Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/18058 E. 2012/26750 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/18058
Karar No
2012/26750
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 18-548 Dava, Kurum işleminin iptali ve kesildiği tarihten itibaren yaşlılık aylığının tekrar bağlanması istemine ilişkindir. Mahkeme, bozma ilamına uyduktan sonra yaptığı yargılama sonucu davanın kısmen kabulüyle, 01.01.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermiştir. Hükmü, taraflar vekillerinin temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacıya, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlandığı süre dikkate alınarak, 01.02.1995 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, bilahare anılan tarihte İsviçre Sosyal Güvenlik Kurumuna prim ödemeye devam ettiğinin ve böylece kesin dönüş şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması üzerine bağlanma tarihi itibariyle yaşlılık aylığının iptal edildiği anlaşılmaktadır. Yurtdışı hizmet borçlanması için kesin dönüşü şart kılan 3201 sayılı Yasanın 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 günlü Esas 2000/36 Karar 2002/198 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olduğundan, artık yurt dışında bulunan Türk Vatandaşlarının borçlanabilmeleri için yurda kesin dönüş yapma koşulu ortadan kalkmış ise de, 3201 sayılı Kanunun “aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihi” başlıklı 6. maddesinde; "A-Bu kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için; a)Yurda kesin dönülmüş olması, b)Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması; c)Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması şarttır. Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere ilgili sosyal güvenlik kurumu kanunu hükümlerine göre bağlanır...” şeklindeki düzenleme ile 3201 sayılı Kanunun aylık bağlanması için “kesin dönüş” koşulunu aramakla birlikte bu konuda açıklayıcı bir bilgi de içermemektedir. Hukuk Genel Kurulu’nun 1997/10-588-857, 1998/10-645 1999-237 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, yurda kesin dönüş yapmaktan söz edebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden (İsviçre) yurtdışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyerek geçici sürelerle yurda giriş yapmak “kesin dönüş” yapıldığı anlamını taşımaz. Keza yurt dışında çalışmamak da her zaman kesin dönüşe delalet olmaz. Giderek kişi çalışmayabilir ama sosyal güvenlik yardımı almak için sosyal güvenlik kuruluşuna prim ödemeyi yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir. Bu konuda çıkarılan, 06.11.2008 tarih 27046 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde de “kesin dönüş; Aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu” ifade edeceği öngörülmüştür. Yurtdışında sosyal sigortadan faydalanmak için prim ödeme, kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına göstergedir. Eldeki davada; Dairemizin 12.10.2009 tarihli bozma kararına uymak suretiyle mahkemenin yürüttüğü yargılamada; İsviçre Sosyal Sigorta Mercii'nden alınan 18.02.2011 tarihli yazıda, "davacının 31.12.2005 tarihine dek çalışmayanlar için zorunlu prim ödediği" bildirilmiştir. Dairemizin bozma kararı sonrasında ortaya çıkan bu durum ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde 31.12.2005 tarihine kadar yurda kesin dönüş olmadığının kabul edilmesi gerektiği ile usul ekonomisi ilkesi gözetilerek, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gereken tarihin 01.01.2006 tarihi olarak belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O hâlde; davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/18058, K. 2012/26750, T. 24.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-18058-e-2012-26750-k-ba125e67f289