Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11128 E. 2024/11740 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11128
Karar No
2024/11740
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1219 E., 2023/1265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/323 E., 2023/85 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.02.2010 tarihinde vinç çalışması sırasında fırlayan bir taşın başına isabet etmesiyle yaralandığını, sağ kulağında tamamen, sol kulağında kısmen işitme kaybı olduğunu, Manisa 3. İş Mahkemesinin 2013/314 E. 2018/200 K. sayılı kesinleşmiş ilamıyla, 22.02.2010 tarihli iş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik derecesinin %15,2 olarak tespit edildiğini, kazada %100 kusurun işverende olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi tazminatın ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 320.528,30 TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davaya zamanaşımı nedeniyle itiraz ettiklerini, davacıya yapılan protokol gereğince 20.000,00 TL maddi, 3.639,92 TL manevi tazminat ödendiğini, kazanın meydana gelmesinde tüm kusur ve sorumluluğun dikkatsiz ve tedbirsiz hareket ederek kazaya sebebiyet veren davacıya ait olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Manisa 3. İş Mahkemesinin 2013/314 Esas, 2018/200 Karar sayılı kararı ile davacının 22.02.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı olarak meslekte kazanma güç kaybı oranının %15,2 olduğunun tespit edildiği, SGK Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından tanzim olunan teftiş raporunda; işveren ... Mad. ... A.Ş. işyeri işçisi ...'in 22.02.2010 tarihinde meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereği iş kazası olduğu, olayın meydana gelmesinde işveren ... Mad. ... A.Ş.'nin %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosyaya sunulan Soma 1. Noterliğinin 15.04.2010 tarih ve 5745 yevmiye no.lu protokolünün incelemesinde; 22.02.2010 tarihli iş kazasından dolayı işçi ...'e 20.000,00 TL maddi tazminat ve 3.639,92 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 23.639,92 TL ödeme yapılması hususunda tarafların anlaştığı, işbu protokole ek olarak dosyaya sunulmuş olan banka dekontu incelendiğinde, 16.04.2010 tarihinde, davacının Denizbank Soma Şubesindeki hesabına 23.639,92 TL ödeme yapıldığının görüldüğü, davacı işçinin protokol tarihinde maddi zararının karşılanıp karşılanmadığı hususunda inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, aktüerya raporunda davacı işçinin olayda %15,2 malul olduğu, işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacının gerçek zararının saptaması böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığının denetlenmesi yoluna gidildiği, davalı işverenin yaptığı ödemenin, davacının ödeme tarihindeki zararını 0,3343 oranında karşıladığı, buna göre güncel verilere göre yeni bir zarar hesaplaması yapılıp, yasal indirimler yapılarak belirlenen gerçek zarardan, davalının ödeme tarihinde davacının zararını karşıladığı zarar oranı olan 0,3343 oranında indirim yapıldığı, davacının bakiye iş göremezlik zararının 347.066,27 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili tarafından davanın 320.538,30 TL olarak ıslah edildiği anlaşılmakla; davacının talebi ile bağlı kalınarak ve maluliyet oranının kesinleştiği 20.05.2019 tarihinden ıslah tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı da dikkate alınarak davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, protokol uyarınca 16.04.2010 tarihinde 3.639,92 TL manevi tazminat ödemesini kabul ederek aldığı, manevi tazminatın bölünemezlik ilkesi uyarınca manevi tazminatın reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 320.538,30 TL maddi tazminat talebinin olay tarihi olan 22.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 200.000,00 TL manevi tazminat talebi isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olayda davalı işverenin %100 kusurlu olduğu, maddi tazminatın hesaplanmasında hatalı bir yönün bulunmadığı, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi uyarınca davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 3. fıkrasına göre manevi tazminat talebinin reddi halinde davalı yararına hükmedilecek vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin üzerinde olamayacağından Mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacının bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf isteminin kabulü ile Mahkemenin kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 320.538,30 TL maddi tazminat talebinin olay tarihi olan 22.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 200.000,00 TL manevi tazminat talebi isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu, pasif dönem başlangıcının 65 yaş olarak alınması ve karar tarihine en yakın ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ... Madencilik Enerji Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili, taraflarca Soma 1. Noterliği 15.04.2010 tarihli ve 14696 Yevmiye Numaralı protokol tanzim edildiği ve protokolde işverenin, işbu kazadan doğmuş ve doğacak maddi ve manevi tazminat bedelleri konusunda gayri kabili rücu kabul ve taahhüt ederek bütün sonuçlarıyla ibra edilmesi ve fazlaya ilişkin haklarda, maddi ve manevi tazminat bedellerinden/alacaklarından feragat edilmesini ihtiva edeceğinin belirtildiğini, protokolde yazılı bedelin banka yoluyla ödendiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, tazminat, iş göremezlik ve zarar hesabının hatalı yapıldığını, pasif dönem başlangıcı ve hesaba esas alınan ücretin hatalı olduğunu, davalının kusuru bulunmadığını, teftiş raporuna dayanarak %100 kusurlu olduğunun kabul edilmesinin ve manevi tazminatın reddi nedeniyle vekalet ücretinin maktu olarak hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Somut olay incelendiğinde, davacının vinç ile malzeme taşınması sırasında silodan fırlayan topanın başına isabet etmesiyle yaralandığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu raporunda olayın iş kazası olduğu ve işverenin %100 kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkemece kusur Raporu alınmadığı, Yüksek Sağlık Kurulunun 14.12.2012 tarihli kararında davacının 22.2.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle ortaya çıkan arızaları değerlendirildiğinde maluliyet gerekmediğinin bildirildiği, davacı tarafından SGK ve davalı işverene husumet yönelterek iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik tespiti için açılan dava sonucu davacı ...'in, 22.02.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı meslekte kazanma güç kaybı oranının %15,2 olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın 20.05.2019 tarihinde kesinleştiği, 29.09.2022 tarihli hesap raporunda, davalı işverenin %100 kusur oranına göre ve davacıya 16.04.2010 tarihinde davalının yaptığı ödeme dikkate alınarak, belirlenen gerçek zarardan yapılan ödemenin davacının zararını karşıladığı oranda indirim yapılmak suretiyle bakiye iş göremezlik zararının hesapladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediği gözetilerek- A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bir bilirkişi heyetine; tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını 29.09.2022 tarihli hesap raporundaki verileri gözeterek bu rapora uygulamak ve davacının talepleri doğrultusunda karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11128, K. 2024/11740, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11128-e-2024-11740-k-beb7c75f36d1