Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3605 E. 2024/10485 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3605
Karar No
2024/10485
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/142 E., 2024/34 K. HÜKÜM/KARAR : Kabulüne/Bozulmasına Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrasında; mahkemece "davanın kabulüne" dair verilen son karar; davalı ... vekili ve davalı ...- ... vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...’den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2013/820 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince adına kaydedilmesi gereken İzmir ili ... ilçesi ... mevkii 537 ada 4 parselde bulunan taşınmazın 4. Kat A blok 10 ve 9 nolu meskenin kat irtifakına ayrılan 10/278 arsa payının 1/2 ..., 1/2 hissesi ... adına kayıtlı iken arsa payının tamamının toplamı olan 10.000,00 TL'er bedel ile ...'a adına devredildiğinin öğrenildiğini beyan ederek, tasarrufun iptaline, icra dosyasından cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davalılar ...-... vekili davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.01.2016 tarihli ve 2015/343 E- 2016/11 K. sayılı kararı ile, aciz vesikası yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2020 tarihli, 2019/6443 E- 2020/6483 K sayılı ilamı ile "01.09.2014 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunun kabulü ile dava şartının gerçekleştiği düşünülerek işin esasına girilmek suretiyle tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki kıymeti ile satış sözleşmesinde belirtilen bedeller arasındaki fahiş farkı ve davalı ...'un dava konusu taşınmazın bütünündeki eksiklikleri yapan taşeron olduğu, böylelikle dava konusu taşınmazdaki bağımsız bölümlerin akıbeti ve müteahhitin mali durumundan davalının haberdar olduğu değerlendirilerek davanın davalı ... ve ... yönünden kabulüne karar vermek gerekmiş, diğer davalılar ... ve ...'in taraf sıfatının işbu davada bulunmadığı gözetilerek lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği değerlendirilmiş, davacı yanın davasını ıslah etmediği de gözetilerek, Davanın kabulüne, İzmir İli ... İlçesi ... Mh. 3353 ada 2 parsel A Blok 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin davalı ...’a satışına ilişkin 04.01.2013 tarih ve 46 ve 47 yevmiye numaralı tasarrufun iptaline, İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2013/820E. Sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri toplamı ile sınırlı olmak üzere İİK.nun 283/1 maddesi gereğince davacı yana dava konusu araç üzerinde haciz ve satış yetkisi verilmesine, Davalılar ... ve ...'in kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 7 nci maddesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e eşit olarak verilmesine" karar verilmiştir. 4. Söz konusu karar aleyhine davalı ... vekili ve davalı ...- ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava şartı olan aciz vesikasının dosyaya ibraz edilmediğini, satışın gerçek bir satış olduğunu, banka kredisi ile satın alma işleminin yapıldığını, müvekkilinin taşeron firma olduğuna dair dosyada herhangi bir kanıt bulunmadığını, gayrımenkullerin natamam alınarak tamamlandığını, kısa karar ve gerekçeli kararın birbiri ile çeliştiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ...- ... vekili temyiz dilekçesinde; kısa karar ve gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, tasarrufun iptali dava şartlarının olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali isteğinden kaynaklanmaktadır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3/2 maddesi gereğince uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 inci vd maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381 - 389 uncu maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388 inci maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararında "davanın kabulüne" denildiği halde, gerekçeli kararda davalı ... ve ...'in taraf sıfatının iş bu davada bulunmadığı gözetilerek lehlerine vekalet ücreti taktir edilmesi gerektiği belirtilerek, adı geçen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu durum HMK'nin 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin ve davalı ..., ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ..., ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ..., ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3605, K. 2024/10485, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-3605-e-2024-10485-k-53cb1f126b9c