Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13636 E. 2024/1105 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13636
- Karar No
- 2024/1105
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2930 E., 2023/2966 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/311 E., 2023/226 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı işveren ...arasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesindeki taşınmazda inşa edilecek yapı için 02.03.2017 tarihli Şantiye Şefliği Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, yapının inşaatı devam etmekte iken 21.11.2018 tarihinde yeni bir Şantiye Şefliği Hizmet Sözleşmesi yapılarak davacının ücretinin 2.850,00 TL'den 3.750,00-TL'ye yükseltildiğini, 31.03.2017, 14.12.2017 ve 31.12.2018 tarihli yapı ruhsatları ile 25.03.2019 tarihli yapı kullanma izin belgelerinde müvekkilinin şantiye şefi olarak ismi ve imzasının yer aldığını, davacının 02.03.2017-25.03.2019 tarihleri arasında yapının inşa süreci boyunca çalışmış olmasına rağmen davalı işverenin çalışmasının Kuruma eksik bildirildiğini belirterek davalı yanındaki çalışmalarının tespitini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketle hiç bir ilişkisi bulunmadığını, sunulan iş sözleşmelerinin usulen yapılmış sözleşmeler olduğunu, inşaat ruhsatı alınabilmesi için imzalatılarak ilgili kurumlara ibraz edildiğini, davacının yapılan inşaatın hiç bir aşamasında fiilen çalışmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça; hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davalı şirket adına kayıtlı iş yerinin ihtilaflı dönemde 5510 sayılı Kanun kapsamında faal bir işyeri (inşaat şantiyesi) olduğu, inşaat mühendisi olan davacının hizmet cetvelinde, davalıya ait iş yerinden davacı adına bildirilen çalışmaların bulunduğu, davalı şirket inşaatına ilişkin yapı ve yapı kullanım izni ruhsatlarında davacının, inşaatın şantiye şefi olarak isminin yazılı olması, çalışmanın kesintisizliği ve dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolmamış olduğu ve özellikle tanık anlatımlarının, davacının, çalışmadığı halde eşinin yanında şantiyede birlikte görülmesi yönündeki beyanlarının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı dikkate alınarak, hak düşürücü süreye uğramayan ihtilaflı döneme ilişkin süreler yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı işveren şirkete ait iş yerinde 31.03.2017 - 25.03.2019 tarihleri arasında SGK'ya bildirilen çalışmaları dışlanmak suretiyle hizmet akdine tabi olarak prime esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 02.03.2017 tarihli hizmet akdine rağmen çalışmanın 31.03.2017 tarihli yapı kullanma izin belgesi keşide tarihinden itibaren başlatıldığı gerekçesiyle istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'un şantiyede çalışmadığı, fiilen şantiyede bulunmadığı, Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, tanık beyanlarında davacının sadece üç ay fiilen çalıştığının ifade edildiği, davacı tanıklarının hiç bir zaman inşaatta çalışmadıkları, şirketin aslen.... ile anlaşmış olmasına rağmen eşi ...'un çalışan olarak gösterildiği, davacının inşaata gelmediği gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, dava kamu düzenine yönelik olduğundan re’sen incelemeye tabi olduğu, davacının davalı nezdinde çalıştığına ilişkin dosya kapsamında herhangi somut bilgi ve belge bulunmadığı, tanık beyanlarının çelişkili olduğu gerekçesiyle istinaf isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının, davalıya ait inşaat iş yerlerinde şantiye şefi olarak 02.03.2017 ile 25.03.2019 tarihleri arasındaki bildirimsiz sigorta sürelerinin tespitine yönelik hizmet tespiti davasında, davacının talep konusu yaptığı dönemde 12.10.2017 ile 27.10.2017 tarihleri arasında dava dışı .... İnşaat ... Ltd. Şti.'den 4/1-a bildirim bulunduğu, talep olunan diğer dönemlerde 76 kod ile terkin edilen 4/1-b sigorta kaydı olduğu, iş yerinin 15.05.2017 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, 20.12.2018 tarihinde Kanun kapsamında çıktığı, denetim raporu bulunmadığı, ... ilçesi, .... Mah. .... Sk. 8 parsel üzerindeki yapıya ilişkin 31.03.2017-14.12.2017 ve 31.12.2018 yapı ruhsatı ile 25.03.2019 tarihli Yapı İzin Kullanma Belgesinde şantiye şefi olarak davacı olduğu, hizmet döküm cetveline göre de 16.05.2017 ile 21.08.2017 tarihleri arası yönünden tam gün olacak şekilde davalı işverenlikte bildirimi olduğu, taraflar arasında 02.03.2017 ile 21.11.2018 tarihlerinde tanzim edilmiş şantiye şefliği hizmet sözleşmesi bulunduğu, dönem bordrosu ve muhtasar beyannamelerin, çalışanlar, komşu iş yeri çalışanları ile taraf tanıklarının beyanlarının alınarak hizmet döküm cetvellerinin dosyaya alındığı, davacı iş akdi tarihinin başlangıç olarak alınması gerektiği talep olunmuş ise de fiili çalışma noktasında aksi ispat olunmadığından ilk yapı ruhsat tarihinin esas alınmasında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalı nezdinde 02.03.2017 ile 25.03.2019 tarihleri arasındaki hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 2.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 77. maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Davacının 02.03.2017-25.03.2019 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığını iddia ettiği dava dosyasında, davalıya ait .... işyeri sicil no.lu iş yerinden 16.05.2017-21.08.2017 tarihleri arasında bildiriminin bulunduğu, Mahkemece toplanan deliller ile talep ettiği dönem içerisindeki farklı bir işverenden yapılan 12.10.2017-27.10.2017 tarihleri arasındaki bildirimler dışlanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2.Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 3.Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı, Mahkemece dinlenen tanık beyanları, toplanan diğer delillerinin karar vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılması gereken iş; dosya içeriğinden taraflar arasında görülmekte olan ve işçilik alacağına ilişkin açıldığı anlaşılan Antalya 4. İş Mahkemesinin 2020/255 Esas sayılı dosya akıbeti araştırılmalı, bordro tanığı dışında dinlenen tanık ...'in inşaat malzemesi sattığını beyan ettiği anlaşıldığından buna ilişkin iş yeri kayıtları getirtilerek bu tanığın beyanı doğrulanmalı ve ayrıntılı emniyet araştırması yaptırılmak suretiyle tespit edilecek komşu tanıkların beyanları alınmalı, tanık beyanları ile birlikte dosya içerisinde mevcut inşaat ruhsatları ile birlikte yapı kullanım belgesinde davacının imzası olduğu gözetilmek suretiyle çalışmanın varlığı ve süresi hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenip sonucuna göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.