Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12893 E. 2024/13531 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12893
Karar No
2024/13531
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2153 E., 2023/3193 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/834 E., 2023/256 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkkilin davalı ...'a ait inşaat işinde çalışırken 06.09.2020 tarihinde inşaatta bulunan iskeleden düşmesi sonucunda iş kazası geçirerek ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, işverenin iş güvenliği ve iş sağlığı ile ilgili yükümlülüklere aykırı hareket ettiğini, sürekli iş göremezlik nedeniyle 100,00 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 100,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kaza tarihinde müvekkilinin işçisi olmadığını, müvekkili yanında 16.10.2020 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinden sürekli olarak malzeme alan davacının birkaç arkadaşının, davacının bir kaza geçirdiğini ancak herhangi bir yerde çalışmadığını, bu nedenle hastane masraflarını karşılayabilmesi için işe ihtiyacı olduğunu bildirdiklerini, bunun üzerine müvekkilinin, davacının durumuna üzülerek onu işe aldığını, davacıyı, işe giriş tarihinde beyan ettiği üzere inşaat işlerinden anladığını, bu nedenle müvekkilinin, davacıyı iyileşene kadar malzemelere bekçilik yapması, iyileştikten sonra ise asıl işi olan inşaat bölümünde çalışması amacıyla işe aldığını, ancak süreç içerisinde davacının işe hiç gelmediğini, çalışma sergilemediği halde sürekli olarak müvekkilinden avans talebinde bulunduğunu, her defasında müvekkilini arayarak para isteyen, müvekkilini zor durumda bırakmaya çalışan davacının iş akdini çekilmez bir ... getirdiğini, bu nedenlerle SGK girişi yapıldığı halde işe gelmeyen ve müvekkilin iyi niyetini suistimal eden davacının iş akdinin haklı ve geçerli sebeple feshedildiğini, kaza tarihinde davacının işvereni olmayan ve tanımayan müvekkilinin yaşanan kazadan sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, davacının ilgili dönemde SGK kaydının bulunmadığını, davacının öncelikle varsa müvekkil yanındaki önceki tarihli çalışmasını ispat etmesi gerektiğini, davacının nerede ve hangi inşaatta kaza geçirmiş olduğunun bilinmediğini, doğrudan tazminat talebinde bulunabilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, bizzat kazanın meydana geldiği binanın sahibi, davacı ve davalı tanık beyanları ile davalı ...'un bu binanın malzemelerinin satışını yaptığı, binanın tadilatı için bina sahibine isim tavsiyesinde bulunduğu, bina sahibinin işin yapımı noktasında ... ile anlaşıp ödemeleri de ona yaptığı, davalının bu süreçte yapılan işten komisyon alma veya işin organizasyonunu yürütme gibi bir durumunun olmadığı, dolayısıyla işveren veya işveren vekili konumunda olmadığı, bu yönüyle de davada husumetin davalıya yöneltilmesinin yerinde olmadığı ve davalının pasif husumet ehliyetinin olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, olaya davalının kusurunun sebep olduğunu, müvekkiline kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 24.09.2012 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazadan sonra davalı tarafından müvekkili için SGK girişi yapıldığını, müvekkilinin davalının müteaahhitlik işi yapmasından kaynaklı olarak davalıya ait inşaatlarda çalıştığını, kazanın meydana geldiği tarihte de davalıya ait işi yaptığını, hastane masraflarını karşılayabilmesi için değil kaza tarihinde davalıya ait işi yaptığı ve bundan kaynaklı olarak sorumluluklarının doğacaklarını bildikleri için sigorta yapıldığını, davalının işin sorumlusu ve işveren konumunda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilince dava dilekçesinde davacının davalı işveren nezdinde çalışması nedeniyle iş kazasına uğradığının iddia edildiği, olayın davacının dava dışı ... 'a ait Kurtuluş Mahallesi .... Sokak No:6 .../Ankara adresinde bulunan binada tadilat işi yaparken 26.09.2020 tarihinde iskeleden düşerek yaralanması şeklinde gerkçekleştiği, 19.09.2022 tarihli Kurum denetmen raporunda olayın iş kazası olduğunun tespiti ile işveren olarak dava dışı bina sahibi ... 'ın kabul edildiği, Mahkemece kazanın meydana geldiği binanın sahibi ile davacı ve davalı tanık beyanları ile davalı ...'un bu binanın malzemelerinin satışını yaptığı, binanın tadilatı için bina sahibine isim tavsiyesinde bulunduğu, bina sahibinin işin yapımı noktasında ... ile anlaşıp ödemeleri de ona yaptığı, davalının bu süreçte yapılan işten komisyon alma veya işin organizasyonunu yürütme gibi bir durumunun olmadığı, dolayısıyla işveren veya işveren vekili konumunda olmadığı, bu yönüyle de davada husumetin davalıya yöneltilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Dairemiz temyiz incelemesi sırasında Kurumdan gönderilen 23.10.2024 tarihli bilgi verilmesine dair müzekkere ekinde yer alan 10.10.2024 tarihli yazı ve eki denetmen raporu ile bu kez olayın iş kazası olmadığı yönünde tespit yapıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. İş Kazasından Kaynaklı Tazminat davalarının görülmesi için ön koşul zararlandırıcı olayın Kurumca iş kazası niteliğinde olduğunun tespit edilmesidir. İş kazası tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında Kurum taraf değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dosyada iş kazasının meydana geldiğine yönelik Kurumca yapılan bir tespitin bulunmadığı görülmekle açılacak ayrı bir tespit davasında bu hususun tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekirken bu husus gözetilmeksizin ve göreve ilişkin kamu düzenine dair usul hükümleri dikkate alınmaksızın yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur. Öncelikle Mahkemece yapılacak iş, davacı tarafa, maruz kalınan olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden iddia edilen işveren ... ile Kurum tarafından önceki tespit kararında işveren kabul edilmesi nedeniyle dava dışı ... aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre ; 1.İş kazasının bulunmadığı kesinleşirse veyahut temyize konu eldeki tazminat dosyası davalısı ...'un işveren sıfatının bulunmadığı anlaşılır ise Mahkemece dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununu 1 maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemi adamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan ... her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere ....”düzenlemesine yer verildiği, bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır. O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı kanunun 55. maddesi ( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçede dikkate alınarak mahkemenin görevliliği hususu nun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, 2. İş kazasının varlığının kesinleşmesi ve devamında davalı ...'un işveren sıfatının bulunduğunun anlaşılması halinde ise dairemiz içtihatlarına uygun olarak kusur ve sürekli iş göremezlik oranını tespit ettirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12893, K. 2024/13531, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-12893-e-2024-13531-k-c4db99349b7f