meskun mahal içinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemesi, kavşak mahal şartlarına hız azaltarak yaklaşmaması, ifadesinde gördüğünü beyan ettiği çöp kamyonuna karşı seyir şeridinde önlem almayarak hızı nedeniyle çarpışmayı önleyememesi nedeniyle olayda %80 oranında kusurlu olduğu, davalı belediyeye ait çöp kamyonu sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki 61 K 13284 plaka sayılı çöp kamyonu ile gece vakti aydınlatma mevcut meskun mahalde çöp toplanması için trafiğin seyir durumunu tehlikeye düşürecek şekilde yolun tek tarafını kapatmış olmakla meydana gelen olayda %20 oranında kusurlu olduğu, davacının çöp topladığı esnada meydana gelen davaya konu olayda atfı kabil kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24.09.2021 tarihli raporda, davacının geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren E cetveline göre %19,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, SGK ve YSK raporları arasındaki farkın kişinin diz eklem hareketleri ve mandibula kırığından gelişen ağız açıklığının düzelmesinden ve ürolojik arızalarının dava konusu kaza ile illiyet bağının kurularak değerlendirmeye alınmasından kaynaklandığı, sürekli bakıma muhtaç durumda bulunmadığı, tedavi sürecinin uzaması nedeniyle 3 ay süre ile başka birinin yardımına gereksinim duyacağının belirtildiği, davacı vekilinin 28.11.2018 havale tarihli dilekçedeki beyanı da dikkate alınarak asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, tazminatın saptanmasında, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, TRH 2010 yaşama tablosundan tespit olunan bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği, Mahkemece hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporunun bu ilkeler gözetilerek düzenlendiği, davaya konu kazanın tarihi, davacının maluliyet oranı ve tarafların kusur durumları birlikte değerlendirildiğinde takdir edilen manevi tazminat miktarının oluşa uygun olduğu, kaza tarihi ile ıslah tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesiyle davacı ile davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Belediyesi vekili itemyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... Atık Yön. ve Taş. A.Ş. ile Efekent End. Mak...Ltd. şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 2.5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 4.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. 6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 7.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davaya konu iş kazası nedeniyle Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 23.07.2015 tarih ve 17155 sayılı sağlık kurulu kararından, davacının 09.04.2013 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik derecesinin %31 olduğuna, yardıma muhtaç olmadığına, 22.10.2017 tarihinde kontrol muayenesine karar verildiği, sürekli iş göremezlik durumuna girdiği tarihin 15.09.2013 olarak belirlendiği, Ankara Kocatepe SSGM nin 05.09.2019 tarihli kararı ile davacının daha önce tesbit edilen %31 sürekli iş göremezlik oranında bir değişikliğin olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, davalılarca sürekli iş göremezlik oranına itiraz üzerine alınan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 06.07.2020 -2020/9778 sayılı kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının 23.01.2020 tarihinden itibaren azalma kaydıyla % 30,2 olduğuna karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 24.09.2021 tarihli raporunda, davacının geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren %19,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iş göremezlik süresi içinde iç organ yaralanmaları ve yoğun bakım servisi yatışı da göz önünde bulundurulduğunda tedavi sürecinin uzaması nedeniyle 3 ay süreyle başka birisinin yardımına gereksinim duyabileceğinin tesbit edildiği, Mahkemece davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının % 19,2 olduğuna itibar edildiği, ancak yukarıda açıklanan sürekli iş göremezlik oranı tespit prosedürü işletilmeksizin sonuca gidildiği, Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle sürekli iş göremezlik oranın kesinleştirilmediği anlaşılmaktadır. 8. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde sürekli iş göremezlik oranının her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesi açısından Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi'nin raporları arasındaki çelişkinin Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle gidermesi ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. 9.Öte yandan, insan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 10. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 11. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 12. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 13. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 14. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 15. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 16.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalılar ...-Efekent İş ortaklığı nezdinde çöp toplama işçisi olarak çalıştığı, olay günü olan 09.04.2013 tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki 61 K 13284 plaka sayılı çöp kamyonunun, cadde üzerinde sağ tarafta çöp almak için durduğu, davacının çöp toplama işinde görevli olduğu yerde aracın sol ön kapısı tarafında olduğu sırada, dava dışı ... sevk ve idaresindeki 06 NMB 25 plaka sayılı aracın sol ön kapı tarafından çöp kamyonuna çarptığı, daha sonra ilerde park halinde bulunan 06 C 5196 plakalı bir başka araca da çarparak durduğu, aracın çarpması sonucu davacının yaralandığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği ve ...’in kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun değerlendirildiği, işbu olay nedeniyle ceza davasının görüldüğü Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/664 Esas 2017/164 Karar sayılı dosyasında sanık ...'in olay nedeniyle ... ile birlikte eşit derecede kusurlu olduğu, katılan ...'in kusursuz olduğunun tespit edildiği rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasının ise Ankara 25. İş Mahkemesinin 2016/1152 Esas 2022/392 Karar sayılı dosyası ile görüldüğü, dava dışı ...'in %100 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu, eldeki dosyada Mahkemece 3 adet kusur raporu aldırıldığının görüldüğü, aldırılan 21.03.2016 tarihli kusur raporunda dava dışı sürücü ...’in %50 oranında, çöp kamyonu sürücüsü ...’in %20 oranında, davacı ...’in %20 oranında, dava dışı ... ... Doğan’a ait 06 C 5196 plakalı otobüsü ve önündeki plakası belirtilmeyen aracı kavşağa park eden kimliği belirsiz sürücülerin ay ayrı %5’er oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, 10.08.2017 tarihli kusur raporunda dava dışı ...’in %100 kusurlu olduğu, davacı ..., davalı ...-Efekent İş ortaklığı ve Sincan Belediye Başkanlığının kusurunun bulunmadığının tesbit edildiği, 31.01.2018 tarihli kusur raporunda, Sincan Belediye Başkanlığının kusurunun bulunmadığı, davalı işveren ... Atık Yön. ve Taş. A.Ş’nin %40 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun %10’unun işveren işçisi sürücü ...’e ait olduğu, dava dışı sürücü ...’in %50 oranında kusurlu olduğu, davacı Nedim Şener’in %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/263 E, 2019/292 K sayılı dosyasının incelenmesinde ise, davacısının ..., davalıların ..., BKS Turizm Taş. ..Şti., Mapfre Sigorta A.Ş. ve ..., dava konusunun trafik kazası nedeniyle maddi manevi tazminat olduğu, Mahkemece 18.04.2019 tarih 2013/263 E, 2019/292 K sayılı karar ile kazada davacı ...’in tam kusurlu olduğu kabulüyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerinde Ankara BAM 26. Hukuk Mahkemesinin 2019/2062 E, 2022/586 K sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, istinaf sonrası 2022/328 E sayılı dosyada yaptırılan kusur incelemesi sonucu düzenlenen ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 25.05.2022 tarihli raporu ile kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’in %80 oranında, sürücü ...’in %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, işbu dosyada Mahkemece, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunun hükme esas almaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle hüküm kurulduğu, ancak dosya içerisinde mevcut çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. 17. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların itirazlarını değerlendirmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 18. O halde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı ve davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1-a) Davacı ve davalılar vekillerinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, b) İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde karar verildi.