Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/13386 E. 2023/3769 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13386
Karar No
2023/3769
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/962 E., 2022/1330 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş İş Mahkemesi SAYISI : 2021/815 E., 2022/31 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, diğer birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraflar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sigortalılarından ...'nun 27.12.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini, hak sahiplerine ilk peşin sermaye değeri olarak ...'na 160.112,04 TL, ...'na 32.747,20 TL, ...'na 50.124,36 TL gelir bağlandığını, neticede 242.983,60 TL kurumun zarara uğradığını, gelir bağlama başlangıç onay tarihinin 27.12.2005 olduğunu, sorumlular hakkında Muş1.Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığını beyanla kurumun talep edebileceği alacak miktarının tespitine, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak üzere kurum zararının şimdilik 10.000,00 TL sinin sarf, ödeme ve bağlanan gelirin onay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan ve yargılama sırasında kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğu tespit edilecek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2.Birleşen 2015/131 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sigortalılarından ... 27.12.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini, bu nedenle müvekkili kurum tarafından hak sahiplerinden Murat Mevlütoğlu'na 819,26 TL ödeme yapıldığını, kazazede işçinin hak sahiplerinden ..., ... ve ...'na ödenen 242.983,60 TL peşin sermaye değerinin 28.11.2006 tahsis onay tarihi itibariyle davalıdan tahsili amacıyla Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/340 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, dosyanın halen derdest olduğunu, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin dava ve talep hakkının saklı kalmak kaydıyla kurum zararının şimdilik 819,26 TL'nin tahsis ve onay veya ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir 3.Birleşen 2016/331 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sigortalılarından ... nun 27.12.2005 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda vefat ettiğini, bu sebeple hak sahiplerine ilk peşin sermaye değeri olarak toplamda 242.983,60 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, buna ilişkin Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/340 Esas sayılı dosyasında açtıkları davanın devam ettiğini, hak sahiplerinden Murat Mevlütoğlu'nun gelire girdiği tarih itibariyle hesaplanan peşin sermaye değer farkı olan 73.954,72 TL hesaplandığını, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin dava ve talep hakkının saklı kalmak kaydıyla kurum zararının şimdilik 5.000,00 TL'nin tahsis ve onay veya ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. 4.Davacı vekili, 24.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile ana dava ve birleşen dava için toplam 195.042,29 TL'nin tahsis, onay ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...Ş. vekili süresi geçtikten sonra sunduğu cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, 27.12.2005 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde müteveffanın mirasçıları tarafından müvekkili kurum aleyhine Van İş Mahkemesinde maddi manevi tazminat davası açıldığını, davanın kesinleştiğini, müvekkili kurumun ölenin hak sahiplerine mahkemece tespit edilen tazminatı ilgili hak sahiplerine ödediğini, her iki davanın müvekkili kuruma karşı aynı sebepten kaynaklı açılan davalar olması sebebiyle müvekkili kurumun mükerrer ödeme yapmak zorunda kalacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...Ş. vekili birleşen 2015/131 Esas sayılı dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yönünden davanın husumetten reddine, davanın Tedaş Genel Müdürlüğüne ihbarına, yetkili mahkemede açılmadığından bahisle yetkisizlik kararı verilmesi ile Van Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğuna, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı VEDAŞ'ın yüksek gerilim hatlarının bakım ve onarım çalışmasında öncelikle hattı besleyen kesici ve ayırıcının açılması ve açık konumda kilitlenmesi, çalışma mahallinde gerilim kontrolü, topraklama ve kısa devre tedbirlerinin alınmaması, gerekli iş düzeninin oluşturulmaması nedeniyle %80, müteveffa işçinin ise bireysel olarak alması gereken önlemleredikkat etmemesi ve emniyetli çalışmaması nedeniyle %20 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılarak, Asıl dava 2021/815 Esas sayılı dava yönünden; "Davanın kabulü ile, 194.386,88 TL kurum alacağının tahsis onay tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine," Birleşen Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/131 Esas sayılı davası yönünden;"-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 655,41 TL kurum alacağının fiili ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," Birleşen Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/331 Esas sayılı davası yönünden; davanın reddine, dair hüküm kurulmuştur. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı işverenin iş kazasının meydana gelmesinde % 100 kusurlu olduğunu, davalı vekilinin husumet, zamanaşımı ve ıslaha ilişkin olarak yapmış olduğu istinaf taleplerinin yasaya ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, Van iş Mahkemesi nin 2006/245 E.-2009/240 K. sayılı kararı ile davalı aleyhine açılan maddi-manevi tazminat davası kapsamında husumetin davalıya yöneltildiğini ve davalı kurumun husumet itirazında bulunmadığını, yerel mahkeme kararının, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.05.2010 tarih 2009/7995 E. - 2010/5980 K. sayılı ilamı ile onandığını, davalı tarafın işletme devir hakkı kapsamındaki sözleşme hükümlerinin taraflar arasında bağlayıcı olduğu gibi ihbar olunan TEDAŞ vekilinin 31.08.2016 tarihli itiraz dilekçesi ve yargılama kapsamındaki açıklamalarında mülkiyet dışında kalan tüm tazminat ve diğer taleplerin davalı VEDAŞ a yöneltileceğini, İHDS 7.5 maddesi gereği tazminat taleplerinin davalı işverenden tahsili talep edileceğinden davacının bu kapsamdaki husumet itirazının yerinde olmadığını, davalı işverenin sorumlu olmadığı ve çalıştırmadığı işçinin iş kazası bildirimini kuruma yapmış olması karşısında işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi ikrar ettiğini, bu yöndeki itirazlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davanın niteliği gereği belirsiz alacak davalarında davanın açılması ile birlikte tüm alacak için zamanaşımının kesileceğini hem davalının hem de mahkemenin talebi olmaksızın alacağın belirli hale gelmesi ile birlikte taleplerin artırılabileceğinin yargıtay kararları ve doktrin tarafından da benimsendiğinden ve bedel arttırım dilekçesi sunulmuş olduğundan, davalı tarafın ıslaha ilişkin zamanaşımı definin yerinde olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2017/2457 E., 2017/4734 K. sayılı kararının aynı doğrultuda olduğunu, zamanaşımının belirsiz alacak davasının açılması ile birlikte davaya konu alacağın belirlenemeyen kısmı da dâhil olmak üzere tüm alacak açısından kesileceğini, bu nedenle alacağın belirlenemeyen kısmının zamanaşımına uğraması gibi bir durumun söz konusu olmayacağını beyanla açıklanan nedenler ve resen göz önüne alınacak nedenlerle usule, yasaya ve hukuka aykırı olan yerel mahkeme kararının incelenerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet zamanaşımı ve kusur itirazlarında bulunduğunu, talebin muhatabı ve sorumlusunun TEDAŞ olduğunu, yerel mahkemece husumet itirazına ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece davanın her ne kadar belirsiz alacak davası olarak açıldığı ifade edilmiş ise de dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kurum zararının 10.000 TL'si için kısmi dava açıldığını, kısmi davalarda dava açılması halinde zamanaşımının yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesileceğini, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceğini, ıslah ile arttırılan miktarın zamanaşımına tabi olduğunu, Yargıtay kararları gereğince, kurumun işveren aleyhine açtığı rücu davalarında zamanaşımı süresinin gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi gerekse 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi gereğince 10 yıl olduğunu, zamanaşımı süresinin başlangıcının gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihleri olduğunu, davacı kurum vekilince 24.01.2020 tarihli bedel arttırım (ıslah) dilekçesi ile talep edilen 195.042,29 TL'nin sadece 10.000,00 TL'sini ana davada talep edildiğini, bedel arttırım (ıslah) dilekçesi ile talep ettiği kalan miktar için (185.042,29 TL) davacı kurum vekili tarafından gelir bağlama başlangıç onay tarihi olduğu ifade edilen 27.12.2005 tarihinden itibaren bedel arttırım (ıslah) dilekçesinin mahkemeye sunulma tarihine kadar 15 yıldan fazla zaman geçtiğini, davacının ıslah yoluyla talep ettiği miktar olan 185.042,29 TL'lik kısmın zamanaşımına uğradığını, hak sahiplerince işveren aleyhine açılan tazminat davasında Van İş Mahkemesinin 2006/245 E. 2009/240 K. sayılı onanarak kesinleşen kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda % 75 işveren kusuru, % 25 müteveffa kusuru olduğu kabul edildiği halde Yerel Mahkeme kararında % 80 işveren kusuru, % 20 müteveffa kusurunun baz alınması ve bu oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kazazedenin kendi dikkatsizliği sonucu iş kazası geçirdiğini, denetime elverişli olmayan hesap bilirkişi raporunun yerel mahkeme kararına dayanak yapıldığını, hiçbir hukuki dayanağı ve alacağı bulunmadığı halde Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen 506 sayılı Kanun'un 26/1 inci maddesinin dava konusu olayın yasal dayanağı olduğunu iddia ederek bu madde kapsamında davacı kurum tarafından rücuan alacak talebinde bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ıslah ile arttırılan miktara ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının istinaf incelemesinde kaldırılarak husumet yokluğu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, kusur yönünden yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına, davanın esas yönünden reddine, karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı kurumun sigortalısı Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş. Muş Müessesse Müdürlüğü Köy Arıza Servisinde çalışan ...'nun 28/12/2005 tarihinde Arızayı gidermek amacıyla Ortakent Köyündeki çıktığı beton direk üzerindeyken, hattın enerjilenmesi ile birlikte elektrik çarpası neticesinde vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumunca olayın iş kazası olarak kabul edildiği, 09/06/2014 tarihli iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %80 dava dışı kurum sigortalısının %20 oranında kusurunun olduğunun belirtildiği, davaya konu iş kazası sebebi ile müteveffanın yakınları tarafından Van İş mahkemesi'nin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 2006/245 Esas, 2009/240 K. sayılı dosyasında görülen maddi tazminat davasında davalı işverenin %75 kazazede sigortalının %25 oranında kusurlu kabul edildiği dolayısıyla raporların aynı doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.... ...Somut olayda, davalı işverenin %75 dava dışı sigortalının %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya ve oluşa uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı ve davalı tarafın kusur raporuna yönelik itirazları yerinde bulunmamıştır.. ...Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, özellikle dava dışı müteveffa sigortalı işçinin davalının personeli olması ve olayın işletme hakkı devir sözleşmesi sonrası gerçekleştiği dikkate alındığında, davacı tarafından husumetin doğru yöneltildiği, Kurum zararının doğru belirlendiği, hükme esas alınan kusur raporunun olaya uygun, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu ve mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir. " gerekçesi ile, davacı ve davalı ...Ş. vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri tekrar ederek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri tekrar ederek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297, 298 nci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21/1 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 2.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2 nci maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir. 5.Gerekçe - hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir. 6.Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince davalı işverenin %80 dava dışı kurum sigortalısının %20 oranında kusurlu olduğu değerlendirmesi ile davalı işveren yönünden %80 üzerinden yazılı şekilde karar verilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının gerekçe kısmında davalı işverenin %75 dava dışı sigortalının %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya ve oluşa uygun olduğu yönünde değerlendirme yapılarak hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı ve bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/13386, K. 2023/3769, T. 05.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-13386-e-2023-3769-k-36c5fad6ca28