Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/2334 E. 2023/7109 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2334
- Karar No
- 2023/7109
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2414 Esas, 2019/2560 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/639 Esas, 2019/247 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili tarafından tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle, davalı ... vekili tarafından da duruşma istenilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.11.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına gelen olmadı. Davacılar adına Av. ... ve davalı ...Ş. adına Av. ... Baydan geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve dosyanın eksiklikler tamamlanıp Dairemiz’e tekrar gelmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin16.07.2005 tarihinde asıl işveren ve alt işveren konumundaki davalı şirketler nezdinde Varsak/...'da TEDAŞ'a ait elektrik kablolarının değişimi işinde işçi sıfatı ile çalışmakta iken elektrik akımına kapılarak geçirdiği iş kazası neticesinde vefat ettiğinden bahisle eş için 290.554,19 TL, 30.000,00 TL manevi, çocuk için 4.705,61 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, davacılar anne ve baba için 1.000,00’er TL maddi, 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlar Kanunu'nun 72'nci maddesi gereğince zamanaşımı itirazlarının olduğunu, 28.05.2013 tarihinde Akdeniz Elekt. Dağ. A.Ş.'nin Akden Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri AŞ'ye satıldığını ve bu yolla müvekkili kurumun özelleştiğini, olayın devir sözleşmesinden önce meydana geldiğini, husumet itirazlarının olduğunu, işbu davada müteveffanın diğer davalı şirket ... şirketinde elektrik kablo değişimi esnasında davalıların ağır kusuru sonucu vefat ettiğini, müvekkili şirketin işin tamamını devredip işten tamamen el çekildiğini, sigortalı işçi çalıştırmadığı için işveren sıfatının haiz olmadığını, müvekkili şirketin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekilince daha önce tarafları ve konusu aynı olan ... 4. İş Mahkemesinin 2009/1098 Esas sayılı dosyası ile açılmış bir davanın açılmamış sayılmasına karar verilip kararın kesinleştiğini, ... 1. İş Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasını da takip etmediklerini 3. kez açılan ... 5. İş Mahkemesinin 2012/633 esas sayılı dosyasını da takip etmediklerini ve kesinleştiğini, müvekkil ...'üm Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki beyanında diğer davalı ... şirketi ve Akdeniz Elekt. Dağ. A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede müvekkilinin müdürlüğünü yapmış olduğu sistem işletme müdürlüğüne ilişkin değil, kurumun tesis müdürlüğünün işlerine ilişkin yapılan bir sözleşme olduğunu ve sözleşme gereği işin o dönemde baş mühendis olan elektrik mühendisi ... olduğunu söylediğini, meydana gelebilecek kazalardan davalı ... şirketinin sorumlu olduğunun anılan sözleşmelerde yazılı olduğunu, ceza dosyasında alınan tanık beyanlarından müvekkilinin kusurlu olmadığının anlaşılacağını, olayın vuku bulduğu yer ve yapılan işin Akdeniz Elekt. Dağ. A.Ş. Tesis Müdürlüğü'nce yaptırılan kısmî işlerden olduğundan sorumluluğun da bu şube müdürlüğünde olduğunu, ceza dosyasında işin kontrolünün kim olduğunun sorulmasını istediklerini, ancak bu talebine cevap verilmeden dosyanın karara bağlandığını ve Yargıtay'da olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana gelişinde Dairemiz'ce düzeltilerek onanmasına karar verilen rücuan tazminat dava dosyasında da hükme esas alınan davacılar murisinin %10, davalı ... şirketinin %58, davalı ... şirketinin yönetim kurulu başkanı ve şantiye şefi olan davalı ... %1, davalı ... şirketinin ustabaşı davalı ...'in %1, davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş.'nin %29, davalı ... Elek. Dağ. A.Ş.'nin sistem işletme müdürü davalı ...'ün %1 oranında kusurlu oldukları yönündeki kusur oranlarına itibar edilmek suretiyle davacılar anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılar eş ve çocuğun maddi tazminat istemleri ile davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacılar eş ve çocuk lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu olayda müvekkili şirketin asıl işveren sıfatının olmadığını, olayın meydana geldiği tarih dikkate alındığında müvekkili şirketin olayda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, olayla ilgili kusur raporunun dahi aldırılmadığını, aktüerya bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zamanaşımı itirazları olduğunu tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun olmadığını, müteveffanın asli kusurlu olduğunu, müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmalarının hakkaniyete aykırı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine, ne var ki İlk Derece Mahkemesi'nce alınması gereken karar ve ilam harcının hatalı hesaplandığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacılar anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılar eş ve çocuğun maddi tazminat istemleri ile davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacılar eş ve çocuk lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin asıl işveren olmadığını, somut olayda dava konusu olayın meydana geldiği tarih itibariyle işin henüz diğer davalı şirkete teslim dahi edilmediğini, dolayısıyla dava konusu olay tarihinde idarenin sorumluluğunun henüz başlamadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince, meydana gelecek her türlü zararlardan ve alınacak önlemlerden diğer davalı ... Proje Taahhüt A.Ş.'nin sorumlu olduğunu, dava konusu olayın her halükarda müteveffa sigortalının kendi kusuru nedeniyle meydana geldiğini, mahkemece ... 5. İş Mahkemesi'nin 2012/708 Esas dosyasında kusur raporunun alınmış olması ve dosyanın Yargıtayca onanmış olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına yer olmadığına karar verildiğini, ancak bu şekilde bir karar alınmasının hukuka aykırı olduğunu, her bir dosya için ayrı kusur raporu alınmasının gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre, hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davasında alınan kusur ve hesap raporunun rücu davasında bağlayıcı olmadığı gibi rücu davasında alınan raporun da tazminat davasında bağlayıcı olmadığını, bu nedenle her bir dava kendi içinde değerlendirilerek kusura ilişkin raporun yeniden alınması gerektiğini, rücuan tazminat dava dosyasında belirlenen kusur oranlarını kabul etmediklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, aktüerya bilirkişi raporlarında müteveffanın maaşına her yıl %10 oranında zam yapılacağından hareketle hesaplama yapılmış olup, hesaplamada esas alınan bu oranın günümüz şartlarına uygun olmadığını, davacı eşin yaklaşık 40 yıl destekten yararlanacağı öngörüldüğünden ciddi hesap hatası yapılmış ve müvekkilinin haksız yere tazminat borcu altında bırakıldığını, destekten yoksun kalma hesaplaması yapılırken davacı eşin eğitim durumu ve kendi ailesinden destek görüp göremeyeceği hususunun hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, Anayasa değişikliği ile ortadan kaldırılmış Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nce kabul edilen tabloya göre hesapla yapılmasının da hakkaniyete ve günümüz koşullarına aykırı olduğunu, yine davacı eş için belirlenen % 2 evlenme ihtimali indirimini aynı gerekçelerle kabul etmediklerini, işlemiş ve iskontolu kazanç döneminin bu oranlar esas alınarak hesaplanmasının kararı usul ve yasaya aykırı hale getirdiğini, zamanaşımının söz konusu olduğunu, Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacılar vekilince daha önce tarafları ve konusu aynı olan 3 dava açıldığını, o davaların açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kesinleştiklerini, davacılar vekilinin temyiz incelemesine konu davanın dilekçesi ile tarafları ve konusu aynı olan ve kesinleşen davalara karşın dördüncü kez yeniden dava açmış olduğunu, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 150'nci maddesi gereğince tarafları ve konusu aynı olan bir davanın ancak bir kez yenilenebileceğini, zamanaşımının söz konusu olduğunu, müteveffaya görev ve yetkisi bulunmadığı ve bu konuda ehil olmamasına karşın direğe çıkmasını söyleyenin kendi işvereni ... şirketi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, dava dilekçesinin ekinde olduğundan bahsedilen sözleşmenin kendilerine tebliğ edilmediğini, davalı ... şirketinin diğer davalı ... Elekt. Dağ. A.Ş. arasındaki sözleşme gereğince müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, yine davacılar vekilince dava dilekçesinin bir yerinde müteveffanın ehil olmadığını ancak, söz konusu davalı şirkette 10 yıldır çalıştığını söylediğini, bu nedenle tespit edilen kusur oranının hatalı olduğunu, müteveffanın asli kusurlu olduğunu, davalı müvekkilinin sistem işletme bakım müdürü olarak görev yaptığını, kazanın meydana geldiği işin tesis müdürlüğü ile ilgili olduğunu, davacının olayla hiçbir fiili ilişkisi bulunmadığını, davacılar vekilince dava dilekçesinde müvekkili davalı ...'in Asliye Ceza Mahkemesi'nde almış olduğu cezadan da bahsedilmiş ise de, Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunmuş oldukları beyanlarında söz konusu sözleşme ile yapılan işin Akdeniz Elekt. Dağ. A.Ş.'nin tesis şube müdürlüğünün yapmış olduğu bir ihale olup, işin kontrolünün de kim olduğunun sorulmasını istemiş iseler de, bu taleplerine cevap verilmeden mahkemece karar verildiğini, kusur raporunda müvekkili İsmail %1 kusurlu bulunmasına karşın, mahkemece tazminatların müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323 üncü maddesi ve 370 inci maddesi. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalı vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 inci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamında "HMK'nın 355 inci maddesi gereğince dairemizce kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen istinaf nedeni yapılmasını gerektirecek başkaca bir hata bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf sebeplerine hasren yapılan inceleme sonunda:..." şeklinde gerekçe yazılmış ve istinaf yoluna başvuran davalıların istinaf istemleri esastan reddedilmiş ise de aynı kararda "Bu itibarla sonuç olarak; HMK 355 maddesi delaletiyle HMK 353/1-b-2 gereğince yerel mahkeme kararının harç yönünden düzeltilmesine, sair hususlara ilişkin istinaf itirazlarının reddine dair yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." şeklinde gerekçe yazılmak suretiyle hem istinaf yoluna başvuran davalıların istinaf istemlerinin reddedilmesi hem de İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve alınması gereken karar ve ilam harcının düzeltilmesi noktasında yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekçeyi kendi içerisinde çelişkili hale getirmiştir. Zira alınması gereken karar ve ilam harcı 6100 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesine göre yargılama giderlerinden olup aynı kanunun 297 inci maddesi gereğince kamu düzenindendir. İstinaf yoluna başvuranlar tarafından ileri sürülmese dahi Bölge Adliye Mahkemesi'nce resen gözetilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle istinaf yoluna başvuran davalıların istinaf istemleri kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının alınması gereken karar ve ilam harcının düzeltilmesi noktasında kaldırılıp yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yine temyiz incelemesine konu dava dosyasında hükme dayanak kılınan kusur raporunun Dairemiz'ce düzeltilerek onanmasına karar verilen rücuan tazminat dava dosyasında da hükme esas alınan kusur raporu olduğu, anılan kusur raporunun rücuan tazminat dava dosyasının kesinleşmiş olması nedeniyle kesin delil niteliğinde olmadığı açık olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamında kusur raporunun da kesinleşmiş olduğu anlamını doğuracak nitelikte gerekçe yazılması isabetsizdir. Ne var ki bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamının; a.Değerlendirme ve sonuç başlığı ile bu başlık altında yazılı paragrafların tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere "Değerlendirme ve Sonuç: 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi kapsamında dairemizce yapılan inceleme sonunda: Davacılar ... ve ...'nun müşterek çocukları ve diğer davacıların murisi olan ...'nun davalı işyerinde çalıştığı sırada 16.07.2005 tarihinde iş kazası geçirerek vefat ettiği, SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği, SGK tarafından davalılar aleyhine ... 5. İş Mahkemesi'nin 2012/708 Esas, 2013/342 Karar sayılı dosyası ile rücuan tazminat davası açıldığı, bu dosyada hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda dava konusu olayın gerçekleşmesinde davalı ... şirketinin %58, davalı ...' in % 1, davalı ... ' in %1, davalı AKEDAŞ'ın %29, davalı ...'ün %1 ve müteveffa sigortalı ...'nun %10 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş olup rücuan tazminat dava dosyasında verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2016/5227 Esas, 2016/11396 Karar sayılı ilamıyla kesinleştiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle her ne kadar rücuan tazminat dava dosyasında hükme dayanak kılınan kusur raporu istinaf incelemesine konu eldeki dava dosyası yönünden kesin delil niteliğinde değil ise de kuvvetli delil niteliğinde bulunduğundan ve anılan kusur oranlarının oluşa ve dosya kapsamına uygun düştüğü anlaşıldığından istinaf yoluna başvuran davalıların bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Davacılardan eş Fadime ve çocuk Samet' e kurum tarafından ilk PSD 'li gelir bağlandığı, davacılar Fadime ve ... yararına ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olarak aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından hesaplandığı, olay ve dava tarihi dikkate alındığında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu görülmüştür. Ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen karar ve ilam harcı eksik olup, hüküm altına alınan kabul miktarı açısından Dairemizce yeniden hesaplanarak düzeltilmiştir. Bu itibarla sonuç olarak; istinaf yoluna başvuran davalıların istinaf istemlerinin bu yönden kabulüne, HMK 355 maddesi delaletiyle HMK 353/1-b-2 gereğince yerel mahkeme kararının harç yönünden düzeltilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." rakam ve sözcüklerinin yazılması, b.Hüküm fıkrasının ilk dört bendinin tamamen silinerek hükümden çıkartılması, c.Hüküm fıkrasının"4-HMK 355 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin yapılan inceleme neticesinde; HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA," şeklinde hüküm ihtiva eden bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "Davalı AKEDAŞ ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA," rakam ve sözcüklerinin yazılması, ç.Hüküm fıkrasının 16 numaralı bendinden sonra gelmek üzere; "17-Peşin alınan istinaf karar harçlarının istek halinde ilgilisine iadesine," "18-Davalı AKEDAŞ tarafından yapılan 70,00 TL istinaf yargılama gideri ile davalı ... tarafından yapılan 70,00 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan tahsili ile adı geçen davalılara ödenmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı ...Ş. avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.