Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8523 E. 2024/125 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8523
Karar No
2024/125
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/856 E., 2022/1052 K. KARAR : Davalı yönünden esastan ret, davacılar yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/775 E., 2019/1170 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17.09.2014 tarihinde müvekkillerinden .... ve ...'ın oğlu, ...'ın eşi,..... ve ...'ın babaları iş makinesi operatörü ...'ın iş makinesinin devrilmesi sonucu vefat ettiğini, ölenin Belediye çalışanı olduğunu, davalı işverenin olayda kusurlu olduğunu, müvekkillerinin maddi ve manevi yıkım içerisine girdiklerini, desteklerini kaybettiklerini, maddi ve manevi zarara uğradıklarını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek maddi tazminattan şimdilik eş ..... için 10.000,00 TL, çocuklar ..., .... ve ... için 5.000,00 TL'şer, anne .... ve baba .... için 1.000,00 TL'şer maddi tazminat ile manevi tazminat olarak eşe 80.000,00 TL, çocuklar ile anne ve babaya 50.000,00 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Davacılar vekili maddi tazminat istemlerini 25.10.2019 tarihli dilekçesiyle eş .... için 262.649,02 TL'ye çocuk .... için 11.879,00 TL'ye, çocuk ..... için 45.756,05 TL'ye, baba .... için 33.641,98 TL'ye, çocuk .... için 47.412,05 TL'ye arttırılmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, iş kazası oluşumunda kusurlarının bulunmadığını, ölen işçinin kusuru ile kazanın meydana geldiğini, işçiye gerekli iş güvenliği eğitiminin verildiğini, maddi ve manevi tazminatların fahiş olduğunu beyanla davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "Eldeki davada uyuşmazlık, davacıların murisi ...'ın 17.09.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat etmesi sonucunda tarafların kusur dağılımının ne şekilde olduğu, davacıların maddi ve manevi zararlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa miktarlarının tespiti ve davalıdan tahsili noktasındadır. Davacının istemi maddi ve manevi tazminat alacağına yöneliktir. ... 7. İş Mahkemesi aracılığıyla yaptırılan kusur tespiti incelemelerinde; üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun düzenlediği 11.06.2017 tarihli kusur tespiti raporunda; iş kazasının oluşumunda davalı işverenin %60 oranında, ölen kazalı işçinin %40 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun düzenlediği 30.12.2017 tarihli kusur tespiti raporunda; iş kazasının oluşumunda davalı işverenin %60 oranında, ölen kazalı işçinin %40 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Aktüerya hesap bilirkişisi tarafından sunulan raporda; davacının doğum tarihi, kaza tarihindeki yaşı, geliri, PMF yaşam tablosundaki bakiye ömrü gösterilmiş olup 60 yaşını ikmale kadar fiilen çalışacağından hareketle hesaplama yapılmıştır." gerekçeleriyle " Davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 262.649,02 TL, davacı ... için 11.879,62 TL, davacı ... için 45.756,05 TL, davacı ... için 33.641,98 TL ve davacı ... için 47.412,05 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, Davacı ... yönünden maddi tazminat talebinin (SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmıyla karşılandığından) reddine, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL ve davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli olmadığını, kusur oranının hatalı belirlendiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, iş güvenliği şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat yönünden kusur ve illiyet şartları oluşmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Taraflar arasında iş kazasının meydana gelmesinde bilirkişi tarafından tespit edilen kusur durumunun dosya kapsamına uygun olup olmadığı, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacıların murisi ...’ın 17.09.2014 tarihinde Tepebaşı Belediyesine ait 26 TEP 022 plakalı greyder ile arazi içerisinde çalışmakya iken greyderin yana devrilmesi sonucunda kaza meydana geldiği, kaza sonrasında operatör ...’ın vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve makine mühendisi bilirkişi kurulunun düzenlediği 11.06./2017 tarihli ve 30.12.2017 tarihli kusur tespiti raporunlarında; iş kazasının oluşumunda davalı işverenin %60 oranında, ölen kazalı işçinin %40 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Olayın meydana geliş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında, yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, sorumluluk miktarlarının doğru belirlendiği ancak iş kazasının meydana geldiği tarih, dava tarihi, maluliyet oranı ve tarafların kusur durumları gözetildiğinde yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu anlaşılmış, Dairemizce yeniden yapılan değerlendirmede, davacı eş için 60.000 TL, diğer davacı çocuklar, anne ve baba için 30.000 ‘er TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davalının istinaf talebinin reddine, davacıların istinaf talebinin manevi tazminat yönünden kabulü ile, mahkemenin kararının kaldırılarak hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle " davalının istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacıların istinaf talebinin manevi tazminat miktarı yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b 2. maddesi gereğince kaldırılmasına; Davanın kısmen kabulü ile 1-Davacı ... için 262.649,02 TL, davacı ... için 11.879,62 TL, davacı ... için 45.756,05 TL, davacı ... için 33.641,98 TL ve davacı ... için 47.412,05 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, Davacı ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, 2-Davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL ve davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine" dair karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili dilekçesinde özetle; sigortalıya %40 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, aracın geriye kaçması esnasında iş makinesinin bıçağını aşağı indirmemiş olduğu iddiasına itibarla müteveffaya bu denli kusur addedilmesinin doğru olmadığını, bunun aksine, maktül tarafından gerekli manevralar yapılmış olduğunu, öyle ki ceza dosyasında 01.09.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda da maktülün ön lastik yatırma sistemini uyguladığı ancak başarılı olunamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle müteveffaya kusur atfedilemeyeceğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, müvekkili Ahmet lehine 5.000,00 TL maddi tazminat talep ettiklerini, bu talepleri İlk Derece Mahkemesince reddedilmiş ve bu sebeple aleyhlerine 2.725,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, İstinaf Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde ise davalının istinaf başvurusu reddedilmiş olmasına karşılık hüküm fıkrasında "Maddi Tazminat yönünden red kısmı nazara alınarak yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesi gereğince 15.350,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararı temyiz etmiştir. 2. Davalı vekili dilekçesinde özetle; ceza dosyasında sigortalı tam ve asli kusurlu kabul edildiğini, İş ekipmanından kaynaklı bir kusur bulunmadığını, sigortalının kendisine uygun işte çalıştırıldığını, müvekkili yetkilileri hakkında olay nedeniyle daha öncesinde soruşturma izini verilmediğini, bu rapor içeriğinde de belirtildiği üzere kazanın sürücü kusurundan kaynaklı olduğunu araçtan kaynaklı bir hasar olmadığının açık olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren şirkete davaya dahili gerektiğini, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını beyanla kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraz ve değerlendirilmesine" ilişkin aynı kanunun 281 ve 282 nci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "hukuk yargılamasının ceza hukuku ile ilişki" açısından aynı Kanun'un 74 üncü maddesi, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından" 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. 3.Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 4.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 5.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 6.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 7. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 8.Ayrıca Kusurun aidiyeti noktasında bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi hükmü gereğince, Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. 9. Somut olay incelendiğinde davalı ... Belediyesinin, Atalan Mahallesindeki köy yollarının düzeltilmesi işi için belediyede greyder operatörü olarak çalışan bu hususda E ve G Sınıf ehliyetler iile beko loader tiği araç kullanma sertifikaları bulunan sigortalı ...’ı görevlendirdiği, sigortalının da bu görev kapsamında 17.09.2014 günü davalı Belediyeye ait greyder iş makinesi ile köy içerisinde yol düzeltme işinde çalışmaya başladığı, birkaç yol düzeltme işleminden sonra, ormanlık arazi içerisinden geçen ve yaklaşık %60 eğime sahip olduğu tespit edilen yolda çalışma yapmak üzere, eğimli bu yola doğru iş makinesini sürmesi ile iş makinesinin yokuşu çıkamadığı ve yan yatıp, takla atarak devrildiği, sigortalının da bu esnada araç altında kalarak olay yerinde vefat etti anlaşılmıştır. 10. SGK tarafından olayın iş kazası kabul edildiği davacı hak sahiplerinden bir kısmına gelir bağlanmış olmasından anlaşılmakla beraber dosya içerisinde iş kazasına dair denetmen veya iş müfettişi tarafından düzenlenmiş iş kazası tahkikat raporunun bulunmadığı, davaya konu olay nedeniyle açılmış bulunan kamu davasının Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/32 E.- 2018/297 K. sayılı dosyasında görüldüğü gerekçeli karardaki tespite göre dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları kapsamında iş makinesinin geri kaçmasına ilişkin sorununun fren sisteminden mi; yoksa operatör hatasından mı kaynaklandığının tespit edilemediği, tanık beyanları ve ölenin greyder operatörlük belgesinin olması da dikkate alınarak, kaza tarihine kadar herhangi bir arızası somut olarak tespit edilmeyen ve kaza anına kadar sorumsuz çalışan iş makinesi ile %60 eğimli yolda hatalı manevra yapılması sonucu kazanın meydana geldiği kanaatine varıldığı halde iş bu temyize konu tazminat dava dosyası kapsamında alınan raporlara göre, davalının müteveffa sigortalıyı iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterince eğitmediği, emniyetsiz şekilde çalışmasını engellemediği, dik ve eğimli yerde makinenin kaymaması için gerekli tedbir alınmadığı belirtilerek % 60 oranında; davacının ise iş makinesinin kullanma konusunda tecrübeli oluşu, iş makinesine uygun manevra yaptırmamış olması nedenleriyle %40 oranında kusur verildiği mahkemece bu kusur oranına itibar edilerek karar verilmiş ise de; dosya kapsamında toplanan delil durumuna göre; sigortalının sürücü belge sınıfı ve operatör belgeleri ile kıdemine göre uygun manevraları yapmamış olmasının iş kazasının gerçekleşmesinde daha fazla etkili olduğunu anlaşılmasına rağmen soyut tespitlere işaretle yazılı şekilde kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi ve işverene, müteveffaya kıyasla %60 oranında baskın kusur verilmesi hatalı olmuştur. 11. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; davaya konu iş kazası ile ilgili SGK tarafından düzenlenmiş tahkikat raporu ile ceza dava dosyası aslı ile var ise SGK tarafından açılmış rücu dava dosyasını da dosya arasına getirterek, bu bilgi ve belgeler incelenmek, müteveffa sigortalının olay anında kullandığı greyder olarak adlandırılan iş makinesi için sahip olduğu, sürücü belgeleri ile operatörlük belgelerinin kaza tarihinde kullandığı aracı idare etmek için yeterli olup olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi noksanının iş kazasının gerçekleşmesine engel olma noktasındaki somut etkisinin de ortaya konulması suretiyle olayın gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik heyetten rapor alınarak, temyiz itirazlarının kapsamına göre davacı tarafın açıkça maddi tazminatın belirlenmesine dair hesap unsurlarına açık itirazının bulunmadığı da gözetilerek, davalı taraf lehine (özellikle hükme esas alınan hesap raporunda esas alınmış olan işlemiş devre sonu verileri itibarilyle) oluşan usuli kazanılmış haklar ile davacının mevcut kusur durumuna göre davalı aleyhine elde ettiği usuli kazanılmış haklar da bir bütün olarak değerlendirerek hüküm kurmaktan ibarettir. 12. Bölge Adliye Mahkemesince işaret olunan hususlarda inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 13. O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği kararının BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre davacılar ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 4.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8523, K. 2024/125, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8523-e-2024-125-k-3bebcbc40837