Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/6225 E. 2012/11429 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/6225
Karar No
2012/11429
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :454-57 Dava, yersiz aylık ve ödemelerin istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacıya, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süreleri, askerlik borçlanması ve yurtdışında geçen çalışmalarından dolayı 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı süreler gözetilerek, 01.02.2009 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında (Bağ-Kur) yaşlılık aylığı bağlandığı; ancak davacının, 08.07.1991 tarihinden itibaren kesintisiz şekilde devam eden vergi kaydının bulunduğunun anlaşılması üzerine, davalı Kurum tarafından, 3201 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi gerekçe gösterilerek yaşlılık aylığı Ocak 2010 itibariyle kesildiği anlaşılmaktadır. Davacı Kurum, bu dönemde yersiz olarak ödenen aylıkları ile tedavi giderlerinin istirdadına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, “...19.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5997 sayılı Kanunla 3201 sayılı Kanunun değiştirilen 6/B maddesinin sosyal güvenliğe ilişkin olduğundan geriye yürüyeceği...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmalığa konu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinin “B” bendinin 5754 sayılı Kanunla değişik halinde “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan... Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Kanun’un 15’inci maddesi ile anılan bentteki ilgili hüküm “...Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her kanunun kendi yürürlük döneminde uygulanması gereği ile eldeki uyuşmazlıkta kanunların geriye yürümemesi kuralının istisnasını teşkil edecek herhangi bir özellik bulunmaması gözetildiğinde, anılan değişikliğin davalı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan; davacının vergi kaydı 08.07.1991 tarihinden bu yana devam etse bile, herhangi bir bildirim ya da sosyal güvelik destekleme prim ödemesi bulunmadığından, davalı Kurumun Medeni Kanun’un 2’nci maddesinde aykırı davranışından da söz edilemez. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/6225, K. 2012/11429, T. 14.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-6225-e-2012-11429-k-3c75f5e8f361