Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/7987 E. 2026/6047 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/7987
- Karar No
- 2026/6047
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/129 E., 2022/421 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Dairemizin 14.01.2020 tarihli ve 2019/3997 Esas, 2020/169 Karar sayılı bozma ilamına uyularak, Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2020 tarihli ve 2020/117 Esas, 2020/388 Karar sayılı kararı ile verilen durma kararının gereği olarak sadece erteleme kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilip, ihlali halinde dosyasına bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerekirken, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında ikinci kez 02.06.2021 tarihinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali üzerine ikinci kez açılan 26.01.2022 tarihinde düzenlenen iddianame ile Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/129 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan mükerrer kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği aynı eylemin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş olması nedeniyle Dairemizin görevli olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, durma kararı verilen dosya ile incelenen dosyanın birleştirilip ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğinin birleşen dosya üzerinden tartışılması, sanığın UYAP sisteminde görülen birden fazla kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan Mahkeme ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde açık ve kapalı dosyalarının bulunduğu gözetilerek, UYAP üzerinden yapılan araştırma kayıtları da denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından da başkaca kayıt bulunup bulunmadığı da sorularak, dosya ve soruşturma kayıtlarının akıbeti araştırılıp, aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip incelenen dosya arasına konulması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, 26.01.2022 tarihli iddianame ile açılan kamu davası yönünden ise mükerrer açılmış olması nedeniyle ayrı hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında mükerrer açılan kamu davası üzerinden yargılamaya devam ederek mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre; B. Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk KDAE kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının sanığın bildirdiği ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'unun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tebliğ edildiği, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; 04.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, bu kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alındığında, 02.06.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk KDAE kararı olduğu belirlenmiştir.
UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında; 14.09.2017 tarihinde işlediği iddia edilen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu nedeniyle açılan kamu davasında, Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli, 2017/520 Esas ve 2018/18 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 04.06.2018 tarihli ve 2018/1297 Esas, 2018/1337 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile hükmün kesinleştiği, 19.11.2017 tarihinde işlediği iddia edilen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu nedeniyle açılan kamu davasında, Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli, 2018/96 Esas ve 2018/455 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 25.03.2019 tarihli ve 2018/2135 Esas, 2019/488 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile hükmün kesinleştiği anlaşılmakla; Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edileceğinden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 04.06.2018 tarihli ve 2018/1297 Esas, 2018/1337 Karar sayılı ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 25.03.2019 tarihli ve 2018/2135 Esas, 2019/488 Karar sayılı kararlarına karşı 5271 sayılı CMK'nın 308/a maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması, sonucuna göre incelemeye konu suçlara ilişkin dava dosyasının, inceleme dışı 14.09.20 17... .11.2017 tarihli eylemlere ilişkin dava dosyaları ile birleştirilmesi, her bir eylem yönünden ayrı ayrı sübut da tartışılarak, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle, mükerrer dava olup olmadığının, suçların “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işlenip işlenmediğinin, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi; zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle eylem sayısı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, eksik araştırma ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür. Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.