Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/11207 E. 2023/13562 K.
Konu: İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/11207
- Karar No
- 2023/13562
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/378 E., 2022/1377 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1488 E., 2020/457 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin 27.05.2016 tarihinde davalı işveren ... İnş. Ltd. Şti ve ... Adi Ortaklığı nezdinde çalışırken, keseri çiroz aletine vurduğunda çirozdan çıkan metal parçasının sağ gözüne gelmesi sonucu iş kazası meydana geldiğini, bahse konu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, metal parçasının gözüne gelmesi neticesinde görme bozukluğu ve görme kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin geçice ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi ile davacının ileri sürdüğü iddia ve talepleri kabul etmediklerini, davacının yaralanmasının ağır olmadığını, gözünde bir görme kaybı da söz konusu olmadığını, davacıya tedavisi ile birlikte bir ay istirahat verildiğini, bu sürenin sonunda davacının çalışabileceğine dair rapor düzenlendiğini, tedavi sonunda davacını tamamen iyileşmiş olup geçici yada kalıcı bir iş göremezliği bulunmadığını, davacının kendisine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek kazanın meydana gelmesine kendi kusurlu davranışı ile sebep olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile birbirini teyit eden kusur raporları nazarında davalı işverenin %80, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilip, "Her ne kadar davalı taraf maluliyete itiraz ettiklerini Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini talep etmiş ise de bu beyanına itibar edilmemiştir. Davalılar tarafından yapılan itiraz soyut olup herhangi bir somut veriye dayanmamaktadır. Kaldı ki kontrol kaydından sonra alınan maluliyet raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilen rapor aynı yöndedir. Davanın geldiği aşama düşünüldüğünde somut hiçbir veriye dayanmayan ve tamamen davayı sürüncemede bırakmaya yönelik olan bu itiraza itibar edilmemiştir. Öte yandan Yüksek Sağlık Kurulu kamu kurulu niteliğinde olup maluliyetin tespiti amacıyla kurulan bir kuruluştur. Yüksek Sağlık Kurulu raporuna neden itibar edilmemesi gerektiği davalı tarafından ortaya konulacak somut verilerle ispat edilmesi gerektedir. Soyut olarak ileri sürelen iddialar mahkememizce de kabul edilmemiştir." gerekçesiyle "Davanın kabulü ile 1- 158.975,44 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.05.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının yaşanan kazada bir kusurunun bulunmadığını, kusur durumuna ilişkin rapora itiraz edildiğini, Yüksek Sağlık Kurulu raporuna ilgililer tarafından itiraz edilmesi halinde, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, işlemiş dönem hesabı ile pasif dönem hesabının hatalı olduğunu, davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, ıslahın usulüne uygun yapılmadığını, taleplerin netleştirilmediğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırımasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyada bulunan kusur raporlarının dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, davacının ücretinin yaptığı işin niteliği ve yapılan emsal ücret araştırmasına göre doğru belirlendiği, davacı tarafça yapılan ıslahın usule uygun olduğu, Sağlık Kurulu Raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasında çelişki bulunmadığından Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına dair talebin yerinde olmadığı anlaşılmış maddi tazminat hesabının içtihatlara ve dosya kapsamına uygun olduğu görülmüştür. Olayın meydana geliş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, iş kazasının meydana geldiği tarih, dava tarihi, maluliyet oranı, istinaf edenin sıfatı da dikkate alınarak takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe C.A. Davalılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Sonuç olarak kabul edilen 30.000 TL'lik manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. C.B. Davacı vekilinin, reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50, 51, 53, 55, 56 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ve 95 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi 3. Değerlendirme 1.Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95 inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S.Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. 2.Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2010 gün ve 10-390 / 449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15 nci maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir. Çelişkinin Yüksek Sağlık Kurulu ile Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalından alınan sağlık kurulu arasında çıkması halinde de amacın uyuşmazlığı en geniş katılımlı bir kurul kararı ile sona erdirmek, yeni çelişkilerin ortaya çıkıp uyuşmazlığı çözümsüzlüğe itmeyi engellemek olduğu dikkate alındığında, Adli Tıp Genel Kuruluna başvurulmalı ve alınacak raporla uyuşmazlık sona erdirilmelidir. 3.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, 27.05.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde davacının sürekli iş göremezlik oranı her ne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu raporu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile birbirini teyit edecek şekilde %42,2 olarak belirlenmiş ise de, davalıların süresinde yapılan itirazları dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden bu konuda rapor alınmalı, çelişki olması durumunda Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. 4.Alınacak rapora göre yeniden hesap raporu aldırılmasının gerekmesi halinde, davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da dikkate alınmak suretiyle daha önce alınan hesap raporunda tespit edilen ücret katında ve işlemiş/bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihten değişikliğe gidilmeden (özellikle işlemiş/bilinen devre sonrasında yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmadan) hesap yapılıp sonucuna göre maddi tazminat alacağı belirlenmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalılar vekilinin maddi tazminata ilişkin istemi yönünden, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.