Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/2044 E. 2023/10993 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2044
- Karar No
- 2023/10993
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3278 E., 2021/3373 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 42. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/630 E., 2021/914 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ayrıca kamu düzeni gereği kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Karayolları Genel Müdürlüğünde bahçıvan olarak çalışan müvekkilinin, 07.05.2012 tarihinde Karayolları 91. Şube Şefliğinin bahçesinde çalışırken çıktığı merdivenin kayması sonucu gerçekleşen iş kazasıyla ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde koruyucu ekipman bulundurmayan, gerekli gözetim ve denetimi yapmayan ve gerekli eğitimi vermeyen işverenin tamamen ve ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek, 1.000,00 TL geçici, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik için olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi ve 120.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davacı vekili daha sonra 06.09.2019 harç tarihli dava değerinin artırılması konulu dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminat talebini 6.373,53 TL’ye ve sürekli iş göremezlik tazminat talebini ise 137.617,08 TL’ye artırmıştır. Davacı vekili 14.06.2021 harç tarihli ıslah dilekçesi konulu dilekçesiyle ise de, sürekli iş göremezlik tazminat talebini 290.608,49 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya bakmaya yetkili mahkemenin haksız fiilin meydana geldiği Şanlıurfa İş Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacının işvereni olmadığını, müvekkili kuruma bu nedenle sorumluluk ve husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu edilen tazminatların zamanaşımına uğradıklarını ve davacının kazanın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2005 yılından itibaren Karayoları Genel Müdürlüğünün Şanlıurfa ilinde bulunan 91.Şube Şefliğine ait işyerinde,Karayoları Genel Müdürlüğünden ihale ile iş alan değişik taşeron şirketler nezdinde işçi olarak çalıştığı, kaza tarihi olan 07.05.2012'de ihbar olunan alt işveren ... Nakliye İnş.Tem.Sos.Hiz.San.Tic.Ltd.Şti. nezdinde çalışmakta olduğu,taşeron şirketler değişse de davacının KMG 91.Şube Şefliği (Şanlıurfa) işyerlerinde çalıştığının anlaşıldığı, yapılan iş ve akdi ilişkiler incelendiğinde, davalı Karayoları Genel Müdürlüğü ile ihbar olunan yüklenici ... firması arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/6 ncı maddesi uyarınca asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu davacının alacaklarından davalı Karayoları Genel Müdürlüğünün asıl işveren olarak ihbar olunan alt işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacı işçinin davalı Karayoları Genel Müdürlüğünün Şanlıurfa ilinde bulunan 91.Şube Şefliğinin bahçesinde hizmet akdiyle çalışmakta iken, 07.05.2012 tarihinde üzerine çıkmış olduğu merdivenin kayması nedeniyle beton zemine düşerek yaralandığı, söz konusu iş kazası sebebiyle davacının %37,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği,kusur konusunda alınan 13.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere iş kazasının meydana gelmesinde, davacının %30 oranında, davalı Karayoları Genel Müdürlüğünün %40 oranında, ihbar olunan alt işveren ... Nakliye İnş.Tem.Sos.Hiz.San.Tic.Ltd.Şti.'nin %30 oranında, kusurlu oldukları kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın talep arttırım ve ıslah dilekçeleri de dikkate alınarak kısmen kabulü ile iş kazası sebebi ile davacının uğradığı 290.608,48-TL sürekli iş göremezlik zararının kazanın meydana geldiği 07/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, iş kazası sebebi ile davacının uğradığı 3.694,67-TL geçici iş göremezlik zararının kazanın meydana geldiği 07/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, iş kazası sebebi ile davacının uğradığı 55.000,00-TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 07.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, fazlaya ilişkin sair tüm istemlerin reddine,, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepler 1. Davacı vekili özetle; manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının eksik hesaplandığını, müvekkilinin hak kazandığı geçici iş göremezlik tazminatının 6.373,53-TL olması gerektiğini, davacının kazanın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu ve reddedilen kısımlar için maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılması ile yeninden hüküm kurulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili özetle; davaya bakmaya yetkili mahkemenin haksız fiilin meydana geldiği Şanlıurfa İş Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun ihale makamı olduğunu ve müvekkili kuruma bu nedenle sorumluluk ve husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu edilen tazminatların zamanaşımına uğradıklarını, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen %13,1’lik maluliyet oranına karşı Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine tespit davası açmadığı halde maluliyet oranının %37,2 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu tazminat talebine dayanak teşkil eden kazanın vukuunda davacının kusurlu olduğunu, müvekkiline atfı kabil bir kusurun söz konusu olmadığını, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, davacının hem bedel artırım hem de ıslah dilekçesi vermesinin usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde bir açıklama bulunmaması ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedenleriyle davanın kısmi dava kabul edilmesi gerektiğini, davada birden fazla ıslah yapılmasının mümkün olmadığını, kaldı ki kabul sayılmamak kaydı ile bir an için davacının iddiaları kabul edilse dahi ikinci bedel artırımı talebinin reddi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin de hatalı belirlendiğini, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu ve son olarak manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı işyerinde bahçıvan olarak çalışan davacının üzerine çıktığı merdivenin kayması ile yüksekten beton zemin üzerine düşme neticesinde meydana gelen iş kazasında %37,2 oranında malul kalacak şekilde yaralandığının dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, hükme esas alınan rapordaki iş göremezlik zarar hesabında bir hata görülmediği, davacı vekilinin ıslaha esas aldığı ilk hesap raporunda geçici iş göremezlik hesabı hem geçici iş göremezlik süresi hem de hesaba esas alınan ücret miktarı noktalarında hatalı olduğu, davalı kurumun 4857 sayılı Kanun'un 2/6 ncı maddesi uyarınca asıl işveren olup asıl işveren sıfatıyla da davaya konu tazminatlardan sorumlu olduğu, öte yandan, davalı vekili zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüş ise de iş kazasının 07.05.2012 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında 6098 sayılı ...nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurul raporları ile davacının maluliyet oranının %37,2 olarak tespit edildiği, davalı işverence Sosyal Güvenlik Kurumunun hasım gösterilerek maluliyet oranının tespitine ilişkin dava açmadığı ve bu hususta somutlaştırılmış bir itirazda da bulunmadığı, bu nedenle, maluliyet oranının %37,2 olarak kabul edilmesinde isabetsizlik olmadığı, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de isabetsizlik olmadığı, yine taraflar lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinde de bir hata görülmediği, kazanın oluşumundaki kusur oranının belirlenmesi açısından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı işçinin %30 oranında, davalı asıl işveren ile dava dışı alt işveren şirketin toplam %70 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, kazanın oluşumuna uygun bu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik olmadığı bu nedenlerle, taraflar vekillerinin yukarıda açıklanan hususlara ilişkin istinaf itirazlarının hiçbirinin yerinde görülmediği, Davalı vekilinin davanın türü ile talep artırım ve ıslaha ilişkin istinaf itirazlarına gelince; Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair hiçbir belirtme yapılmadan ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açıldığının görüldüğü, bu durum karşısında, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından söz edilemeyeceği, dava dilekçesindeki açıklamalara göre davanın niteliği itibariyle kısmi dava olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176/2 nci maddesi uyarınca aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği ve davacı vekilinin bu hakkını 06.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile kullandığı, her ne kadar davacı vekili sözü edilen dilekçeye belirsiz alacak davasından kaynaklı talep artırım talebi demiş ise de, davanın kısmi dava olarak açıldığından sözü edilen dilekçe niteliği itibariyle ıslah olduğu, bu nedenle davacı vekilinin 14.06.2021 tarihli ıslah dilekçesinin aynı davada ikinci kez ıslah mahiyetinde olduğunun hukuken geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ancak değer verilmesi mümkün olmayan 14.06.2021 tarihli ikinci ıslah dilekçesine geçerlilik tanınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, Davacı yararına hükmedilen 55.000,00 TL manevi tazminat miktarının az olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı vekilinin ise talebinin reddedildiği, Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle de kararın kaldırılarak Davanın kısmen kabulüne, Davacının 290.608,48 TL sürekli iş göremezlik zararının bulunduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 137.617,08 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kazanın meydana geldiği 07.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3.694,67 TL geçici iş göremezlik tazminatının, kazanın meydana geldiği 07.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 75.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 07.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davacının 290.608,48 TL sürekli iş göremezlik zararının bulunduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 137.617,08 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kazanın meydana geldiği 07/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde kurulan hükümle hukuka aykırı olarak 2. bedel artırım dilekçesinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, geçici iş göremezlik maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin de kısmen kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. 2.Davalı vekili, husumet itirazlarının olduğu,davacınn sürekli iş göremez oranının hatalı tespit edildiği, açılan rücu dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği, meydana gelen iş kazasında kusurlarının olmadığını, hesabın fahiş olduğu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 51, 52, 53 ve 55 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 6331 sayılı Kanun'un ilgili hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. 2. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 3. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. 5. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. 6. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 7.Somut olayda, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının dosyaya celp edilerek, irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, ( gerçek kişi davalılar hakkındaki ceza kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılması suretiyle sonuçlanması gözetilip olaya ilişkin şahıs kusurları bu çerçevede irdelenerek), kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman farklı bir bilirkişi heyetinden; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasında varsa çelişkileri giderecek,yine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen 22.02.2016 tarihli rapordaki kusur oranları ile hükme dayanak kılınan kusur raporundaki farklılıklar da irdelenerek ayrıca davalı ... ile ihbar olunan ... Nakl.İnş.arasındaki iş ilişkisinin niteliği de gözetilerek tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde kusur oran ve aidiyetleri belirlenmelidir. 8.Öte yandan davacının itirazı kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca %13,1 oranında belirlenen sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurulunun 3. İhtisas Kurulu ile 2. Üst Kurulu tarafından %37,2 olarak belirlenmesine rağmen hesap raporunda esas alınan oranın %13,1 olarak esas alınmış olması yerinde olmayıp öncelikle %37,21 oranına göre bağlanması gereken gelirin Kurumdan sorulmasına dair önceki müzekkere sonucu ikmal edilip gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle denkleştirmeye konu edilecek ilk peşin sermaye değerli gelir tutarı belirlenmelidir. 9.Kabule göre de, Geçici iş göremezlik ödeneğinin davacıya ödenip ödenmediği, ödenmişse belirlenecek tutar ile %37,2 sürekli iş göremezlik oranına göre bağlanması gereken ilk peşin sermaye değerli gelir tutarının belirlenen tazminat tutarından tenzili hususunun gözetilmemesi, ayrıca hükme dayanak kılınan raporda ilk peşin sermaye değerli gelir yerine artışlı gelirin mahsubu yoluna gidilmesi diğer yandan eldeki davanın esas itibariyle Hukuk Muhakemeleri Kanunun 107 inci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olduğu buna göre davacı tarafından 141.990,61 TL'ye artırılması diğer taraftan davalının da anılan 23.08.2019 tarihli hesap raporuna kusur dışındaki veriler yönünden itiraz etmemesi karşısında taraflar lehine karşılıklı olarak oluşan usuli kazanılmış hak durumu gözetilmeksizin daha sonra düzenlenen ve 290.608,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olarak belirlenen zarar esas alınıp ne var ki taleple bağlı kalındığı ifade edilmek suretiyle yazılı şekilde tesis edilen hüküm yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar kapsamında kusur oran ve aidiyetleri belirlendikten sonra anılan hesap raporundaki veriler gözetilerek ve kusur uygulanmak suretiyle tazminat tutarı belirlenmeli,usuli kazanılmış haklar gözetilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Yine hükme dayanak kılınan kusur raporunda davalı Krayolları Genel Müdürlüğü ile ihbar olunan ... ...Ltd. Şti.'ye işverenlik sorumluluğunun gerektirdiği gerekçelerle kusur izafe edilmesine ne var ki,aradaki ilişki belirlenmeksizin kusur oran ve aidiyetlerinin (ilk hesap raporunda %55 kusur oranının 2 ve 3. Raporda ise %70 kusur oranının esas alınmış olması)belirlenmesine göre yukarıda bahse konu ilk hesap raporunda ......Ltd.Şti.'nin 3 üncü kişi olarak kabul edilip tüm peşin sermaye değerli gelirinin %55'inin hesaplanması da isabetsizdir. Öte yandan 2 nci hesap raporunda da %70 kusur oranı üzerinden hesap yapılması da ayrıca çelişkilidir. 10. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma kapsam ve nedenlerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.