Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12599 E. 2024/8941 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12599
- Karar No
- 2024/8941
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1411 E., 2023/1269 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bandırma 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2012/211 E., 2016/443 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekillerinin miras bırakanı ...'in iş yerinde bulunduğu sırada kalp krizi nedeni ile vefat ettiği iddiasıyla davacı eş için 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 1.000,00 TL maddi, 500,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. 2.Davacılar vekili 05.09.2016 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini eş yönünden 152.760,37 TL, çocuk ... yönünden 43.538,11 TL ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hakkı'nın ölümü nedeni ile Kurumun sorumlu olmadığını, daha önce ağır işte çalışan Hakkı'nın kalp hastalığı nedeni ile daha hafif bir işe çekildiğini, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarihli ve 2012/211 Esas 2016/443 Karar sayılı kararı ile ... sigortalının 18.02.2012 tarihinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda meydana gelen olayda %60 oranında kaçınılmazlık, davalının ise %40 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, tarafların kusur oranı, kaçınılmazlık ve dosya kapsamı nazara alınarak davacı eşin 152.760,37 TL, çocuk ...‘ın 43.538,11 TL maddi zararının olduğunun tespit edildiği ve davacı eş için 1.000,00 TL manevi, çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 500,00'er TL tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2020 tarihli ve 2017/948 Esas, 2020/456 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi kuruluna kardiyoloji uzmanı bilirkişi de dahil edilerek kusur yönünden rapor alındığı, anılan bu raporda davalı ve ... sigortalının kusursuz olduğunun bildirildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporları ile alınan işbu kusur raporu arasında çelişki olduğundan yine içerisinde kardiyolog bilirkişinin bulunduğu ikinci bir heyetten rapor alındığı, bu raporda; davacılar murisi ...'in kalbi ile ilgili rahatsızlığı olduğu, düzenli olarak kontrol altında olduğu ve kendisine kalp pili takılarak yaşamını sürdürdüğünün anlaşıldığı, dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı ... Müdürlüğüne, üçüncü kişilere veya ölen ...'e kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığı, bu olayın kaçınılmaz bir olay olarak değerlendirildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesi çerçevesinde tazminat belirlenirken hakkaniyet ilkeleri gözetilerek işverenin %60, işçinin ise %40 kusurlu olduğunun kabulünün adil bir çözüm olacağı, denetime uygun hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu kapsamında davacı eş Dilek'in maddi zararının 321.715,29 TL olduğu, davalı idarenin %60'ı oranında yani 193.029,17 TL maddi tazminattan sorumlu olduğu, ancak bu davacı yönünden 05.09.2016 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında maddi zararın 152.760,07 TL olarak belirlenmesi nedeniyle taleple bağlı kalınarak bu miktara karar verilmesi gerektiği, davacı ... yönünden maddi zararının 52.099,18 TL olduğunun tespit edildiği, bu zararın %60'ına davalı idarenin katlanması gerektiğinden davacı ... yönünden maddi tazminatın 31.259,50 TL olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin İş Mahkemesi sıfatı ile verdiği 2012/211 Esas, 2016/443 Karar sayılı 27.12.2016 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.06.2021 tarih ve 2020/8074 Esas, 2021/8719 Karar sayılı kararı ile "... meydana gelen olay ile ilgili olarak İlk Derece Mahkemesince tek kusur raporu alındığı, 30.11.2015 tarihli anılan bu raporda; kazanın meydana gelişinde %60 kaçınılmazlık olduğu, davalının %40 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince bu rapora itibar edilerek karar verildiği, davalı vekilince bu kararın istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi kuruluna kardiyoloji uzmanı bilirkişi de dahil edilerek kusur yönünden rapor alındığı, anılan 10.05.2018 tarihli bu raporda davalı ve ... sigortalının kusursuz olduğunun bildirildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporları ile alınan işbu kusur raporu arasında çelişki olduğundan yine içerisinde kardiyolog bilirkişinin bulunduğu ikinci bir heyetten rapor alındığı, 22.08.2019 tarihli bu raporda; davacılar murisi ...'in kalbi ile ilgili rahatsızlığı olduğu, düzenli olarak kontrol altında olduğu ve kendisine kalp pili takılarak yaşamını sürdürdüğünün anlaşıldığı, dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı ... Müdürlüğüne, üçüncü kişilere veya ölen ...'e kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığı, bu olayın %100 kaçınılmaz bir olay olarak değerlendirildiğinin bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bu rapora itibar edildiği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesi çerçevesinde tazminat belirlenirken hakkaniyet ilkeleri gözetilerek işverenin %60, işçinin ise %40 kusurlu olduğunun kabulü ile karar verildiği ancak düzenlenen işbu raporların oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır... somut olayda, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda kalp krizi neticesinde ölüm sonucunun ortaya çıkmasında %100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün olmayıp, Mahkemece yapılacak iş; öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu tarfından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek- ... sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden davacının şahsi sicil dosyasının da tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı iş yerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca iş yerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı iş yeri hekimliği, iş gücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde iş yeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra - dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davacının istinaf ve temyiz yoluna başvurmadığının)- oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir" gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Dairelerince olayda kaçınılmazlık bulunduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı yönünde Yargıtay kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle bu görüşün Dairelerince de benimsendiği, işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne şekilde olduğu tespiti ile karar verilmesi gerektiğinden Yargıtay bozma ilamı kapsamında; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılmış rücuen tazminat dava dosyasındaki kusur raporları da getirtilerek ... kazalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait temin edilebilen tüm tıbbi kayıt ve belgelerinin dosyaya celp edildiği, işyeri dosyasının tümünün getirtildiği, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırdığının görüldüğü, kalp rahatsızlığına ilişkin yapılan periyodik muayenelerdeki kayıtlarının, davacının bu hususta aldığı istirahat raporlarının araştırıldığı, sigortalıya ölüm olayından önceki tarihlerde işçinin bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılmadığı, olay günü de rutin dışında herhangi bir gerginlik ve stres yaratacak bir olayın mevcut olmadığı, ... ...'in 1960 doğumlu olup ölüm olayının gerçekleştiği tarihte 52 yaşında olduğu, dosya kapsamına sağlanan bilgi ve belgelerle kalp krizini tetikleyecek kişisel ve bünyevi alışkanlığı bulunduğunun da tespit edilemediği, işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyecek nitelikte ağır şartlar içerdiğinin de iddia edilmediği gibi ispatta edilmediği, Yargıtay bozma ilamı kapsamında kurul içerisinde kardiyoloji uzmanı olan ve iş güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alındığı, müteveffanın kaza sırasında bekçi olduğu, Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin ek 1 inci maddesinde bekçilik işinin ağır ve tehlikeli bir iş olarak nitelendirilmediği, davacıların murisinin kalp rahatsızlığının işveren tarafından öğrenilmesi üzerine çalıştığı pozisyon değiştirilerek eski işine göre pasif bir görev verildiği, işverenin ... işçinin işyerinde çalıştığı pozisyonu değiştirmesi, sağlık kontrollerini yaptırması, olay günü işçinin rutin her zaman yaptığı işi yapması, sağlığını etkileyecek olağanın dışında bir iş yaptırılmaması, aşırı iş yükü ile yorulduğuna dair bilgi, belge ve delil olmadığı, ... ...'in vefatının işyeri koşullarından kaynaklanmadığı, dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı ... Müdürlüğünün, üçüncü kişilerin ve kalp krizi geçiren müteveffanın herhangi bir kusurunun tespit edilemediği, davalı Karayollarına atfedilecek kusurun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda alınması gereken tüm tedbirlerin alınmış olduğunu, kalp hastası olduğu bilinen vekil edenlerin murisinin o hali ile yalnız başına bırakılarak çalıştırılmasının hatalı bir uygulama olduğunu, yanılgıya dayalı, yargısal denetime elverişli olmayan raporun hükme dayanak alınmasının yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.