Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9863 E. 2026/4832 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9863
- Karar No
- 2026/4832
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/16 E., 2022/30 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Alanya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43... /1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 29.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.11.2025 tarihli ve 2025/14752 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/143477 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/143477 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27/06/2024 tarihli ve 2024/2787 esas, 2024/21362 karar sayılı ilâmıyla ;"...Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir..." şeklinde de belirtildiği üzere, Dosya kapsamına göre, şüphelinin 21.11.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan dolayı Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.03.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüpheliye 02.11.2020 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 18.11.2020 tarihinde kesinleşmesinin ardından şüphelinin 01/06/2018, 17.09.20 20... .03.2021 tarihlerinde aynı neviden suç işlediğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, anılan suçların zincirleme şekilde işlendiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmiş ise de, bahse konu tüm suçların kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının kesinleşme tarihinden önce işlendiği dolayısıyla da sadece temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde suçun zincirleme şekilde işlendiğinden bahisle ceza artırımı yapılmasında isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 21.11.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2020 tarihli ve 2019/21995 Soruşturma, 2020/170 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 02.11.2020 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için 31.05.2021 tarihinde Alanya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Yine şüpheli hakkında, 17.09.2020 tarihli aynı nev'i suçtan yürütülen soruşturmanın da 2019/21995 sayılı soruşturma ile birleştirilmesine karar verildiği, C. Şüphelinin 05.03.2021 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle belrlenmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2021 tarihli ve 2019/21995 Soruşturma, 2021/2780 Esas, 2021/2169 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Alanya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.01.2022 tarihli ve 2021/16 Esas, 2022/30 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre; sanık hakkında verilen 05.03.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 02.11.2020 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek itiraz edilmeksizin 18.11.2020 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın 05.03.2021 tarihinde aynı nevi suçu işlemesi üzerine erteleme kararı kaldırılarak hakkında kamu davası açılmıştır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiğinden, sanığın 17.09.2020 tarihli eyleminin, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmesinden önce işlendiği, 05.03.2021 tarihli eylemin erteleme kararının ihlali olduğu, dolayısıyla 21.11.20 19... .09.2020 tarihli eylemlerin tek suç olarak kabulü ile sadece temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, suçun zincirleme şekilde işlendiği gerekçesiyle, TCK'nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
F. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendinde yer alan, "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder." şeklindeki düzenleme uyarınca hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi gerekmekte ise de;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin tek suç oluşturduğu, ancak yapılan yargılama sonucunda temel ceza belirlenirken 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesindeki ölçütlere ve 3. maddesinde öngörülen orantılılık ilkesine uygun olarak alt sınırdan uzaklaşılmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu nedenle, sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle Mahkemesince değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünüldüğünden Dairemizce hüküm kurulmamıştır.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Alanya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2022 tarihli ve 2021/16 Esas, 2022/30 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.