Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/688 E. 2026/4938 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2026/688
Karar No
2026/4938
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/288 E., 2020/473 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 28.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/38024 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155261 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155261 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29.05.2015 tarihli ve 2015/46445 soruşturma, 2015/2941 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenme kararında, şüpheliye itiraz süresinin ve itiraz mercinin gösterilmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 25.04.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2015 tarihli ve 2015/46445 Soruşturma, 2015/2941 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 11.06.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre usulsüz şekilde tebliğ edildiği, B. Şüphelinin 03.02.2020 tarihinde yeniden aynı nev'i suçu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2020 tarihli ve 2015/46445 Soruşturma, 2020/17530 Esas, 2020/12443 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,

C. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.10.2020 tarihli ve 2020/288 Esas, 2020/473 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.

D. Dosya kapsamına göre;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,

Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliği usulsüz olduğu gibi, erteleme kararında, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla, ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından;

Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'la değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli ve 2020/288 Esas, 2020/473 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2026/688, K. 2026/4938, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2026-688-e-2026-4938-k-6d455192ead6