Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10248 E. 2024/2890 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10248
- Karar No
- 2024/2890
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/856 E., 2023/543 K. KARAR : Ret, Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/191 E., 2022/89 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı Kooperatif yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ile davalı Kooperatif vekilinin istinaf istemlerinin kabulüne, diğer davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı Kooperatif yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... şirketi ve ...’nun ortak vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de temyiz eden davalılar vekilleri tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.03.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Avukat ..., diğer duruşmalı temyiz eden davalılar ... ve ... Yapı Yatırım San. ve Tic. A.Ş. adlarına ve davacı ile davalı S.S. Kahramanmaraş Terziler ve Konfeksiyon İhtisas Küçük Sanayi Sitesi Yapı Koop. adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl ve birleşen dava dosyalarını açarak neticeten 897.886,28 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davalı kooperatif yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 434.446,48 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince itibar edilen ücretin hatalı olduğunu, tazminatlardan tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı Kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın kendileri yönünden reddedilmesine rağmen maktu red vekalet ücreti belirlenmesinin hatalı dolduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. Davalılar ... Yapı şirketi ve ...'nun ortak vekili istinaf dilekçesinde özetle, kendilerine dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, gerekçeli kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olmadığını, müvekkilin hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat hakkının ihlal edildiğini, müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur ve hesap raporlarının hatalı olduğunu, dava ve ıslahın zamanaşımına uğradığını, bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... Yapı şirketi ve ...’nun istinaf istemlerinin esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı kooperatif yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 709.412,60 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... Yapı şirketi ve ...’nun ortak vekili ile davalı ... ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... Yapı şirketi ve ...’nun ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, gerekçeli kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olmadığını, müvekkilin hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat hakkının ihlal edildiğini, müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur ve hesap raporlarının hatalı olduğunu, maluliyet oranları açısından çelişkili raporlar bulunduğunu, resmi kayıtlar yerine davacı tanıklarının iddia ettiği ücretin esas alınmasının yerinde olmadığını, manevi tazminat kararının yerinde olmadığını, dava ve ıslahın zamanaşımına uğradığını, bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, gerekçeli kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olmadığını, müvekkilin hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat hakkının ihlal edildiğini, müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur ve hesap raporlarının hatalı olduğunu, maluliyet oranları açısından çelişkili raporlar bulunduğunu, resmi kayıtlar yerine davacı tanıklarının iddia ettiği ücretin esas alınmasının yerinde olmadığını, manevi tazminat kararının yerinde olmadığını, dava ve ıslahın zamanaşımına uğradığını, bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci ve 297 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’ın istinaf istemi noktasında adı geçen davalının istinaf nedenleri karar gerekçesinde gösterilmeden, gerekçe ve hüküm kısmında anılan davalının istinaf istemi noktasında olumlu ve olumsuz bir değerlendirme yapılmadan, davalı Kooperatifin istinaf isteminin vekalet ücreti noktasından kabul edildiği gerekçede belirtmesine rağmen hüküm kısmında davalı Kooperatifin istinaf istemi konusunda bir karar verilmeden, davacının ücret noktasından istinaf istemine ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince ”… Somut olayda; davacı tarafından günlük 60 TL yevmiye aldığının iddia edildiği, davalı tarafından ise davacının asgari ücretle çalıştığının beyan edildiği, dinlenen davacı tanıklarının 60 TL yevmiyeyi doğruladığı, TUİK üzerinden yapılan emsal ücret araştırmasına göre davacının 2014 yılında 1.588,00 TL brüt ücret ile çalışabileceği, aynı yıl asgari ücrete oranın 1,48 katı olduğu görülmüş; Dairemizce istenilen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü emsal ücret verileri TUİK emsal ücret araştırması ve talebi de aşar şekilde aylık 1.706,88 TL neticesi vermiştir. Dairemizce bu yönde belirleme ile yeniden hesaplama yapılma sureti ile aşağıdaki yönde hüküm kurulmuştur….” gerekçesi ile davacı lehine 709.412,60 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesine karşın Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde detaylı bir hesaplama yapılmadan, bu sonuca nasıl ulaşıldığı konusunda anlaşılabilir bir gerekçe de yazılmadan, yine Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde davacının İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan 40.000,00 TL manevi tazminatın az olduğu yönünde bir istinafı bulunmadığı halde hangi gerekçeyle davacı lehine ödenmesi gereken manevi tazminat tutarının 50.000,00 TL'ye çıkarıldığına ilişkin bir açıklama yapılmadan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde aşamalarda alınan bilirkişi kusur raporlarında davalı ...’ya kusur izafe edilmediği halde adı geçen davalının hangi nedenlere dayanılarak hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulduğuna dair herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan, birleşen dava dosyasının davalılarına birleşen dava dosyasının dava dilekçesi ve birleştirmeden önce mahkemece alınan bilirkişi raporları ve diğer deliller tebliğ edilip savunma ve delilleri tespit edilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; birleşen dava dosyasının davalılarına birleşen dava dosyasının dava dilekçesi ve birleştirmeden önce mahkemece alınan bilirkişi raporları ve diğer deliller tebliğ edilip savunma ve delilleri ile beyanları tespit edildikten sonra davalı ...’ın istinaf istemi noktasında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapmak, davalı Kooperatifin istinaf istemini yalnızca gerekçe kısmında değil hüküm fıkrasında da değerlendirmek, davacının ücret noktasına ilişkin istinafının hangi gerekçelerle kabul edildiğini ve nasıl 709.412,60 TL maddi zararın bulunduğu sonucuna ulaşıldığını ayrıntılı hesaplama tabloları ve anlaşılabilir bir gerekçe ile açıklamak, davacı lehine ödenmesi gereken manevi tazminat tutarının 50.000,00 TL'ye çıkarılma gerekçesini göstermek, kendisine kusur atfedilmeyen davalı ...'nun hangi gerekçelerle hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulduğunun gerekçesini belirtmek suretiyle bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temiz eden davalılara iadesine, 4.Davalı ... ... avukatı yararına takdir edilen 17.100.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.